İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14617 Karar: 2025/7872 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14617 K.2025/7872

8. Ceza Dairesi 2024/14617 E. , 2025/7872 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/429 D.İş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME G

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14617 E. , 2025/7872 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/429 D.İş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME G

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14617 E. , 2025/7872 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/429 D.İş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 18.06.2012 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188/3., 53., 58. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2012 tarihli kararında değişen suç vasfı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eyleminin ihbarı üzerine Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2013 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62. ve 51. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1489 Esas, 2016/267 Karar sayılı kararının ihbar edilmesi ile Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.03.2019 tarihli ek kararı ile 10 ay hapis cezasının aynen infazına karar verildiği, karara yapılan itirazın incelenmesinde Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.05.2019 tarihli ve 2019/429 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2022/21538 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60269 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, mahkemece verilen 18/12/2013 tarihli karara ilişkin gerekçeli kararın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre sanığın mernis adresine 23/01/2014 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği halde, öncelikle sanığın bilinen son adresi olup sorgusunda bildirdiği "..." adresine mernis şerhi olmadan tebligat çıkarılması gerekirken doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu, bu haliyle erteleme kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla sanık hakkında denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle aynen infaz kararı verilemeyeceği gözetilmeksizin, yazılı şekilde itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A.Şüpheli hakkında, 16.06.2012 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 18.06.2012 tarihli ve 2012/33737 Soruşturma,2012/12786 Esas, 2012/1049 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun'un 188/3, 53, 54... . maddeleri uyarınca Adana Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.10.2012 tarih ve 2012/347 Esas, 2012/429 Karar sayılı kararı ile değişen suç vasfı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, kararın 18.10.2012 tarihinde kesinleştiği, C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazında uyuşturucu madde kullandığının tespiti üzerine Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2013 tarihli ve 2013/588 Esas, 2013/609 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1., 62., 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine karar verildiği, kararın 31.01.2014 tarihinde kesinleştiği, D. Sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu sebebi ile Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2016 tarihli ve 2015/1489 Esas, 2016/267 Karar sayılı kararının ihbarı üzerine Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.03.2019 tarihli ek kararı ile 10 ay hapis cezasının aynen infazına karar verildiği, E. Aynen infaz kararına yapılan itirazın değerlendirilmesinde Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.05.2019 tarih ve 2019/429 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, anlaşılmıştır. F. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2013 tarih ve 2013/588 Esas, 2013/609 Karar sayılı kararının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21/2. maddesine göre sanığın MERNİS adresine 23.01.2014 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmakla; 7201 sayılı Kanun'un 10/2. maddesinde yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği halde, öncelikle sanığın bilinen son adresi olup sorgusunda bildirdiği "..." adresine MERNİS şerhi olmadan tebligat çıkarılması gerekirken doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu, bu haliyle erteleme kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla sanık hakkında denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle aynen infaz kararı verilemeyeceği gözetilmeksizin, yazılı şekilde itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.05.2019 tarih ve 2019/429 D.İş sayılı sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: 2012'de uyuşturucu ticaretinden yargılanırken vasıf değişip tedavi ve denetimli serbestliğe hükmedilen, ihlal üzerine 191/1'den 10 ay hapse mahkûm edilip cezası ertelenen sanık hakkında, sonraki bir suç ihbarıyla erteli cezanın aynen infazına karar verilmiş; itirazın reddi kanun yararına bozmaya konu olmuştur.

Hukuki İlke: Erteme kararı önce sanığın sorgusunda bildirdiği adrese MERNİS şerhi olmaksızın çıkarılmadan doğrudan MERNİS adresine 21/2'ye göre tebliğ edilmişse usulsüzdür; erteleme kararı kesinleşmediğinden denetim süresi başlamaz ve sonraki kasıtlı suç gerekçesiyle cezanın aynen infazına karar verilemez.

Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma kabul; usulsüz tebliğ nedeniyle denetim süresi başlamadan verilen aynen infaz kararına yönelik itirazın reddi hukuka aykırı bulunarak 309/4-a uyarınca bozulmuştur.

Dava Strateji Notu: Erteli hapis cezasının aynen infazı taleplerinde, erteleme kararının usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği önce denetlenmeli; ağır ceza merciinin itiraz ret kararı bile kanun yararına bozmaya konu edilebilir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla