Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/14582 E. , 2025/5399 K. "İçtihat Metni" MAHKEME- KARAR : 1. Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/332 Esas, 2022/461Karar sayılı kararı 2. Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2022 tarihli ve 2022/437 Esas, 2022/556 Karar sayılı kararı SUÇ : Kullanmak için uyuşturu
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/14582 E. , 2025/5399 K. "İçtihat Metni" MAHKEME- KARAR : 1. Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/332 Esas, 2022/461Karar sayılı kararı 2. Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2022 tarihli ve 2022/437 Esas, 2022/556 Karar sayılı kararı SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARARLAR : Mahkumiyet, durma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/332 Esas, 2022/461 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 12.10.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2022 tarihli ve 2022/437 Esas, 2022/556 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kovuşturma şartı olan ısrar şartının gerçekleşmediğinden bahisle kamu davasının durmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 21.09.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1.maddesi uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2022/31736 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59581 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "1- Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/10/2022 tarihli ve 2022/332 esas, 2022/461 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/06/2016 tarihli ve 2016/123 esas, 2016/323 sayılı kararı ile sanık hakkında 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmiş ise de, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesinde yer alan, "(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanık hakkında Bakırköy 21. Sulh Ceza Mahkemesinin 31/01/2014 tarihli ve 2013/673 esas, 2014/71 sayılı kararı ile denetimli serbestlik tedbiri uygulandığı gözetilerek, somut olayda mahkemece verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesine göre zorunlu olarak verilmeyip, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca takdiren verilmiş bir karar olduğunun kabul edilmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre; 1-Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Bakırköy 21. Sulh Ceza Mahkemesinin 31/01/2014 tarihli ve 2013/673 esas, 2014/71 sayılı, sanığın yokluğunda verilen kararın, sanığın bilinen son adresi ve aynı zamanda mernis adresi olan "... Mah. ... Cad. No:49 İç Kapı No:1 .../İstanbul" adresine doğrudan mernis şerhli olarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca 15/02/2014 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış ise de; 7201 sayılı Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata anılan Kanun'un 23/1-8. ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, bu haliyle sanığın mernis adresine doğrudan anılan Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğunun anlaşılmasının karşısında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı cihetle, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilmeden, durma kararı yerine yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Bakırköy 21. Sulh Ceza Mahkemesinin 31/01/2014 tarihli ve 2013/673 esas, 2014/71 sayılı kararını müteakip, Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 06/03/2014 tarihli çağrı kağıdının sanığın bilinen son adresi ve aynı zamanda mernis adresi olan "... Mah. ... Cad. No:49 İç Kapı No:1 .../İstanbul" adresine "7201 sayılı Tebligat Kanununun 21. maddesinin 2. fıkrası muhatabın mernis adresi olup evrak mahalle muhtarlığına tebliğ edildi. 2 nolu örnek yazılarak adresin duş kapısına yapıştırıldı." şeklinde bir açıklamaya yer verilmek suretiyle 15/03/2014 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ imkansızlığının ne olduğu açıklanmaksızın sanığın belirtilen adreste oturup oturmadığı ya da adresten ayrılıp ayrılmadığı tespit edilmeden, doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebligat geçerli sayılamayacağından, tebligat işleminin usulsüz olduğu cihetle, sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının kabul edilemeyeceği, denetimli serbestlik tedbirine kaldığı yerden devam edilmek üzere mahkemesince kamu davası hakkında durma kararı verilerek yükümlü hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de, Sanığın yokluğunda verilen Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/06/2016 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının, 27/06/2016 tarihinde ''... Mah. ... Cad. No:49 İç Kapı No:1 .../İstanbul" adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ yapılmak suretiyle kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, yukarıda izah edildiği üzere yasal düzenlemeler uyarınca öncelikle sanığın bilinen son adresine anılan Kanun'a göre normal tebligat çıkarılması ve bu tebligatın "iade gelmesi halinde" ise bu kez aynı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği halde, doğrudan mernis adresine tebliğ işlemi yapılması sebebiyle anılan tebliğin usulsüz olduğu, bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 1- Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/09/2022 tarihli ve 2022/437 esas, 2022/556 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesinde, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki düzenlemelere yer verildiği, Somut olayda, sanık hakkında Bakırköy 18. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/05/2014 tarihli ve 2014/229 esas, 2014/609 sayılı kararı 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, söz konusu kararın adı geçene usulüne uygun olarak 25/06/2014 tarihinde tebliğ edildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, çıkartılan çağrı tebligatının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi üzerine sanığın 05/06/2015 tarihinde denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesini takiben tedavi tedbirlerinin uygulanması için Prof. Dr. ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkinin yapıldığı, sanığın süresi içerisinde hastaneye müracaat etmediğinin bildirilmesi nedeniyle yazılı olarak uyarılmasına karar verildiği, uyarı tebligatının 05/09/2015 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, tebligatı takiben sanığın tekrar müracaat etmemesi üzerine kayıtların kapatıldığı ve bu kararında usulüne uygun olarak kendisine tebliğ edildiği anlaşılmakla, adı geçen suç nedeniyle açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu" nun gerçekleştiği cihetle, yargılamaya devamla esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde durma kararı verilmesinde, İsabet görülmemiştir. "Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/332 Esas, 2022/461Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde: Hükümlü hakkında, 18.04.2013 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturmada, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 17.05.2013 tarihli ve 2013/51625 Soruşturma, 2013/22119 Soruşturma, 2013/8792 Esas sayılı iddianamesi ile Bakırköy 21. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Bakırköy 21. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.01.2014 tarihli ve 2013/673 Esas, 2014/71 Karar sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, sanığın tedbirin gereklerini yerine getirmemesi nedeniyle Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.06.2016 tarihli ve 2016/123 Esas, 2016/323 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, itiraz edilmeksizin 08.07.2016 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün denetim süresi içerisinde 22.12.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine; kanun yararına bozmaya konu Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/332 Esas, 2022/461 Karar sayılı kararı ile hükümlünün 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 12.10.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B. Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2022 tarihli ve 2022/437 Esas, 2022/556 Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde: Hükümlü hakkında, 04.11.2013 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturmada, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 11.02.2014 tarihli ve 2014/15873 Soruşturma, 2014/7413 Esas, 2014/3212 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 18. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Bakırköy 18. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.05.2014 tarihli ve 2014/229 Esas, 2014/609 Karar sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, tedbirin gereklerini yerine getirmemesi nedeniyle Bakırköy 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2016 tarihli ve 2016/128 Esas, 2016/389 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, itiraz edilmeksizin 20.05.2016 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün denetim süresi içerisinde 22.12.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine; kanun yararına bozmaya konu Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2022 tarihli ve 2022/437 Esas, 2022/556 Karar sayılı kararı ile ısrar şartı gerçekleşmemesi nedeniyle kamu davasının durmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 21.09.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Dava dosyaları kapsamında somut olayların incelenmesinde; Kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede sanık isminin "..." yerine "..." olarak yazılması maddi hata kabul edilerek yapılan incelemede; Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/332 Esas, 2022/461Karar sayılı dava dosyasında: 1.Hükümlü hakkında, 18.04.2013 tarihli eyleme ilişkin; 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Bakırköy 21. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.01.2014 tarihli ve 2013/673 Esas, 2014/71 Karar sayılı, hükümlünün yokluğunda verilen kararın, sanığın bilinen son adresi ve aynı zamanda mernis adresi olan "... Mah. ... Cad. No:49 İç Kapı No:1 .../İstanbul" adresine doğrudan mernis şerhli olarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21/2. maddesi uyarınca 15.02.2014 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış ise de; 7201 sayılı Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata anılan Kanun'un 23/1-8. ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, bu haliyle hükümlünün mernis adresine doğrudan anılan Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğunun anlaşılmasının karşısında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı cihetle, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilmeden, durma kararı yerine yazılı şekilde karar verilmesinde, 2. Hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Bakırköy 21. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.01.2014 tarihli kararının infazı için Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 06.03.2014 tarihli çağrı kağıdının sanığın bilinen son adresi ve aynı zamanda mernis adresi olan "... Mah. ... Cad. No:49 İç Kapı No:1 .../İstanbul" adresine " 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesin uyarınca muhatabın mernis adresi olup evrak mahalle muhtarlığına tebliğ edildi. "2 nolu örnek yazılarak adresin duş kapısına yapıştırıldı." şeklinde bir açıklamaya yer verilmek suretiyle 15.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ imkansızlığının ne olduğu açıklanmaksızın hükümlünün belirtilen adreste oturup oturmadığı ya da adresten ayrılıp ayrılmadığı tespit edilmeden, doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebligat geçerli sayılamayacağından, tebligat işleminin usulsüz olduğu cihetle, hükümlünün denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının kabul edilemeyeceği, denetimli serbestlik tedbirine kaldığı yerden devam edilmek üzere mahkemesince kamu davası hakkında durma kararı verilerek yükümlü hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 3. Hükümlünün yokluğunda tensiben verilen Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.06.2016 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının, 27.06.2016 tarihinde ''... Mah. ... Cad. No:49 İç Kapı No:1 .../İstanbul" adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ yapılmak suretiyle kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, yukarıda izah edildiği üzere yasal düzenlemeler uyarınca öncelikle hükümlünün bilinen son adresine anılan Kanun'a göre normal tebligat çıkarılması ve bu tebligatın "iade gelmesi halinde" ise bu kez aynı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği halde, doğrudan mernis adresine tebliğ işlemi yapılması sebebiyle anılan tebliğin usulsüz olduğu, bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2022 tarihli ve 2022/437 Esas, 2022/556 Karar sayılı dava dosyasında: Hükümlünün, 04.11.2013 tarihli eylemi ile ilgili olarak; hükümlü hakkında Bakırköy 18. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.05.2014 tarihli ve 2014/229 Esas, 2014/609 Karar sayılı kararı 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, söz konusu kararın hükümlüye usulüne uygun olarak 25.06.2014 tarihinde tebliğ edildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, çıkartılan çağrı tebligatının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi üzerine hükümlünün 05.06.2015 tarihinde denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesini takiben tedavi tedbirlerinin uygulanması için Prof. Dr. ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkinin yapıldığı, hükümlünün süresi içerisinde hastaneye müracaat etmediğinin bildirilmesi nedeniyle yazılı olarak uyarılmasına karar verildiği, uyarı tebligatının 05.09.2015 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, tebligatı takiben hükümlünün tekrar müracaat etmemesi üzerine kayıtların kapatıldığı ve bu kararında usulüne uygun olarak kendisine tebliğ edildiği anlaşılmakla, adı geçen suç nedeniyle açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu" nun gerçekleştiği cihetle, yargılamaya devamla esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, durma kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bakırköy 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/332 Esas, 2022/461 Karar sayılı kararının ve Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2022 tarihli ve 2022/437 Esas, 2022/556 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMALARINA, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyalarının, mahkemelerine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2025 tarihinde karar verildi.