Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/98 E. , 2025/2288 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2022/333 D. İş SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/98 E. , 2025/2288 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2022/333 D. İş SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Siverek Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2021 tarihli kararı ile şüpheliler hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, şikayetçi vekilinin itirazı üzerine Siverek Sulh Ceza Hakimliğinin 07.02.2022 tarihli kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 29.11.2023 tarihli ve 2022/18669 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.12.2023 tarihli ve KYB-2023/131589 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin ifadesinde, ... ... isimli şahsın yasal temsilcisi olduğunu, Siverek ilçesi ... mahallesinde yer alan 238 numaralı parselde ... ve ... ailelerinin paylı mülkiyete sahip bulunduğunu, taraflar arasında geçmişten günümüze sözlü olarak rızai taksim anlaşması yapıldığını, kimin hangi alanı süreceğinin sabit olduğunu, şimdiye kadar herkesin kendi alanını ekip biçtiği halde, 2021 yılı Mayıs ayında ... ailesinin ... ailesi payına tecavüz ettiğini, ... ... ... isimli şahsın akrabaları arasında bir ortamda durumu anlatması üzerine olaydan haberdar olunup şikayette bulunulduğunu, şüphelilerden ... isimli şahsın başka bir mahkeme huzurunda söz konusu rızai taksimi kabul ettiğini ve şüphelilerden şikayetçi olduğunu beyan etmesi üzerine yapılan soruşturma sonunda; tapu kayıtları içeriği ve taraflar hakkında aynı parsele ilişkin daha önce Siverek Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen takipsizlik kararı içeriği ile soruşturmaya konu taşınmaz üzerinde soruşturma tarihi itibari ile müşteki tarafın mülkiyet ve kira hakkı bulunmadığı, hakkı olmayan yere tecavüz suçunun takibi şikayete tabi suçlar arasında yer aldığı, fiili kullanımda bulunulmasının müşteki tarafa şikayet hakkı tanımayacağı, ayrıca müştekinin şikayete konu olayın çözüm mercinin hukuk mahkemeleri olduğu gerekçesiyle Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Soruşturma konusu taşınmaz tapu kayıtlarının incelenmesinde, ... ... isimli şahsın anılan taşınmazda hissedar olduğu, şikayetçi ...'ın ise Siverek Sulh Hukuk Mahkemesinin 17/06/2020 tarihli ve 2020/8 esas, 2020/331 sayılı kararı ile adı geçene vasi olarak tayin edildiğinden şüphelilerin üzerine atılı suça ilişkin olarak hissedar ... adına şikayet hakkını kullanabileceği anlaşılmakla, taraflar arasında fiili taksim sözleşmesi olup olmadığının tespiti ile şüphelilerin ve şikâyet dilekçesinde isimleri bildirilen tanıkların ifadelerinin alınması, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/372 esas sayılı dosyasından yapılan yargılamada sanık olarak ifade veren ... isimli şahsın ifade tutanağında belirttiği rızai taksim sözleşmesi yapıldığına ilişkin beyanları da dikkate alınarak, fiili taksim sözleşmesinin varlığı durumunda müşteki paydaşın taşınmazda kendi hakkında düşen kısımdan yararlanmasının engellenip engellenmediğinin veya tecavüz olup olmadığının araştırılması; bunların yanısıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 1.Şikayetçi ... ... şikayetinde, Siverek ilçesi ... Mahallesi 238 nolu parselde ... ve ... ailelerinin paylı mülkiyet hakkına sahip olduğunu, taraflar arasında sözlü olarak rızai taksim anlaşmasının yapıldığını, hangi alanı kimin süreceğinin, paylarının sabit olduğunu, bugüne kadar hiçbir sorun çıkmadan herkesin ekin vakti kendine ait olan kısmı ekip biçtiğini, ancak 2021 yılı Mayıs ayında ... ailesinin ... ailesinin payına tecavüz ettiğini, bu alanı ekip biçtiğini, Sakıp ...'ın temsilcisi olarak ... ve ...'ın şikayetçi olduğunu beyan etmiştir. 2.12.10.2021 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağı ile ... Mahallesinde bulunan 238 nolu parseldeki arazi üzerinde yapılan araştırmada, arazinin sürülmemiş ve ekilmemiş olduğunun görüldüğü, arazi ile ilgili yapılan araştırma ve soruşturma neticesinde arazinin boş olduğu, ekim sürüm işleminin yapılmadığının görüldüğü, söz konusu hakkı olmayan yere tecavüz olayının 2021 yılı Mayıs ayında gerçekleştiği ve şikayetçinin beyanında söz konusu parselde ... ve ... isimli şahıslar tarafından 2021 yılı Mayıs ayında arpa ekildiği ve biçildiğinin öğrenildiği, parselde herhangi bir zarar ziyanın olup olmadığının tespit edilemediği, arazinin boş ve sürülmemiş vaziyette olduğunun görüldüğü belirlenmiştir. 3.Söz konusu tarlaya ait pay sahiplerini de gösterir tapu kaydının dosyada mevcut olduğu belirlenmiştir. 4.Şikayetçinin şikayeti ile ilgili olarak başlatılan soruşturma neticesinde, Siverek Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2021 tarihli kararı ile şüpheliler hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan, soruşturmaya konu taşınmaz üzerinde soruşturma tarihi itibari ile şikayetçi tarafın mülkiyet ve kira hakkının bulunmadığı, hakkı olmayan yere tecavüz suçunun şikayete tabi suçlar arasında yer aldığı, fiili kullanımda bulunulmasının şikayetçi tarafa şikayet hakkı tanımayacağı, ayrıca şikayete konu olayın çözüm mercinin hukuk mahkemeleri olduğu belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, şikayetçi vekilinin itirazı üzerine Siverek Sulh Ceza Hakimliğinin 07.02.2022 tarihli kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir. 5.Hakkı olmayan yere tecavüz suçu Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 154. maddesinde malvarlığına karşı işlenen suçlar bölümünde düzenlenmiş olup, bu düzenleme ile birlikte taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve zilyetliğin haksız saldırılara karşı korunması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda maddenin birinci fıkrasında birinci fıkrasında gerçek kişilere ait taşınmazlar veya eklentilerine yapılmış olan tecavüzler cezalandırılırken, ikinci fıkrada köytüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş taşınmazlara yönelik tecavüzler cezalandırılmaktadır. Maddenin üçüncü fıkrasında ise gerçek veya tüzel kişilere ait sular üzerindeki mülkiyet hakkını ihlal eden hareketler yaptırım altına alınmıştır. Bu hareketler, bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal etme, taşınmazın sınırlarını değiştirme veya bozma ile hak sahibinin taşınmazdan yararlanmasına engel olmadır. Hakkı olmayan yere tecavüz suçu açısından özellik arz eden bir diğer hukuki uyuşmazlığın niteliğinin belirlenmesidir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık hukuki nitelikte bir uyuşmazlık ise, bu durumda yapılmış olan hareketler hakkı olmayan yere tecavüz suçunu ve ceza davasının konusunu oluşturmayacaktır. Uyuşmazlığın niteliğinin belirlenmesinde taraflar arasındaki ilişki göz önünde bulundurulmalı ve buna göre bir sonuca varılmalıdır. Söz konusu taşınmazlar üzerinde hak sahipliği mülkiyet hakkından kaynaklanabileceği gibi zilyetlikten de kaynaklanabilir. Bu suç ile her şeyden önce taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkı korunmaktadır. Bunun yanında ayrıca bu taşınmazlar üzerinde zilyetliği bulunan kişilerin zilyetliği de korunmaktadır. 5237 sayılı Kanun'un 154. maddenin birinci fıkrasındaki suçun konusunu başkasına ait taşınmaz mal veya eklentileri oluşturmaktadır. Bu fıkrada ayrıca suçun konusunu oluşturacak taşınmazın başkasına ait olması gerektiği vurgulanmıştır. Burada elbirliği veya paylı mülkiyete konu olan eşyanın suçun konusunu oluşturup oluşturmadığının tespiti önemlidir. Elbirliği veya paylı mülkiyete konu olan eşya üzerinde ortaklardan birinin eşyanın tamamı üzerinde istediği gibi tasarruf etme yetkisi söz konusu değildir. Ortaklardan biri (diğer ortakların rızasına muhalif bir şekilde) maddede belirtilen hareketleri gerçekleştirirse yapmış olduğu hareketler herhangi bir hakka dayanmadığı sürece suç oluşacaktır. 5237 sayılı Kanun'un 154/1. maddesine göre suçun işlenebilmesi için başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerinin malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal edilmesi veya sınırlarının değiştirilmesi veya bozulması veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasının engellenmesi gerekir. Kişi herhangi bir hakka dayanmaksızın başkasının mülkiyetinde veya zilyetliğinde bulunan taşınmaz mal veya eklentilerini ele geçirirse ve o kişinin bu taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını engellerse taşınmazı işgal etmiş sayılır. 6.Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; söz konusu arazi üzerinde paydaşlardan biri olan ... ...'ın cezaevinde olması nedeniyle mahkeme kararı ile vasi olarak tayin olunan şikayetçi ... ...'nin, babası adına şikayet hakkını kullanabileceği belirlenerek, bilgi sahibi sıfatıyla beyanına başvurulan ... ... ...'un ve İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/372 Esas sayılı dosyasında sanık olarak ifade veren şüpheli ...'ın, arazi üzerinde rızai taksim anlaşması olduğuna dair beyanları da dikkate alınarak mahallinde teknik bilirkişiler ve yöreyi iyi bilen tanık ve tarafsız mahalli bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak, malikler arasında fiili taksim olup olmadığı, fiili taksim var ise şikayetçiye bırakılan kısma şüphelilerin tecavüzünün bulunup bulunmadığı, fiili taksim yok ise şüphelilerin şikayetçinin tasarrufunu engelleyip engellemediği ve taşınmazda kendi payından fazla yeri kullanıp kullanmadığı, yöreyi iyi bilen tarafsız yerel bilirkişiler ve tanıklardan da sorulup toplanacak diğer deliller ile yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Siverek Sulh Ceza Hâkimliğinin 07.02.2022 tarihli ve 2022/333 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2025 tarihinde karar verildi.