İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14311 Karar: 2024/7170 Tarih: 2024

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14311 K.2024/7170

8. Ceza Dairesi 2024/14311 E. , 2024/7170 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2009/357 Esas, 2010/63 Karar SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma İNCELEME KONUSU KARAR: Hak yoksunluğunun hapis cezasının infaz edilmesiyle kendiliğinden ortadan kalktığına ilişkin ek karar KANUN YAR

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14311 E. , 2024/7170 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2009/357 Esas, 2010/63 Karar SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma İNCELEME KONUSU KARAR: Hak yoksunluğunun hapis cezasının infaz edilmesiyle kendiliğinden ortadan kalktığına ilişkin ek karar KANUN YAR

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14311 E. , 2024/7170 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2009/357 Esas, 2010/63 Karar SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma İNCELEME KONUSU KARAR: Hak yoksunluğunun hapis cezasının infaz edilmesiyle kendiliğinden ortadan kalktığına ilişkin ek karar KANUN YARARIBA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.11.2017 tarihli, sayılı 2009/357 Esas, 2010/63 Karar sayılı ek kararı ile hükümlünün hakkındaki uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinin ardından , memnu hakların iadesi talebi hakkında, hak yoksunluğunun hapis cezasının infaz edilmesiyle kendiliğinden ortadan kalktığına dair kararının temyiz edilmeksizin 01.03.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18.01.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/9762 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/9762 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre; Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/11/2017 tarihli ek kararı ile hükümlünün memnu haklarının bulunmadığına karar verilmiş ise de, adı geçen hükümlünün uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan almış olduğu mahkumiyet kaydının 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 14 ve geçici 2. maddeleri gereğince arşive alınmış olduğu ve aynı Kanun'un 6290 sayılı Kanun ile değişik 12. maddesi gereğince arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren yasaklanmış hakların geri verildiği tarihe göre arşivden silinme süresi hesaplanacağı nazara alındığında, mahkumiyet kararında herhangi bir hak yoksunluğu yer almasa da, hükümlünün mahkumiyetin doğal neticesi olarak yasaklanan hakların geri verilmesi talebinde bulunabileceği ve hakkındaki adlî sicil arşiv kaydının bulunmasının yasaklanmış hak kavramına dahil olduğu, mahkemesince yapılacak değerlendirmede hükümlünün daha sonra yeni bir suç işleyip işlemediği incelenerek, hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında 31.05.2009 tarihli eylemi nediyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2009 tarihli, 2009/11913 Soruşturma, 2009/4813 Esas, 2009/632 sayılı iddianamesi ile Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2010 tarihli, sayılı 2009/357 Esas, 2010/63 Karar sayılı kararı ile sanığın 5337 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 inci maddesi ve 52 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 1.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, C. Hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 07.06.2011 tarihli ve 2010/48097 Esas, 2011/4853 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, D. Sanığın 14.09.2017 tarihli dilekçesi ile memnu haklarının iadesini talep etmesi üzerine, Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 07.11.2017 tarihli, sayılı 2009/357 Esas, 2010/63 Karar sayılı ek kararı ile '' 5237 sayılı TCK'nın 53/2.maddesi uyarınca infazının tamamlanmasıyla sınırlı olduğu ve hükümlü hakkındaki hapis cezası tamamen infaz edildiğinden, mahkum olduğu suç nedeniyle hükümlünün herhangi bir hak yoksunluğunun bulunmadığına, 5237 sayılı TCK'nın 53.maddesi ile getirilen hak yoksunluğunun hapis cezasının infaz edilmesiyle kendiliğinden ortadan kalktığına'' karar verildiği, kararının temyiz edilmeksizin 01.03.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. E. Cezanın amaçlarından birisinin de "suç işleyen failin iyileştirilmesi ve toplumla bütünleştirilmesi" olması karşısında; bunu ispat eden/gösteren kişinin ömür boyu hak yoksunluğuna muhatap olması, adil de değildir. İşte ortaya çıkabilecek bu gibi sakıncaların giderilebilmesi için, mahkumun belirli bir süreyi iyi halli olarak geçirmesi ve kanunda açıklanan diğer koşullara uymuş olması halinde yoksun kaldığı hakları tekrar kullanması, "yasaklanmış hakların geriverilmesi (memnu hakların iadesi) kurumu ile olanaklı hale gelmektedir. Bu yolla fail, toplumsal yaşamın gerektirdiği etkinlikleri normal bir şekilde sürdürmesini sağlayan haklarına yeniden kavuşmanın yanı sıra, mahkumiyet sonucu yıpranan manevi itibarını da elde etme olanağına kavuşmuş olacaktır. 765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu'nun 121-124. maddeleri ile 1412 sayılı (mülga) Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu'nun 416-420. maddelerinde düzenlenen "yasaklanmış hakların geri verilmesi" kurumuna ilişkin ne 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda ne de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda herhangi bir hükme yer verilmemiş, ancak daha sonra 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 38. maddesiyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na 13/A maddesi eklenmek suretiyle Türk hukukundaki yerini tekrar almıştır. "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlığını taşıyan 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesi: "(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir. (2) Mahkum olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak, bu süre kişinin mahkum olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz. (3) Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgahının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir. (4) Mahkeme bu husustaki kararını, dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet Savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verebilir. (5) Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu'nda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir. (6) Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde, adli sicil arşivini kaydedilir. (7) Yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır." şeklinde olup, maddenin gerekçesi şöyledir: "Maddeyle, 5352 sayılı Kanun'a 13/A maddesi eklenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53'üncü maddesindeki düzenlemeye göre, belli bir suçtan mahkumiyete bağlı süresiz hak yoksunluğundan söz edilemez. İşlediği suç dolayısıyla toplumda kişiye karşı duyulan güven sarsıldığı için suçlu kişi, özellikle güven ilişkisinin varlığını gerekli kılan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaktadır. Ancak, bu hak yoksunlukları süresiz değildir. Cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, 53'üncü maddede suça bağlı hak yoksunluklarının da belli bir süreyle sınırlandırılması yönünde düzenleme yapılmıştır. Türk Ceza Kanunu'nda, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu söz konusu olmadığı için, yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesine ilişkin düzenleme yapılmamıştır. Ancak, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu'nun Geçici 2'nci maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur." Bu yeni hüküm ve gerekçesi göz önüne alındığında yasaklanmış hakların geri verilmesini; "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarla belli bir suç veya ceza mahkûmiyetine bağlı olarak doğrudan veya mahkumiyetin yasal sonucu olarak öngörülen sürekli hak yoksunluklarının; cezanın infaz edilmesinden ya da infaza hukuki bir nedenle son verilmesi halinde kararın kesinleşmesinden itibaren, belirli bir süre gösterilen iyi hal sonrasında, mahkumun talebiyle, geleceğe yönelik olarak mahkemece geri verilmesi" şeklinde tanımlanabilir. Yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verildiğinde adli sicil bilgileri silinmemektedir. Ancak geri vermeye ilişkin karar adli sicil arşivine kaydedilmektedir. (5352 sayılı Kanun md.l3/A,f.6) Silinen ancak arşiv kaydına alınan kayıtlar "kural olarak" kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak olarak kullanılamaz (5352 sayılı Kanun md.10/2) ise de, kanunlarda bu konuda özel düzenleme olması halinde söz konusu arşiv kaydı hak yoksunluğu dahil bazı hukuki işlemlere esas alınabilecektir (5352 sayılı Kanun md.10/2). Dolayısıyla hak yoksunluğuna neden olan mahkumiyetin adli sicilden silinmesine karar verilmesi halinde, silme kararıyla yasaklanmış haklar da otomatik olarak geri verilmiş olacağından, ayrıca yasaklanmış hakların geri verilmesini talep etmeye gerek kalmayacağı ileri sürülebilirse de bu durum ancak bir hak yoksunluğuna esas alınamayanlar açısından geçerli olabilecektir. Nitekim 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun geçici 2. maddesinde Anayasanın 76. maddesi ile özel kanunlarda sayılan suç ve mahkumiyetlerin arşiv bilgilerinin silinmesi benimsenmemiştir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde, 5237 sayılı TCK. dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği, bunun için, Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması gerektiği belirtilmektedir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi için cezanın infaz edilmiş olması ve kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisinde yeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekecektir. 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesine göre, ister 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'ndan, isterse özel bir yasadan kaynaklansın, amme hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme veya seçilme hakkından yoksun kılınma, yasal kısıtlılık altında bulundurulma, babalık veya kocalık haklarından mahrumiyet, sürücü belgesinin geri alınması, emekli maaşından yoksun kılınma, meslek ve sanatın tatili, işyerinin kapatılması ve benzerleri gerek bir mahkumiyet sonucu ve gerekse ceza şeklinde hükmedilen her nevi ehliyetsizliklerin memnu hakların iadesi yoluyla bertaraf edilmesine yasal bir engel bulunmadığından, anılan kanun maddesinde açıklanan süreler geçtikten sonra talepte bulunan iyi halli hükümlünün memnu haklarının iade edildiğinin bir kararla tespit edilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Dava dosyası kapsamına göre somut olayda; Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2010 tarihli, sayılı 2009/357 Esas, 2010/63 Karar sayılıs kararı ile hükümlünün uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın Yargıtay 10. Ceza Dairesince onanarak kesinleştiği ve 31.05.2015 tarihinde infazından sonra adı geçen hükümlü tarafından memnu hakların iadesi talebinde bulunulduğu ve Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 07.11.2017 tarihli, sayılı 2009/357 Esas, 2010/63 Karar kararı ile ‘‘'' 5237 sayılı TCK'nın 53/2.maddesi uyarınca infazının tamamlanmasıyla sınırlı olduğu ve hükümlü hakkındaki hapis cezası tamamen infaz edildiğinden, mahkum olduğu suç nedeniyle hükümlünün herhangi bir hak yoksunluğunun bulunmadığına, 5237 sayılı TCK'nın 53.maddesi ile getirilen hak yoksunluğunun hapis cezasının infaz edilmesiyle kendiliğinden ortadan kalktığına'' karar verilmiş ise de; hükümlü hakkında adli sicil arşiv kaydının bulunmasının yasaklanmış hak kavramına dahil olduğu, cezasının infaz edildiği tarihten itibaren 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde yer alan 3 yıllık sürenin geçmiş olduğu ve hükümlünün daha sonra yeni bir suç işlemediği, ancak mahkemesince yapılacak değerlendirmede hükümlünün hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.11.2017 tarihli, sayılı 2009/357 Esas, 2010/63 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla