Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/2988 E. , 2025/2379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/273 E., 2023/279 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/2988 E. , 2025/2379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/273 E., 2023/279 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.11.2022 tarihli ve 2022/361 Esas, 2022/447 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/3-son, 188/4-a, 43/1, 52/2-4, 53, 58 ve 5271 sayılı Kanun'un 283/1. maddeleri uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hükmün bu şekilde infazına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 07.04.2023 tarihli ve 2023/273 Esas, 2023/279 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, araçta ele geçen uyuşturucu maddenin sanığa ait olmadığına, sanık hakkında koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 188/3-son maddesinin uygulandığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesine uyulmadığına, sanığın kullanıcı olduğuna, ele geçen uyuşturucu maddelerin üzerinde sanığın parmak izine rastlanmadığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanığın 10.09.2020 tarihli eylemi nedeniyle aynı gün yakalama, ifade alma vb. adli işlemler yapıldığı, bu işlemler ile fiili kesintinin oluştuğu, akabinde sanığın suç işleme kararını yenileyerek 21.12.2020 tarihli eylemi gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında; belirtilen eylemlerin ayrı ayrı suç oluşturduğu gözetilmeden zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayin edildiği anlaşılmış ise de aleyhe temyiz olmadığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 10.09.2020 tarihinde sanığın kolluk görevlilerini görmesi üzerine indiği ticari taksiye tekrar bindiği ve bulunduğu kısımdaki paspasın üzerinde kullanım sınırının üzerinde uyuşturucu madde ele geçtiği, 22.12.2020 tarihinde ise sanığın uyuşturucu sattığı yönünde bilgi elde edilmesi üzerine yapılan fiziki takipte yaşı küçük tanık ...'a uyuşturucu sattığı iddialarına ilişkin olarak; Tüm dosya kapsamına göre 10.09.2020 tarihli olayda ele geçen uyuşturucu maddenin sanığa aidiyeti hususunda tereddüt bulunmadığı, 22.12.2020 tarihli olayda ise sanığın tanık ...'a uyuşturucu madde verdiğinin tutanak tanıklarınca görüldüğü, sanık ve tanıkta aynı tür uyuşturucu madde ele geçtiği, suç tarihinde tanık ...'un nüfus kaydına göre 18 yaşından küçük olması nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188/3-son maddesinin uygulanmasının isabetli olduğu, tüm delillerin hukuka uygun olarak toplandığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 07.04.2023 tarihli ve 2023/273 Esas, 2023/279 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, gerekçedeki eleştiriye yönelik olarak oy çokluğu ile TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ Zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusunda tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. Zaman aralığının kısa olması ise kural olarak suç işleme kararında bir değişiklik olmadığına karine teşkil etmektedir. 10.09.2020 tarihinde sanığın kolluk görevlilerini görmesi üzerine indiği ticari taksiye tekrar bindiği ve bulunduğu kısımdaki paspasın üzerinde kullanım sınırının üzerinde uyuşturucu madde ele geçtiği, yaklaşık 3 ay sonra 21.12.2020 tarihinde yaşı küçük tanık ...'a uyuşturucu madde vermek suretiyle yakın tarihlerde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda aradan geçen kısa zaman aralığı ve ele geçen maddelerin niteliğinin aynı olması hususları birlikte dikkate alındığında sanığın suç işleme kararının yenilendiğine dair aleyhine yeterli somut delil bulunmadığı, gözaltına alma yakalama, ifade alma, sorguya sevk, ev araması gibi adli işlemlerinin sanığın suç işleme kararında bir değişiklik yapması gerektiği düşüncesinin varsayımsal bir düşünce olduğu, nitekim sanığın suç işleme kararında bir değişiklik olmadığının anlaşıldığı failin iç dünyasını ilgilendiren suç işleme kararının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerektiği, aksi halde her adli işlemin fiili kesinti olarak kabul edilmesi halinde sanığın çok ağır cezalar ile karşılaşılabileceği, bu durumun ceza adaletini öngören TCK'nın 3. maddesi ve aynı suç işleme kararı ile birden fazla işlenen suçlarda tek ceza verilip ceza arttırımını öngören TCK'nın 43 üncü maddesinin düzenleniş amacına aykırılık oluşturacağı Yargıtay'ın yerleşik kararlarınında bu yönde olduğu ceza hukukundaki cezalandırmanın amacının cezanın caydırıcı olması ile ıslah edici olması amacına dönük olduğu aşırı ve kanun koyucunun amacını aşan cezaların bu dengenin bozulmasına ve suç işleyen kişinin tekrar topluma kazandırılması amacına aykırılık oluşturacağı ve sanıkların tamamen toplum dışına itilmesine sebebiyet vereceği düşüncesi ile karardaki eleştiri düşüncesine iştirak edilmemiştir. 24.03.2025