İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14587 Karar: 2025/4192 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14587 K.2025/4192

8. Ceza Dairesi 2024/14587 E. , 2025/4192 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/951 Değişik İş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14587 E. , 2025/4192 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/951 Değişik İş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14587 E. , 2025/4192 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/951 Değişik İş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ...2. Çocuk Mahkemesinin 29.11.2016 tarihli ve 2016/349 Esas, 2016/917 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191/1 . maddesi uyarınca 1 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından yapılan itirazı üzerine, ...4. Ağır Ceza Mahkemesi 30.12.2016 tarihli kararı ile kesin olarak reddine karar verildiği ve kanun yararına bozma incelemesine konu edildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanunu’nun 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/19380 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60361 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede, Benzer bir olay nedeni ile Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02/11/2020 tarihli ve 2020/4220 esas, 2020/6418 karar sayılı ilâmında, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, yaşı küçük sanığın CMK’nın 150. maddesi uyarınca atanmış olan müdafiine tebliğ edilmemesi nedeniyle, karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile kesinleştiğinden söz edilemez..kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine, yargılamaya devam edilerek sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, yasaya aykırı olduğundan..." şeklinde yer alan açıklamalar karşısında, 1-Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yaşı küçük şüpheli hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın, zorunlu müdafiye tebliğ edilmeden ve itiraz hakkı tanınmadan yaşı küçük şüpheli hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, erteleme kararının usulüne uygun tebliğ edildiğini ilişkin tebliğ mazbatasının dosya arasında olmadığı gibi kararın suça sürüklenen çocuğun mernis adresine gönderildiği, bu bakımdan kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla, kamu davası hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyete karar verilmesinde, 2-Kabule göre de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesindeki, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir usul benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8. ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği halde, söz konusu denetim dosyasında yapılan çağrı ve uyarı yazısının doğrudan mernis şerhi düşülerek ".../Gaziantep" adresine yapılmasının usulüne uygun olmadığı, bu durumda suça sürüklenen çocuğun üzerine yüklenen yükümlülüklere uymamakta ısrar etmiş sayılamayağı ve hakkında kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilmeksizin mahkûmiyetine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir. " Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Suça sürüklenen çocuk hakkında, 08.07.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, ...Cumhuriyet Başsavcılığının 01.12.2014 tarihli ve 2014/35637 Soruşturma, 2014/293 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca üç yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ve infazı için ...Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Suça sürüklenen çocuğun yükümlülüklerine uygun davranmaması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak ...Cumhuriyet Başsavcılığının 06.07.2015 tarihli ve 2014/35637 Soruşturma, 2015/14154 Esas, 2015/1284 Karar sayılı iddianamesi ile ...2. Çocuk Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. ...2. Çocuk Mahkemesinin 29.11.2016 tarihli ve 2016/349 Esas, 2016/917 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 31/3, 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 3 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına karar verildiği, D. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına, sanık müdafiinin itiraz edilmesi üzerine, itirazı inceleyen mercii ...4. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 30.12.2016 tarihli ve 2016/951 Değişik İş sayılı kararı ile, itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. E. Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın, suça sürüklenen çocuk müdafiine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, bahse konu kararın suça sürüklenen çocuğa tebliğ edildiğine dair tebligat mazbatasının UYAP sisteminde ve fiili olarak dosyada bulunmadığından ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan suça sürüklenen çocuk hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, bu bakımdan kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla, Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına ilişkin çağrı yazısının, suça sürüklenen çocuğun mernis adresine gönderildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesindeki, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir usul benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8. ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği halde, söz konusu denetim dosyasında yapılan çağrı ve uyarı yazısının doğrudan mernis şerhi düşülerek ".../Gaziantep" adresine yapılmasının usulüne uygun olmadığı, bu durumda suça sürüklenen çocuğun üzerine yüklenen yükümlülüklere uymamakta ısrar etmiş sayılamayağı ve hakkında kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilmeden, mahkûmiyeti ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararını itirazen inceleyen ...4. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın bu yönden kabulü yerine itirazın reddine karar verilmesi kanuna aykırı olup, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. ...4. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 30.12.2016 tarihli ve 2016/951 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla