İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14620 Karar: 2025/7392 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14620 K.2025/7392

8. Ceza Dairesi 2024/14620 E. , 2025/7392 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/156 Esas, 2021/290 Karar SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14620 E. , 2025/7392 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/156 Esas, 2021/290 Karar SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14620 E. , 2025/7392 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/156 Esas, 2021/290 Karar SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2017 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1-4. ve 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde İnegöl 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.06.2021 tarihli kararı ile 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 20.07.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 09.05.2023 tarihli ve 2022/24440 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55664 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, Somut olayda, İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23/01/2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararına dair tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince doğrudan sanığın "..." olan adres kayıt sisteminde yer alan adresine tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle sanığın en son bildirdiği adrese, anılan Kanun'un 21/1. maddesi uyarınca tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, anılan tebligatın "iade gelmesi halinde" ise sanığın adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek tebliğ işleminin yapılması gerektiği, dolayısıyla kamu davasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda denetim süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden sanık hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A.Şüpheli hakkında, 25.11.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının 23.01.2017 tarihli ve 2016/10519 Soruşturma, 2017/7 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, B. Şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile erteleme kararının kaldırıldığı, İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2017 tarihli ve 2016/10519 Soruşturma, 2017/2232 Esas, 2017/1967 sayılı iddianamesi ile İnegöl Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. İnegöl 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.2018 tarihli ve 2017/423 Esas, 2018/389 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1., 62., 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 11.06.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, D. Sanığın 19.06.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu sebebi ile İnegöl 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2018/470 Esas, 2019/436 Karar sayılı kararının ihbarı ile hüküm açıklanarak İnegöl 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.06.2021 tarihli ve 2021/156 Esas, 2021/290 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1., 62., 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 20.07.2021 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır. E. İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının 23.01.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığın MERNİS adresinde doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21/2. maddesi uyarınca sanığın "..." olan adres kayıt sisteminde yer alan adresine tebliğ edildiği anlaşılmış olup; aynı Kanun'un 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun'un 21/1.maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata aynı Kanun'un 23/1-8 maddesi ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği için yapılan tebliğ usulsüz olduğundan 23.01.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı anlaşıldığından, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İnegöl 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.06.2021 tarihli ve 2021/156 Esas, 2021/290 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: 25.11.2016 tarihli kullanma suçunda İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının erteleme kararı doğrudan MERNİS adresine 21/2'ye göre tebliğ edilmiş; sonraki süreçte HAGB verilip ihbar üzerine hüküm açıklanarak sanık mahkûm edilmiştir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi ilamlarına atıfla kanun yararına bozma istenmiştir.

Hukuki İlke: Erteleme ve denetimli serbestlik kararı usulüne uygun tebliğ edilmeden kesinleşmez; kararın infazına başlanmış hatta tamamlanmış olması dahi bu sonucu değiştirmez ve sonraki HAGB ile mahkûmiyet zincirinin dayanağı ortadan kalkar.

Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma kabul; kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunarak 309/4-b uyarınca bozulmuştur.

Dava Strateji Notu: Tedbirin fiilen infaz edilmiş olması karşı argüman olarak öne sürülse de, usulsüz tebliğ nedeniyle erteleme hiç kesinleşmediğinden sonradan kurulan tüm hükümler geçersizdir; bu zincir baştan kırılmalıdır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla