Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/14440 E. , 2025/1608 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/405 E. 2020/124 K. SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2012 tarihli iddianamesi
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/14440 E. , 2025/1608 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/405 E. 2020/124 K. SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2012 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1-2, 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Bakırköy 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.04.2014 tarih, 2013/313 Esas, 2014/376 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, hükümlünün tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2017 tarihli, 2017/36 Esas, 2017/122 Karar sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin devamına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 228/8. maddesi uyarınca kamu davasının düşmesine karar verildiği, denetim süresi içerisinde 14.12.2017 tarihinde işlediği aynı neviden suç işlediğinin ihbar olunması üzerine, Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2020 tarihli, 2018/405 Esas, 2020/124 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 43. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezasına karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 30.03.2023 tarihli ve 2022/20018 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40802 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “ Dosya kapsamına göre, 1-Sanığın evvelce 24/06/2012 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Bakırköy 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/04/2014 tarihli ve 2013/313 esas, 2014/376 sayılı kararı ile bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme süresi içerisinde denetim tedbirlerine uymaması sebebiyle ihbar üzerine yapılan yargılama sonunda Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/03/2017 tarihli ve 2017/36 esas, 2017/122 sayılı kararı ile kamu davasının düşürülmesine ve denetimli serbestlik tedbirinin devamına karar verildiği, sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına devam eder iken sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 01/11/2017 tarihli ve 2017/2776 DS sayılı yazısı ile dosya kaydının kapatıldığının bildirildiği, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 15/05/2018 tarihli ve 2017/121225 soruşturma, 2018/17503 esas, 2018/12530 sayılı iddianamesi ile sanığın 24/06/2012 ve 14/12/2017 tarihli aynı neviden uyuşturucu madde bulundurmak eylemleri nedeniyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılamada Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/02/2020 tarihli kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verilip zincirleme suça ilişkin hükümler uygulanarak ceza artırımı yapılmış ise de, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09/02/2022 tarihli ve 2021/14846 esas, 2022/1168 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanunun 191/2. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının, 6545 sayılı Kanun ile getirilen 5237 sayılı Kanunun 191/2. maddesinde düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve aynı Kanun'un 191/3. maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik tedbiri ile aynı hukuki sonuçları doğuracağı, bu kapsamda sanığın 14/12/2017 tarihli eyleminin, 24/06/2012 tarihinde gerçekleştirdiği eylemi nedeniyle Bakırköy 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/04/2014 tarihli ve 2013/313 esas, 2014/376 sayılı kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin ihlali niteliğinde olduğu, ayrı kovuşturma konusu yapılamayacağı, sanığın sadece 24/06/2012 tarihinde gerçekleştirdiği eylemi nedeniyle mahkumiyetine karar verilmesi yerine zincirleme suça ilişkin hükümler uygulanarak fazla ceza tayin edilmesinde, 2- Kabule göre de, suç tarihi olan 24/06/2012 tarihi itibari ile yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, daha sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, anılan Kanun'un 7/2. maddesi uyarınca suç tarihi itibari ile sonuç ceza yönünden sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanmasının yasal bir zorunluluk olduğu, bu nedenle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibari ile sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesinde yer alan ceza miktarına göre temel cezanın “2 yıl hapis” olarak belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE (1) numaralı kanun yararına bozma istemi yönünden, Hükümlü hakkında Bakırköy 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.04.2014 tarih, 2013/313 Esas, 2014/376 Karar sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, hükümlünün tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2017 tarihli, 2017/36 Esas, 2017/122 Karar sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin devamına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 228/8. maddesi uyarınca kamu davasının durması yerine düşmesine karar verilmesinde isabet görülmese de; denetimli serbestlik tedbiri esnasında aynı neviden suç işlediğinin ihbar olunması üzerine Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2020 tarihli, 2018/405 Esas, 2020/124 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 43. ve 62. maddeleri uyarınca zincirleme suça ilişkin hükümler uygulanarak ceza artırımı yapılmış 1 yıl 13 ay hapis cezasına karar verilmiş ve 28/12/2021 tarihlinde kesinleşmiştir. Hükümlünün 14.12.2017 tarihli eylemi, 24.06.2012 tarihli eylemi ile hükmedilen Bakırköy 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.04.2014 tarihli ve 2013/313 Esas, 2014/376 Karar sayılı kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin ihlali niteliğinde olduğu, ayrı kovuşturma konusu yapılamayacağı, hükümlünün sadece 24/06/2012 tarihinde gerçekleştirdiği eylemi nedeniyle mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken zincirleme suça ilişkin hükümler uygulanarak fazla ceza tayin edilmesinin, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. (2) numaralı kanun yararına bozma istemi yönünden, (1) nolu bozma sebebine göre; istemde "kabule göre" şeklinde belirtilen istem hakkında karar verilmesi sonuca etkili görülmediğinden, bu husus inceleme dışı bırakılmıştır. III. KARAR A. (1) nolu istem yönünden ; A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2020 tarihli, 2018/405 Esas, 2020/124 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, B. (2) nolu istem yönünden; Kanun yararına bozma istemine dayanan kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar içeriğinin usule uygun olmadığı görülmekle gerekçe bölümünün (A) bendinde belirtilen bozma nedenine göre KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2025 tarihinde karar verildi.