Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/14720 E. , 2025/8218 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/957 E., 2019/233 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı T
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/14720 E. , 2025/8218 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/957 E., 2019/233 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 28.06.2018 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1. ve 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2019 tarihli kararı ile 2 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 05.04.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 08.05.2023 tarihli ve 2022/11255 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58534 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın evvelce 22/11/2015 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eyleminden dolayı Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/10/2016 tarihli ve 2016/202 esas, 2016/306 sayılı kararıyla mahkumiyetine ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 03/11/2016 tarihinde kesinleştiği, iş bu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191/8-a-son maddesi gereğince verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğu ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ancak denetim süresi içerisinde adı geçen sanığın incelemeye konu 02/03/2018 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediğinden bahisle sanık hakkında Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/02/2019 tarihli ve 2018/957 esas, 2019/233 sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme ve benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02/06/2021 tarihli ve 2021/2564 esas, 2021/6714 karar sayılı ilâmında yer alan "...kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince “düşme kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; ... kararının CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,.." şeklindeki açıklama dikkate alındığında, Sanığın 02/03/20 18... /06/2018 tarihindeki eylemlerinin 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesi gereğince 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesi kapsamında verilen Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/10/2016 tarihli ve 2016/202 esas, 2016/306 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresinde işlenmesinden dolayı ilk suçun ihlali niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı gözetilerek, anılan eylemlerden dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A.Şüpheli hakkında, 02.03.2018 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 28.06.2018 tarihli ve 2018/23377 Soruşturma, 2018/6875 Esas, 2018/4346 sayılı iddianamesi ile Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Şüpheli hakkında, 09.06.2018 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 09.10.2018 tarihli ve 2018/34674 Soruşturma, 2018/9298 Esas, 2018/5801 sayılı iddianamesi ile Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.10.2018 tarihli ve 2018/1162 Esas, 2018/1642 Karar sayılı kararı ile dava dosyasının Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/957 Esas sayılı dava dosyası ile birleşmesine karar verildiği, C. Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2019 tarihli ve 2018/957 Esas, 2019/233 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1. ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın 05.04.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. D. 5237 sayılı Kanun'un 191/8. maddesi uyarınca kanuni zorunluluk nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağı, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesinde erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" düzenlemesinin yer aldığı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 02.03.2018 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılarak kamu davası açılması ve mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olduğundan, sanığın 02.03.2018 tarihli eylemini, Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.10.2016 tarihli ve 2016/202 Esas, 2016/306 Karar sayılı kararı ile zorunlu olarak verilen ve 03.11.2016 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca "düşme" kararı verilip Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2019 tarihli ve 2018/957 Esas, 2019/233 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.11.2025 tarihinde karar verildi.