Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/14726 E. , 2025/9200 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/476 E. 2016/120 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TE
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/14726 E. , 2025/9200 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/476 E. 2016/120 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2013 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1-2. ve 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde ... 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2016 tarihli, 2015/476 Esas, 2016/120 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın 01.04.2016 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 18.04.2023 tarihli ve 2022/13568 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.06.2023 tarihli ve KYB-2023/48554 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın 02/11/2012 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ... 11. Sulh Ceza (Kapatılan) Mahkemesinin 23/01/2013 tarihli kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, sanığın denetimli serbestlik yükümlülüğünü ihlal ettiğinin bildirilmesi üzerine, ... 67. Asliye Ceza Mahkemesince 31/10/2014 tarihli karar ile mahkumiyetine ve 6545 sayılı Kanun'un 65. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de; 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddesinin konuyla ilgili 2 ve 3. fıkrasının '' (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.".'' şeklinde düzenlenme nazara alındığında, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/09/2021 tarihli ve 2021/3602 esas, 2021/9067 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, ... 11. Sulh Ceza (Kapatılan) Mahkemesinin 23/01/2013 tarihli kararı ile denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiş ve bu yükümlülüğün sanık tarafından ihlal edilmiş olması nedeniyle 5320 sayılı Kanunun geçici 7/2. maddesindeki koşulların gerçekleşmediği, ... 67. Asliye Ceza Mahkemesince 31/10/2014 tarihli kararı ile 5320 sayılı Kanunun geçici 7/2. maddesine göre değil, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde genel hükümler çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği, ancak mahkemesince sanığın lehine olarak kanuna aykırı şekilde 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesine göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yok sayılamayacağı, bu hukuka aykırılığın sanık lehine olması karşısında bozma nedeni yapılamayacağı gözetilerek yapılan incelemede; 05/03/2013 tarihli ve 28578 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44/2. maddesinde yer alan, "Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde infaza son verilerek kayıt kapatılır." şeklindeki ve anılan Yönetmeliğin 72/8. maddesinde yer alan, "Sanık veya hükümlünün beş iş günü içerisinde ilgili kuruma tedavi için müracaat etmediğinin veya belirlenen tedavi programına uymadığının bildirilmesi ya da rehberlik çalışmalarına katılmaması halinde sanık veya hükümlü bu Yönetmeliğin 44 üncü maddesine göre uyarılır. Uyarılara ilişkin tebligatta ihlal durumunun tekrarı halinde bunun yükümlülüğün ihlali sayılacağı ve dosyanın kapatılarak mahkemesine gönderileceği sanık veya hükümlüye bildirilir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 08/01/2020 tarihli ve 2019/1720 esas, 2020/179 karar sayılı ilamında ''sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirine başlanabilmesi için 10 gün içinde başvurmasına ilişkin Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 09/06/2015 tarihli ve 2015/9833 DS sayılı çağrı yazısı 22/06/2015 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre şüpheliye tebliğ edilmiş, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunca dosyanın kapatılmasına karar verilerek sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenmiş ise de; müdürlüğe başvurmamasının tek başına ısrar olarak değerlendirilemeyeceği, ısrar şartının gerçekleşmediği, bu nedenle kamu davası hakkında durma kararı verilerek, hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla işin esasına girilerek sanığın beraatine karar verilmesi, kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.'' şeklinde belirtildiği üzere, somut olayda ... Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından sanığa 06/01/2015 tarihinde tebliğ edilen çağrı yazısına istinaden denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanması üzerine, sanığın yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle 10/06/2015 tarihinde uyarıldığı halde ikinci kez yükümlülük ihlalinde bulunduğundan bahisle denetimli serbestlik dosyasının kapatılarak Mahkemesine ihbarda bulunulmuş ise de, sanık hakkında ... 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/10/2014 tarihinde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için sanığın denetim süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi gerektiği, sanığın fiilinin ısrar olarak değerlendirilebilmesi için en az 2 kez ihtar yapılmış olması ve sanığın usulüne uygun iki haklı ihtara rağmen davete icabet etmemesi veya başka herhangi bir şekilde haberdar olmasına rağmen ısrarla denetime uymaması gerektiği cihetle, somut olayda 10/06/2015 tarihinde uyarı yazısının sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine dair tebliğ evrakına rastlanmadığı gibi sanığa ikinci haklı ihtarın da yapılmaması nedeniyle ısrar şartının oluşmadığı gözetilmeden, Mahkemesince tebligat işlemlerinin tamamlanabilmesi amacıyla durma kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Şüpheli hakkında 02.11.2012 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu sebebi ile yapılan soruşturmada ... Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2013 tarih, 2013/4559 Soruşturma, 2013/3021 Esas, 2013/1390 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1-2. ve 53. maddeleri uyarınca ... 11. Sulh Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında , ... 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 23.01.2013 tarih, 2013/42 Esas, 2013/80 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, kararın 06.03.2013 tarihinde kesinleştiği, B. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması üzerine ... 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2014 tarihli ve2014/270 Esas, 2014/163 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1.ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 25.11.2014 tarihinde kesinleştiği, C. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazında sanığın 05.06.2015 tarihli seminere katılmaması sonrasında uyarıldığı ve uyarı sonrası yine seminere katılmaması sebebi ile denetimli serbestlik müdürlüğü dosyasının kapatıldığının bildirilmesi üzerine ... 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2016 tarihli, 2015/476 Esas, 2016/120 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1.ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın 01.04.2016 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır. D. ... 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 23.01.2013 tarihli kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği ve sanığın yükümlülüklerine uymaması üzerine 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesindeki koşulların gerçekleşmediği, ... 67. Asliye Ceza Mahkemesince 31.10.2014 tarihli kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde genel hükümler çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesine göre verilemeyeceği, ancak mahkemesince sanığın lehine olarak kanuna aykırı şekilde 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesine göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanık lehine olması nedeni ile bozma nedeni yapılamayacağı gözetilerek yapılan incelemede; Gebze Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çağrı yazısının sanığa 06.01.2015 tarihinde tebliğ edilerek denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlandığı, sanığın yükümlülüklerini ihlal etmesi üzerine 10.06.2015 tarihinde uyarıldığı, uyarı sonrası 13.07.20 15... .07.2015 tarihli seminerlere katılmaması ile ikinci kez yükümlülük ihlalinde bulunduğu belirtilerek denetimli serbestlik dosyasının kapatıldığı anlaşılmakla, sanık hakkında ... 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2014 tarihinde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için sanığın denetim süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi gerektiği, sanığın fiilinin ısrar olarak değerlendirilebilmesi için en az 2 kez ihtar yapılmış olması ve sanığın usulüne uygun iki haklı ihtara rağmen müdürlüğe başvurmaması gerektiği, somut olayda 10.06.2015 tarihinde uyarı yazısının sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine dair tebliğ evrakına dosya kapsamında rastlanmadığı gibi sanığa ikinci haklı ihtarın da yapılmaması nedeniyle ısrar şartının oluşmadığı gözetilmeden, Mahkemesince tebligat işlemlerinin tamamlanabilmesi amacıyla durma kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet karar verilmesii, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. ... 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2016 tarihli, 2015/476 Esas, 2016/120 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde karar verildi.