İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14546 Karar: 2025/3692 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14546 K.2025/3692

8. Ceza Dairesi 2024/14546 E. , 2025/3692 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2008/624 E., 2008/752K. Ek Karar SUÇLAR : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma 2313 sayılı Kanun'a aykırılık KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında 14.07.

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14546 E. , 2025/3692 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2008/624 E., 2008/752K. Ek Karar SUÇLAR : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma 2313 sayılı Kanun'a aykırılık KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında 14.07.

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14546 E. , 2025/3692 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2008/624 E., 2008/752K. Ek Karar SUÇLAR : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma 2313 sayılı Kanun'a aykırılık KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında 14.07.2008 tarihli eylemi sebebi ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2012 tarihli ve 2008/624 Esas, 2008/752 Karar sayılı ek kararında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına ve 2313 sayılı Kanun'un 23/son, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin kararı verildiği, kararın 18.04.2012 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 02.05.2023 tarihli ve 2022/5450 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.06.2023 tarihli ve KYB-2023/54366 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “ 1-Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2008 tarihli ve 2008/624 esas, 2008/752 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirine başlanabilmesi için 10 gün içinde müracaat etmesine dair İzmir Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünün 29/09/2010 tarihli çağrı yazısının 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi sonrasında, sanığın öngörülen süre içerisinde başvurmaması üzerine İzmir Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünün 06/12/2010 tarihli ve 2010/2991 İade (DS) sayılı kararı ile dosya kaydının kapatılmasına karar verilmesi sonrasında, Mahkemesine ihbarda bulunulduğunun anlaşılması karşısında,6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde yer alan, ''(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda sanığın Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/624 sayılı dosyasının 25/11/2008 tarihli 2. celsesinde bildirdiği "Üç Pınar Yapı Koop. 313/31 K:8 D 31 Ayrancılar Torbalı/İZMİR" sayılı adresine 35. maddeye göre tebliğ işlemi yapıldığı, ancak anılan Kanun'un 35. maddesi uyarınca yapılan tebligatın, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde çıkarılması gerektiği gibi adlî mercilerce bu adrese daha önce usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılmaması nedeniyle usulsüz olduğu, uyarının ise hiç yapılmadığı gözetildiğinde, sanığın hakkındaki işlemlerden haberdar olduğu kabul edilemeyeceğinden yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılamayacağı cihetle, kamu davasının durmasına karar verilerek sanık hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/03/2012 tarihli ve 2008/624 esas, 2008/752 sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede; Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/03/2012 tarihli ve2008/624 sayılı ek kararında; sanık ... hakkında uyuşturucu madde kullanmak suçu yönünden verilen denetimli serbestlik tedbirine ilişkin karar değerlendirilirken gerekçe kısmında " ... yapılan yargılamada verilen denetimi serbestlik tedbirine uymadığından hakkında yeniden duruşma açıldığı, ancak sanığın savunmasında bildirdiği adresine Denetimi Serbestlik ve Yardım Merkezince adresinde bulunamadığından tebligat kanunun 35.maddesine göre usulüne uygun olarak tebligatın yapıldığı görülmekle hükmün açıklanmasına karar verildiği, ancak sanığın bir daha suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu kanaat hasıl olduğundan verilen mahkumiyet hükmünün ertelenmesine ... " şeklinde belirtilerek bu suça ilişkin denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesiyle hükmün açıklanacağı anlatılmasına karşın, uyuşturucu madde kullanma suçuna ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediği de nazara alınmadan, karar kısmında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına ve 2313 sayılı Kanun'un 23/son, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına denilerek, hükümde çelişkiye neden olunarak ve hükmün karıştırılması suretiyle, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Hükümlü hakkında, Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2008 tarihli ve 2008/624 Esas, 2008/752 Karar sayılı kararı ile 14.07.2008 tarihinde işlediği 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan anılan Kanun'un 23/son, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında daha önce tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmadığından anılan Kanun'un 191/6. maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, cezasının anılan Kanun'un 191/1. maddesi gereğince ertelenmesine dair 13.07.2009 tarihinde kesinleştiği, istenilen sürede denetimli serbestlik şube müdürlüğüne başvurarak geçerli bir mazeret bildirmediğinin edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymadığından bahisle hükmün açıklanarak daha önce verilen 10 ay hapis cezasının aynen infazına ilişkin Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.01.2011 tarihli ve 2008/624 Esas, 2008/752 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın sanık hakkında duruşma açılarak, tarafların çağrılarak beyanları alındıktan sonra karar verilmesi gerekirken dosya üzerinden karar verildiği gerekçesiyle kabulüne ve 07.01.2011 tarihli ek kararının kaldırılmasına dair İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.06.2011 tarihli ve 2011/850 Değişik iş sayılı kararını takiben, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulunu yerine getirmediği ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığından bahisle 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına ve 2313 sayılı Kanun'un 23/son, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2012 tarihli ve 2008/624 Esas, 2008/752 Karar sayılı ek kararının 18.04.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. B. Somut olayda; 1.Hükümlü hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararın kesinleştirilip infazı için İzmir Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünce gönderilen ilk çağrı davetiyesinin sanığın bilinen son adresine çıkartılan tebligatın adres yetersizliği gerekçe gösterilerek iade dönmesini müteakip, 20.10.2020 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, sanığın 10 gün içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuruda bulunmaması nedeniyle nedeniyle denetimli serbestlik dosyasının yükümlülüklere uymamadığı gerekçesiyle kapatıldığı; 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde yer alan, "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik fıkra: 19/03/2003 - 4829 S.K./11. md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır..." şeklindeki hükümler dikkate alındığında, hükümlünün bilinen son adresinden bilâtebliğ iade edilmesi üzerine, daha önce usulüne uygun yapılan herhangi bir tebliğ işlemi de bulunmadığı halde, farklı bir MERNİS adresi de bulunan hükümlüye ilişkin bu husus dikkate alınmadan bu defa önceki tebligat yapılamayan adresine anılan Kanun'un 35. maddesine göre yapılan tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğundan tedavinin gereklerine uygun davranmadığının kabul edilemeyeceğinden, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair çağrı yazılarının usulüne uygun şekilde tebliği ile infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. 2.Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2012 tarihli ve 2008/624 Esas, 2008/752 Karar sayılı ek kararının incelemede; Hükümlü hakkında uyuşturucu madde kullanmak suçu yönünden verilen denetimli serbestlik tedbirine ilişkin karar değerlendirilirken gerekçe kısmında " ... yapılan yargılamada verilen denetimi serbestlik tedbirine uymadığından hakkında yeniden duruşma açıldığı, ancak sanığın savunmasında bildirdiği adresine Denetimi Serbestlik ve Yardım Merkezince adresinde bulunamadığından tebligat kanunun 35.maddesine göre usulüne uygun olarak tebligatın yapıldığı görülmekle hükmün açıklanmasına karar verildiği, ancak sanığın bir daha suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu kanaat hasıl olduğundan verilen mahkumiyet hükmünün ertelenmesine ... " şeklinde belirtilerek kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suça ilişkin denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesiyle hükmün açıklanacağı anlatılmasına karşın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediği de nazara alınmadan, karar kısmında 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına ve 2313 sayılı Kanun'un 23/son, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına denilerek, hükümde çelişkiye neden olunarak ve hükmün karıştırılması suretiyle, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2012 tarihli ve 2008/624 Esas, 2008/752 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.05.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla