Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/22696 E. , 2024/9573 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/288 E, 2021/700 K. SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebi
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/22696 E. , 2024/9573 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/288 E, 2021/700 K. SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usûl hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan cezalandırılması talebi ile dava açılmıştır. 2. Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.10.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 3.Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2015 tarihli kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında;''...Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mükerrer cezalandırmanın önlenmesi bakımından, sanığın mağdurun kimliğini bildirdiği Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/641 Esas, 2015/314 Karar sayılı dava dosyasının denetime elverişli olacak şekilde aslı veya onaylı suretlerinin dosya içine konulması, suç ve iddianame tarihleri nazara alınarak aynı mağdura karşı olan eylemleri arasında hukuki ve fiili kesinti bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra ayrı suç mu oluşturduğu, yoksa zincirleme suç nedeniyle TCK.nın 43. maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmeyeceğinin tespiti ve kesinleşen dava dosyası açısından ise hukuki ve fiili kesintinin olmaması halinde alt sınırdan uzaklaşılarak bulunacak sonuç ceza ile kesinleşen hükümdeki sonuç ceza arasındaki fark kadar ek cezaya hükmolunması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması, gerekçeli karar başlığında ve hüküm fıkrasında suç adının "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" yerine sırasıyla gerekçeli karar başlığında ''resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan'', hüküm fıkrasında ise "memura yalan beyanda bulunmak" olarak yazılmasının kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 4. Yargıtay bozma ilamı üzerine yapılan yargılamada; Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 10 ay hapis cezasından Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/641 Esas, 2015/314 Karar sayılı kararında 10 ay hapis cezasının mahsubuna karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği, hakkında verilen mahkumiyet kararının kaldırılması veya hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Dava konusu olay; sanığın, hakkında taksirle yaralama suçundan yürütülen soruşturma sırasında mağdura ait kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir. 2.Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 30.03.2015 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın incelenmesinde; katılan hakkında 02.08.2014 tarihinde taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan soruşturma yürütüldüğü, 02.08.2014 tarihli kaza tespit tutanağında mağdurun kimlik bilgilerini kullandığı, şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinin mağdurun kimlik bilgileriyle alındığı, yürütülen soruşturmada sonucunda taksirle yaralama suçu yönünden şikayet yokluğu nedeniyle, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden ise atılı suçun taksirle işlenen bir suç olmaması nedeniyle katılan hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. 3. Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/641 Esas, 2015/314 Karar sayılı dosyasında 21.08.2014 tarihli 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan yürütülen soruşturma sırasında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan aynı mağdura karşı 12.12.2014 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği ve verilen kararın temyiz incelemesinde Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 25.06.2020 tarih, 2019/1542 Esas, 2020/14278 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleştiği görülmüştür. 4.Katılan beyanında; sanığı tanımadığını ve Malatya iline daha önce hiç gitmediğini ve kazaya karışmadığını, sanık hakkında şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini belirtmiştir. 5. Sanık savunmasında; katılana ait kimlik bilgilerinin bulunduğu sürücü belgesini bulduğunu ve olay tarihinde başka suçtan yakalamasının bulunması nedeniyle karıştığı trafik kazasında katılana ait kimlik bilgilerini kullandığını ve olay nedeniyle pişman olduğunu beyan etmiştir. Sanığın 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ek savunması alınmıştır. IV. GEREKÇE Sanığın temyiz sebepleri yönünden; 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Dava dosyası kapsamında yer alan 02.08.2014 tarihli trafik kazası tespit tutanağı ve tutanak, katılanın 11.12.2014 tarihli şikayet dilekçesi, katılanın anlatımı ve sanığın ikrar içeren savunması dikkate alındığında; sanığın 02.08.2014 tarihinde taksirle yaralama suçundan hakkında yürütülen soruşturmada katılana ait kimlik bilgilerini verdiğinin tespit olunduğu anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçu işlediği belirlenmiştir.Ancak; Anayasa Mahkemesinin, 02.08.2022 gün ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 gün ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na (5271 sayılı Kanun) 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinde düzenlenen Seri Yargılama Usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesinde zorunluluk bulunması, Kabule göre de; Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli bozma ilamı öncesinde verilen mahkumiyet hükmünün özetle; sanığın mükerrer cezalandırılmasının önlenmesi amacıyla sanığın işlediği suç nedeniyle katılanın kimliğini bildirdiği Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/641 Esas,2015/314 Karar sayılı dava dosyasının denetime elverişli olacak şekilde aslı veya onaylı suretlerinin dosya içine konulması, suç ve iddianame tarihleri nazara alınarak aynı katılana karşı olan eylemleri arasında hukuki ve fiili kesinti bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra ayrı suç mu oluşturduğu, yoksa zincirleme suç nedeniyle TCK.nın 43. maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmeyeceğinin tespiti ve kesinleşen dava dosyası açısından ise hukuki ve fiili kesintinin olmaması halinde alt sınırdan uzaklaşılarak bulunacak sonuç ceza ile kesinleşen hükümdeki sonuç ceza arasındaki fark kadar ek cezaya hükmolunması gerektiği gerekçesiyle bozmaya konu edildiği, Mahkemece bozmaya uyma kararı verildiği halde,Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarih ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; zincirleme suça dahil olan 21.08.2014 tarihli eylemden mahkumiyet kararı verildiği ve sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 25.06.2020 tarih, 2019/1542 Esas, 2020/14278 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleştiği, zincirleme suça konu işbu temyiz incelemesine konu suçla ilgili olarak, kesinleşen hükme konu ... de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle yeni bir hüküm kurulup, kesinleşen hükümdeki sonuç cezanın mahsubu suretiyle karar verilmesi gerektiği, bu nedenle Mahkemece ... ceza belirlenip, zincirleme suç ve takdiri indirim nedenleri uygulanarak kurulan yeni hükümden, kesinleşen hükümdeki sonuç ceza miktarı olan 10 ay hapis cezasının mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden; önce 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kazanılmış hakkın gözetilmesiyle cezanın belirlenmesi, sonra da belirlenen bu cezadan kesinleşen mahkumiyet hükmünün mahsup edilmesine karar verilmesi suretiyle bozma gereği tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmeden infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması hususları hukuka aykırı görülerek bozma nedenleri yapılmıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2021 tarihli ve 2021/288 Esas, 2021/700 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2024 tarihinde karar verildi.