Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2025/2649 E. , 2025/4516 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3374 E. 2024/3326 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapmak HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine dair karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2025/2649 E. , 2025/4516 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3374 E. 2024/3326 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapmak HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine dair karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, Sanık müdafinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğinin, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/22 Esas ve 2024/314 Karar sayılı kararı ile sanığın, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188/3, 62, 53 maddeleri gereğince 10 yıl hapis ve 50.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 01.10.2024 tarih, 2024/3374 Esas, 2024/3326 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a madde uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Arama kararının usulsüz olduğuna ve atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmayan sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, olay tarihinde, kolluk görevlileri tarafından yapılan kontroller sırasında şüphe üzerine durdurulan sanığın, başkası adına düzenlenmiş ehliyet ibraz etmesi üzerine, yapılan kaba üst yoklaması neticesinde, ön sağ cebinden beyaz poşet içinde bulunan daralı ağırlığı 1 gram uyuşturucu madde olduğu düşünülen madde ile sol ön cebinde beyaz poşete sarılmış, daralı ağırlığı 5.30 gram olan madde ele geçirildiği, ayrıca sanığın elinde bulunan bilgisayar çantası rızası ile açıldığında, çanta içinde şeffaf iki adet poşete sarılmış daralı ağırlığı 142,50 gram olan madde, küçük şeffaf poşet içerisinde 2.50 gram madde ve uyuşturucu madde kullanmaya yaradığı düşünülen yaklaşık 50 cm uzunluğunda iki adet cam çubuk ve küçük tüp şeklinde cam çubuk olduğunun görüldüğü, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 17.04.2015 tarihli raporda, ele geçen, net ağırlığı 185.0 gram, 4.8 gram, 0.8 gram gelen kristal halde beyaz renkli maddelerin uyarıcı özelliğe sahip metamfetamin içerdiğinin, alt kısmı balon şeklinde cam aparat üzerinde ise uyuşturucu maddelerden metamfetamin bulaşıkları olduğunun tespit edildiği, iddiasına ilişkin olarak, Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği, olay ve arama tutanağı, kriminal rapor, ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı, sanığın "M.K'nın, suça konu eşyaların içinde bulunduğu laptop çantasını kendisine vererek günlük bir ev kiralamasını ve bu çantayı kiralanan bu eve bırakmasını söylediği, bu çanta içerisinde ki eşyaların kendisine ait olmadığı" yönündeki savunmasının aksine, M.K'nın, sanık savunmalarını kabul etmemesi, ayrıca kiralanacağı belirtilen evin sahibi olan S.Ö'nün de tanık olarak alınan ifadesinde "Evini hiçbir zaman kiraya vermediğini" beyan etmesi karşısında, sanığın atılı suçu işlediğine dair kabulde ve sanığın rızası ile üst ve eşyalarının aranmasında herhangi bir isabetsizlik ve usule aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 28.11.2024 tarih, 2024/3374 Esas, 2024/3326 Karar sayılı kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Kolluk kontrolünde şüphe üzerine durdurulup başkası adına ehliyet ibraz eden sanığın üst yoklamasında ve rızasıyla açılan çantasında toplam yaklaşık 185 gram metamfetamin ile kullanım aparatları ele geçirilmiş; sanık eşyaların M.K. tarafından verildiğini savunmuştur.
Hukuki İlke: Kaba üst yoklaması ve sanığın rızasıyla yapılan arama hukuka uygundur; olay ve arama tutanağı, kriminal rapor ve ele geçen maddenin yüksek miktarı ile M.K.'nın savunmayı kabul etmemesi ve ev sahibi tanığın beyanı karşısında eylemin TCK 188/3 uyuşturucu ticareti suçunu oluşturduğu sabittir.
Uygulama Sonucu: onama
Dava Strateji Notu: Rıza ile yapılan aramada ele geçen yüksek miktarda madde karşısında 'eşya bana ait değil' savunması, ismi verilen kişinin bunu doğrulaması veya destekleyici tanık bulunmadıkça çürür; rıza beyanının usulüne uygun alınıp alınmadığı ise ayrıca sorgulanmalıdır.