İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/16210 Karar: 2024/8111 Tarih: 2024

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/16210 K.2024/8111

8. Ceza Dairesi 2024/16210 E. , 2024/8111 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1698 E., 2022/1509 K. SUÇLAR : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : 1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında verilen hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddi 2. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/16210 E. , 2024/8111 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1698 E., 2022/1509 K. SUÇLAR : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : 1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında verilen hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddi 2. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/16210 E. , 2024/8111 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1698 E., 2022/1509 K. SUÇLAR : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : 1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında verilen hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddi 2. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanıklar ... ve Adil müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I.HUKUKİ SÜREÇ A. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.10.2018 tarihli iddianamesi ile sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.01.2021 tarihli iddianamesi ile tüm sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2021 tarihli kararı ile; 1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ...'nın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. Sanıklar ..., ... ve ...'nin uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 20 yıl hapis ve 50.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, sanıklar ... ve ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. 3. Sanık ...'nun uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 39 uncu maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 8 yıl hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 4. Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 25 yıl hapis ve 62.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 07/10/2022 tarihli ve 2022/1698 Esas, 2022/1509 Karar sayılı kararı ile; 1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında ilk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 2. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek, hükümlere yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; Fazla ceza tayin edildiğine, delillerin hukuka aykırı olduğuna ve tartışılmadığına, tapelerin delil değeri olmadığına ilişkindir. B. Sanıklar ..., Muhtar ve müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; Somut delil bulunmadığına, yardım eden sıfatı ile cezalandırılmaları gerektiğine, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, uyuşturucu taşınacağının bilinmediğine ilişkindir. C. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; Delillerin hukuka aykırı olduğuna, somut delil bulunmadığına ilişkindir. D. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; Her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına sanığın beraat etmesi gerektiğine ilişkindir. E. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; ''Haklarında beraat kararı verilen sanıklar ile mahkumiyetine karar verilen sanıkların fikir ve ... birliği içerisinde hareket ederek üzerlerine atılı uyuşturucu uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediklerinin sabit olduğu, bu nedenle sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ...'in eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle 188/3, 188/5, 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek 5271 sayılı CMK'nin 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş olması; Sanık ...'in her bir eyleminin müstakil suç oluşturduğu bu nedenle sanık hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinde yer alan zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayin edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna'' ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; 1. Dava konusu olay, sanıkların uyuşturucu madde ticareti yaptıkları iddiasına ilişkindir. 2. İletişimin tespiti tutanakları ve dosya kapsamındaki ifadelerden, 05.01.2018 tarihinde, temyiz dışı sanık ...'da ele geçirilen uyuşturucu maddelerin sevkinde sanıkların iştirak halinde hareket ettikleri; Fiziki takip tutanakları, olay tutanağı ve ifadelerden, 16.07.2018 tarihinde sanık ...'in uyuşturu madde temin ettiği belirlenmiştir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2018 tarih, 2018/34359 Soruşturma, 2018/14558 Esas ve 2018/2745 sayılı İddianamesi ile sanık ... hakkında açılan kamu davasına ilişkin yapılan değerlendirmede; sanık ... her ne kadar aşamalarda alınan savunmalarında 16/07/2018 günü ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgisi olmadığını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiş olsa da, sanığın bu savunmalarının kendisini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik, hayatın olağan akışına aykırı olduğu, nitekim uyuşturucu maddeleri hiç görmediğini beyan etmesine rağmen; alınan uzmanlık raporunda; ele geçirilen 8 adet koli bandı ile sarılı sarı renkli poşet üzerinden ve koli bandı iç yüzeyinden alınan parmak izinin sanık ...'in sağ el orta parmak iziyle aynı olduğunun tespit edildiği, yapılan fiziki takipte sanığın elinde poşetle ikamete girdiğinin görüldüğü, ikamete girildiğinde sanık ...'in her iki elinde şefaf eldiven olduğunun ve polisleri görünce çıkarıp lavabonun içine attığının görüldüğü, aynı olay nedeniyle cezası kesinleşen ...'ın uyuşturucu maddeleri poşetle sanık ...'in ikamete getirdiğini beyan ettiği, beyanının yapılan fiziki takiple de örtüştüğü hususları, yine sanık hakkındaki ihbar, ihbarla örtüşen olay tutanağı, ele geçen uyuşturucu maddenin şekli ve miktarı, yapılan fiziki takip ile uyumlu tutanak mümzii tanık anlatımları, iletişimin tespiti kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmalarına itibar edilmemiş ve dosya içeresindeki diğer delillere üstünlük tanınarak sanığın eyleminin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu mahkemece sabit görülmüştür. 2. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 04.01.2021 tarih, 2017/50834 Soruşturma, 2021/2 Esas ve 2021/1 sayılı İddianamesi ile sanıklar ... ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ve ... haklarında açılan kamu davasına ilişkin yapılan değerlendirmede; Sanıklar ..., ..., ... ve ... ... yönünden yapılan değerlendirmede; Her ne kadar sanıklar ..., ..., ... ve ... ...'in ele geçirilen uyuşturucu maddelerin temin edicisi olduklarından bahisle üzerilerine atılı uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçunu işledikleri iddiasıyla haklarında kamu davası açılmışsa da; sanıklar hakkında herhangi bir ihbar ve fiziki takibin olmadığı, dosya kapsamında sadece diğer sanıklar ve birbirleri ile olan telefon görüşmelerinin olduğu, bu görüşmelerinin içeriğinin de uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçuna ilişkin olduğuna dair tam bir vicdani kanının oluşamadığı, nitekim telefon görüşme içeriklerini destekler başkaca herhangi bir delilin de dosya içerisinde bulunmadığı, sanıkların da soruşturmanın başından beri alınan savunmalarının istikrarlı ve tutarlı olduğu ve birbirleriyle çelişmediği ve savunmalarında üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri, yine sanıklar aleyhine savunmalarının aksini içerir başkaca herhangi bir beyan ve delilin olmadığı; nitekim tanık ... ...'ın mahkememizde alınan beyanı sırasında sanıkları teşhis edemediği de dikkate alındığında; sanıkların üzerilerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediklerine ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve somut delil elde edilemediği anlaşılmakla; sanıklar ..., ... ..., ... ve ... ...'in ele geçirilen uyuşturucu maddelerin temin edicileri olduklarından bahisle haklarında açılan kamu davalarında ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerekmiştir. Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede; Her ne kadar sanık ...'nın diğer sanıklarla fikir ve ... birliği içerisinde uyuşturucu maddeleri kullanma amacı dışında nakletmek suretiyle üzerine atılı uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçunu işlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açılmışsa da; sanık hakkında herhangi bir ihbar ve fiziki takibin olmadığı, dosya kapsamında sadece diğer sanık ... ile olan telefon görüşmelerinin olduğu, bu görüşmelerinin içeriğinin de uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçuna ilişkin olduğuna dair tam bir vicdani kanının oluşamadığı, nitekim telefon görüşme içeriklerini destekler başkaca herhangi bir delilin de dosya içerisinde bulunmadığı, sanığın da soruşturmanın başından beri alınan savunmalarının istikrarlı ve tutarlı olduğu ve birbirleriyle çelişmediği ve savunmalarında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, yine yargılamanın hiçbir aşamasında sanık aleyhine savunmalarının aksini içerir başkaca herhangi bir beyan ve delilin olmadığı da dikkate alındığında; sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve somut delil elde edilemediği anlaşılmakla; sanık ...'nın diğer sanıklarla fikir ve ... birliği içerisinde uyuşturucu maddeleri kullanma amacı dışında nakletmek suretiyle üzerine atılı uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle hakkında açılan kamu davasında beraatine karar vermek gerekmiştir. Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede; Her ne kadar sanık ...'nin diğer sanıklarla fikir ve ... birliği içerisinde uyuşturucu maddeleri kullanma amacı dışında nakletmek suretiyle üzerine atılı uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçunu işlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açılmışsa da; sanık hakkında herhangi bir ihbar ve fiziki takibin olmadığı, dosya kapsamında sadece diğer sanıklar ile olan telefon görüşmelerinin olduğu, bu görüşmelerinin içeriğinin de uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçuna ilişkin olduğuna dair tam bir vicdani kanının oluşamadığı, nitekim telefon görüşme içeriklerini destekler başkaca herhangi bir delilin de dosya içerisinde bulunmadığı, sanığın da soruşturmanın başından beri alınan savunmalarının istikrarlı ve tutarlı olduğu ve birbirleriyle çelişmediği ve savunmalarında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, yine yargılamanın hiçbir aşamasında sanık aleyhine savunmalarının aksini içerir başkaca herhangi bir beyan ve delilin olmadığı da dikkate alındığında; sanığın üzerine atılı uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve somut delil elde edilemediği anlaşılmakla; sanık ...'nin diğer sanıklarla fikir ve ... birliği içerisinde uyuşturucu maddeleri kullanma amacı dışında nakletmek suretiyle üzerine atılı uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçunu işlediğinden bahisle hakkında açılan kamu davasında beraatine karar vermek gerekmiştir. Sanıklar ... ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede; Her ne kadar sanıklar ... ... ile ... üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmemişlerse de; tüm dosya kapsamı itibariyle 05.01.2018 tarihinde yakalaması gerçekleştirilen 56,957 kg eroin maddesinin sahibi olduklarının yapılan fiziki takipler, tanıkların beyanları, iletişimin tespiti tutanakları ve tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu; nitekim tape içerikleri, uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği aracın şoförü olan tanık ...'ın ve eşi tanık ...'ın ele geçirilen uyuşturucu maddelerin sanıklar ... ... ve ...'e ait olduğunu beyan etmeleri ve sanıkları yargılamanın bütün aşamalarında teşhis etmeleri hususu ve tüm dosya kapsamı gözetildiğinde; sanıklar ... ve ... ...'nin savunmalarının kendilerini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirilerek mahkemece sanıkların savunmalarına itibar edilmemiş, sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırılmaları cihetine gidilmiştir. Suça konu olayda ele geçirilen uyuşturucu maddelerin miktarı ve aynı olay nedeniyle cezası kesinleşen tanık ...'ın almış olduğu ceza miktarı da gözetilerek takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak ... ceza belirlenmiştir. 16.07.2018 tarihinde Akkent Mahallesi 2371 Sokak No:13 nolu binanın birinci katında ele geçirilen uyuşturucu maddelere ilişkin olarak sanık ... hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2018 tarih, 2018/34359 Soruşturma, 2018/14558 Esas ve 2018/2745 sayılı İddianamesi ile kamu davası açıldığı; 05.01.2018 tarihinde ele geçirilen uyuşturucu maddelere ilişkinse Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 04.01.2021 tarih, 2017/50834 Soruşturma, 2021/2 Esas ve 2021/1 sayılı İddianamesi sanık ... hakkında kamu davası açıldığı, her iki suç tarihinin de ilk iddianamenin tarihi olan 26.10.2018 tarihinden önce olduğu, bu itibarla hukuki ve fiili kesintinin gerçekleşmediği, sanığın her iki olaya ilişkin eyleminin izah olunan gerekçelerle sabit kabul edildiği de gözetildiğinde; sanık ... hakkında koşullarının oluştuğu anlaşılmakla zincirleme suç hükümleri tatbik edilmiştir. Sanıklar ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede; Her ne kadar sanıklar ... ve ... üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmemişlerse de; sanıklar ... ve ...’nın hakkında tefrik kararı verilen ... ... ... ile diğer sanıklar ..., ... ve tanık ... ile ilişki ve irtibatlarının olduğu, ele geçirilen uyuşturucu maddenin yakalanmasından önce ele geçirilen uyuşturucu maddenin bulunduğu 33 *** 74 / 33 *** 92 plakalı araca zulayı Kilis ilinde birlikte yaptıklarının tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu, nitekim tape içerikleri, sanık ...'nın diğer sanık ... ile sıklıkla görüşmeleri, uyuşturucu maddelerin sahibi olduğu mahkememizce sabit kabul edilen sanık ...'le de her iki sanığın sıklıkla görüşmeleri, yapılan fiziki takiplerde de sanıkların buluşup görüştüklerinin tespit edildiği, uyuşturucu maddeler ele geçirildikten sonra da görüşmelerinin devam ettiği, sanıklar ... ile ...'nın sanık ...'i tanımadığına ilişkin savunmasının görüşme kayıtlarıyla çeliştiği, yine tanık ...'ın yargılamanın bütün aşamalarında sanıklar ... ve ...'yi teşhis ettiği hususu da gözetildiğinde; sanıklar ... ve ...'nin savunmalarının tüm dosya kapsamı itibariyle kendilerini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirilerek mahkememizce sanıkların savunmalarına itibar edilmemiş ve ele geçirilen uyuşturucu maddelerin bulunduğu olaydaki tır aracına zulayı yapmak suretiyle üzerilerine atılı uyuşturucu madde ticareti suçuna iştirak ettikleri mahkemece sabit kabul edilmiş ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırılmaları cihetine gidilmiştir. Suça konu olayda ele geçirilen uyuşturucu maddelerin miktarı ve aynı olay nedeniyle cezası kesinleşen tanık ...'ın almış olduğu ceza miktarı da gözetilerek takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak ... ceza belirlenmiştir. Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede; Her ne kadar sanık ..., aşamalarda alınan savunmalarında; ele geçirilen uyuşturucu maddelerle alakası olmadığı savunmasında bulunarak üzerine atılı suçlamaları kabul etmemişse de; mahkememizce ele geçirilen uyuşturucu maddelerin sahibi olduğu sabit kabul edilen sanık ...’nin eşi olduğu, sanık ..., hakkında tefrik kararı verilen ... ... ..., uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği aracın şoförü olan tanık ... ve tanığın eşi ... ile ilişki ve irtibatının bulunduğu, sanık ...’nin talimatları doğrultusunda hareket ederek uyuşturucu maddenin nakliyesi için tanık ...'ı ayarlayarak şoför temininde aracılık yaptığı, nitekim uyuşturucu maddenin ele geçirilmesi akabinde hakkında tefrik kararı verilen ... ... ... ile yaptıkları görüşme, 16.06.2018 tarihli fiziki takip tutanağıyla sabit olduğu üzere sanığın 16.06.2018 tarihinde Mersin adliyesinde aynı olay ile ilgili tanık ...’ın yargılandığı dava ile ilgili olarak sanık ... ...’nin tanık ... ile buluşurak Mersin Adliyesine gelmesi, 22.07.2018 günü saat:20:39:32 itibariyle sanığın sanık ... ... ile yaptıkları görüşme, bu suretle eroin maddesi yakalanan ve uyuşturucu madde nakliyesinde kullanılan aracı kullanan tanık ...’ı sanık ...’nin eşi ... ... aracılığı ile ayarladığı, sanık ...'nın görüşmeleri tanık ...’ın eşi tanık ...’a ait telefon ile yaptığı, uyuşturucu maddenin ele geçirilmesi akabinde adli durumu ile ilgili olarak tanık ... ile buluştukları ve görüşmeler yaptıkları, ... ve ...'ın beyanları ile sanık ...'nın uyuşturucu maddenin yakalanmasında önce ve yakalanmasından sonra uyuşturucu maddelerin naklini sağlayan tanık ...'a ve eşine para verdiğinin de sabit olduğu ve bu itibarla araç sürücüsü ...’ın şoför olarak temin edilmesinde aktif rol almak suretiyle uyuşturucu madde ticareti yaptığı mahkemece sabit kabul edilmiş ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırılması cihetine gidilmiştir. Suça konu olayda ele geçirilen uyuşturucu maddelerin miktarı ve aynı olay nedeniyle cezası kesinleşen tanık ...'ın almış olduğu ceza miktarı da gözetilerek takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak ... ceza belirlenmiştir. Sanığın, “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçunun kanuni tanımında yer alan fiili gerçekleştirdiğine ya da ele geçirilen suça konu uyuşturucu maddeye ortak olduğuna ilişkin somut delil bulunmadığı, sabit olan fiilinin suça konu uyuşturucu maddenin nakledileceği aracın şoförünü temin ederek fiilin icrasını kolaylaştırmaktan ibaret olduğu, bu itibarla eyleminin yardım niteliğinde olduğu dikkate alınarak; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi tatbik edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1.İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında verilen hükümlerde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki hükümlerin '' Sanıklara verilen adli para cezasının 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca 24 eşit taksit halinde tahsiline, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğine karar verildikten sonra, kararda "ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına" hususu yerine "ödenmeyen adli para cezası hususunun sanığa ihtaratına" şeklinde belirtilerek, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesinin son cümlesine aykırı davranılması; Sanıklar ... ve ... ... hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken 5237 sayılı TCK'nın 58/7. maddesi gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmemesi'' nedenleriyle hukuka aykırılıklar düzeltilerek İlk Derece Mahkemesi hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden İçeriği tam olarak belirlenemeyen telefon görüşmeleri dışında mahkûmiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil bulunmayan sanıklar hakkında, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdiri ile incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıkların atılı suçu işlediklerinin sabit olmadığına ilişkin gerekçede bir isabetsizlik görülmediğinden, Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden İletişimin tespiti tutanakları, fiziki takip tutanağı, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiş, hukuka uygun olarak toplanan delillere dayanarak mahkumiyet hükmü kurulduğu, suç vasfı ve yaptırımların yerinde olduğu anlaşılmış, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki "Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. "şeklindeki düzenleme karşısında sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin birinci fıkrası uygulanırken verilecek hapis cezasının 8 yıldan fazla olamayacağı ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin 8 yıl hapis cezası üzerinden uygulanması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. C. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden İletişimin tespiti tutanakları, fiziki takip tutanağı, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmış, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. 1.Sanıkların “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçunun kanuni tanımında yer alan fiili gerçekleştirdiğine ya da ele geçirilen suç konusu eroine ortak olduklarına ilişkin somut delil bulunmadığı, sabit olan fiilinin suç konusu eroinin nakledileceği araca gizli bölme yaparak fiilin icrasını kolaylaştırmaktan ibaret olduğu, eylemlerin yardım niteliğinde olduğu dikkate alınarak, haklarında 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 2. Sanık ... hakkında, ikinci kez tekerrüre esas alınan Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/82 Esas, 2011/330 Karar sayılı ilamın içinde yer alan ilk tekerrüre esas alınan ilamın, sanık müdafiinin talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının 5237 sayılı Kanun'un 308 inci maddesi uyarınca itirazı üzerine dava dosyasının yeniden incelenmesinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10.02.2009 tarih 2008/8-221 Esas, 2009/20 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 19.09.2007 tarih 2007/7189 Esas, 2007/6020 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, mahkemenin 09.02.2007 tarih, 2006/378 Esas, 2007/37 Karar sayılı ilamın bozulmasına karar verilerek dosyanın yeniden mahkemesine gönderildiği, UYAP kayıtlarına göre yapılan incelemede mahkemesince dosyanın yeniden ele alınması ile kurulan mahkumiyet hükmünün kesinleşme tarihinin sanığın tekerrüre esas alınan ilamındaki suç tarihinden sonra olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı anlaşıldığından, sanık hakkında şartları oluşmamasına rağmen ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı görülmüştür. D. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden İletişimin tespiti tutanakları, fiziki takip tutanağı, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş, hukuka uygun olarak toplanan delillere dayanarak mahkumiyet hükümlerinin kurulduğu anlaşılmış, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. 1. 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanabilmesi için aynı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi, bir başka anlatımla müşterek faillerin “aynı yönde” hareket etmeleri gerektiği; somut olayın oluş şekline göre sanıklar Adil ve ... ile hakkında mahkumiyet kararı veriler hükmü kesinleşen ...'ın aynı yönde hareket ettikleri anlaşıldığından; sanıklar hakkında hükmolunan ... ceza üzerinden, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, sanıklar hakkında eksik ceza tayin edilmesi, 2. Dosya kapsamına göre sanık ...'in, 05.01.2018 de temyiz dışı sanık ...'da ele geçirilen uyuşturucu maddelerin sahibi olduğunun ve sevk ederek diğer sanıklarla iştirak halinde hareket ettiğinin, 16.07.2018 tarihli eyleminde de uyuşturucu madde satışı yaptığının anlaşıldığı, her iki ... arasında geçen süre, iletişimin tespiti çözüm tutanaklarına göre de ilk eylemdeki uyuşturucu maddelerin kolluk görevlileri tarafından yakalandığından haberdar olduğunun anlaşılması ve eylemlerin nitelikleri karşısında sanığın aynı suç işleme icrası kapsamında değil yeni suç işleme kastı ile hareket ettiği, sanığın 16.07.2018 tarihli eylemi yenilenen suç kastı ile gerçekleştirmesi sebebiyle fiili kesintinin gerçekleştiği, mahkemece her bir eylemden dolayı ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulması gerekirken şartları oluşmamasına rağmen eylemlerin zincirleme şekilde gerçekleştiğinin kabulü ile eksik ceza tayin edilmesi hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR A. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 07.10.2022 tarihli ve 2022/1698 Esas, 2022/1509 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 07.10.2022 tarihli ve 2022/1698 Esas, 2022/1509 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün, 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümünde yer alan " 12 yıl hapis ve 1500 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına," ibaresi çıkarılarak yerine "5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca sanığın 8 yıl hapis ve 1500 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına," ibaresinin ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümde yer alan "10 yıl hapis ve 1250 gün" ibaresi çıkarılarak yerine "6 yıl 8 ay ve 1250 gün" ibaresinin yazılması ve bir sonraki bendin çıkarılması suretiyle, suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, C. Sanıklar ... ,... , ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanıklar ... ve Muhtar, sanıklar müdafileri ile Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 07.10.2022 tarihli ve 2022/1698 Esas, 2022/1509 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanıklar Muhtar, ... ve Adil hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla