KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2010/3637 E., 2011/491 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Elatmanın Önlenmesi
Karar Metni
1.681 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
... ile ... ve ... aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 03.....2009 gün ve 184/600 sayılı hükmün ...'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı dava dilekçesinde özetle; “…dava konusu yerin kendisine eşinin babasından veraset yoluyla kaldığını, uzun zamandan beri zilyet ve tasarrufunda iken davalılara bu yeri sözlü olarak kiraya verdiğini, davalıların burada kiracı olarak oturmalarına karşın hiçbir şekilde kira bedeli ödemedikleri, kirayı inkar ettikleri, bu konuda senet verdikleri, senedin icraya konulduğunu buna rağmen kira parasını alamadığını, davalı tarafa ... Noterliğinden ...
Şubat 2009 tarihinde 1605 yevmiye numaralı ihtarname çektiğini, karşı tarafın noter aracılığıyla ihtara cevap verdiklerini, kayınpederi tarafından 1966 yılında yapılan bu evde davalıların işgalci durumuna düştüklerini, esasen bu ev ve bahçesi için Hazineye ecrimisil ödemekte olduğunu…” açıklayarak davalıların taşınmaza vaki zilyetliğinin korunması ve müdahalenin önlenmesi ile 4500 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı ........2009 günlü oturumda “…dava dilekçemi aynen tekrar ederim. Ben söz konusu taşınmazı Hazineden kiraladım. Daha sonra da davalılara kiraya verdim. Ancak, davalılar 2005 yılından buyana kira parasını ödememektedirler. Dava konusu taşınmaz ... adına kayıtlı olup belirttiğim gibi taşınmazı ben kiraya verdim. ...
Mal Müdürlüğüne yapmış olduğum ecrimisil ödemeleri, davalıya göndermiş olduğum ihtarname ve davalının karşı ihtarnamesini ve eski tarihli satış vaadi sözleşmesini sunuyorum, dava konusu taşınmaz mülkiyet yönünden Hazineye aittir. Ancak, davalılar ile aramızda şifahi kira sözleşmesi yaptık, buna binaen onlardan senet aldım. Ancak hiç ödeme yapmadılar…” şeklinde açıklamalı kapsamlı beyanda bulunmuştur.
Davalılar davacı ile aralarında sözlü yada yazılı kira sözleşmesi bulunmadığını, esasen bu yerin mülkiyetinin davacıya ait olmadığını, bir başka anlatımla Hazineye ait olduğunu davacının davasının reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, ecrimisil isteğinin haksız işgal tazminatı olduğu, işgalciye de füzuli şagil dendiği, davacı ile davalı arasında geçerli bir kira sözleşmesinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından. Davacı, iş bu davayı ........2009 tarihinde açmıştır. Davacı taraf davalı ...’e ... Noterliği aracılığıyla ... Şubat 2009 tarihinde 1605 yevmiye numarası ile ihtarname çekmiştir. İhtarnamenin konusu: Ödenmeyen kira borcu hakkındadır. Aylık kira ücreti: 250 TL’dir. Kiranın nasıl ödeneceği: Her ay başı peşindir. Hangi döneme ait olduğu: ........2005 tarihinden itibaren Şubat 2009 ayına kadar toplam: 39 ayın kirası hiç ödenmemiştir.
İş bu ihtarname muhataba bizzat ........2009 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı ... noter vasıtasıyla ... Mart 2009 tarihinde 2769 yevmiye numarası ile ihtara cevap vermiş; borcu inkar etmiş, kira sözleşmesi olmadığını savunmuş, oturmakta olduğu evin sit alanında olduğunu ve mülkiyetinin davacıya ait bulunmadığını beyan etmiştir. Mahallinde keşif yapılmıştır. Üç kişilik bilirkişi heyeti ........2009 tarihli raporu dosyaya sunmuştur. Dosya ekinde ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.....2006 tarih 2004/106 esas, 2006/89 karar sayılı davacısı Tapu Sicil Müdürlüğü, davalısı ... olan elatmanın önlenmesi ve kal istekli davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın ... .... Hukuk Dairesince ........2007 tarihinde onanarak karar düzeltme yoluna başvurulmadığından 27.....2007 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir.
Uyuşmazlık; bu davanın tarafları arasında kiracılık ilişkisinden kaynaklanan tahliye davası ve buna bağlı olarak alacak davası olup olmadığı yada mülkiyeti kamuya ait taşınmazda yapılanma nedeniyle zilyetliğin korunması davası biçiminde niteleme yapılıp yapılamayacağı dolayısıyla TMK.nun 984. maddesine göre hak düşürücü sürenin geçip geçmediği vs. konularında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere ve kural olarak; HUMK.nun 74 ve 76. maddeleri gereğince olayları bildirmek taraflara, hukuki niteleme hakime aittir. Ancak, hukuki nitelemenin ileri sürülen somut olayla doğru olması gerekir. Eldeki davada dava konusu taşınmazın ve kiraya verildiği belirtilen bina ile bahçesinin kamuya ait yerde olduğu tartışmasızdır. Esasen, bu konu davacının kabulündedir.
Bundan ayrı olarak, kira ilişkilerinde kirayı verenin mutlak suretle mal sahibi olması diye bir kural yoktur. Bir başka anlatımla, mülkiyet hakkı sahibi olmayan bir kişi dahi başkasına ait tapulu yada tapusuz bir yeri sözlü yada yazılı kira sözleşmesiyle kiraya vermesini engelleyen herhangi bir yasa maddesi yoktur.
Somut olayda, davacı gerek çekmiş olduğu ihtarnamede, gerekse dava dilekçesinde ve mahkemede ki ilk oturum zaptında açıkça davalılarla arasında sözlü kira sözleşmesi bulunduğunu ısrarla söylemiştir. Bu durumda, davacı ile davalılar arasındaki hukuki ilişkinin temelinin sözlü kira sözleşmesi ve buna bağlı olarak iddia edilen alacak talebi oluşturmaktadır. Dolayısıyla, hukuki nitelendirmenin bu şekilde yapılması gerekir.
Davacının öteki açıklamış olduğu beyanları bu iddiayı güçlendirmek amacıyla yapılmıştır. Bu durumda, mahkemenin tarafların bununla ilgili tüm iddia ve savunmalarını toplayıp yanlar arasında kiracılık ilişkisinin bulunup bulunmadığının araştırılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır. Davacının kamuya ait yerde işgalci olması Hazineye ecrimisil ödemesi somut olayın ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre karara gerekçe yapılması doğru olmamıştır.
Ayrıca, Dairenin sayın çoğunluğu tarafından benimsenen ret gerekçesi özellikle hak düşürücü süre yönünden benimsenen gerekçeye katılmam mümkün değildir. Şöyle ki, davacı ...
Şubat 2009 tarih 1605 yevmiye numaralı ihtarnameyi çekmekle bu ihtarnamenin tebliği edildiği ........2009 tarihinden itibaren iki aylık ve bir yıllık hak düşürücü sürenin hesaplanması gerekirken, yanlar arasındaki ilk hukuki ilişkinin doğduğu beyan edilen 2005 yılından itibaren hesaplanıp buna göre gerekçe yazılması kanaatimce somut olaya uygun düşmemiştir.
Hal böyle olunca, yanlar arasında sözlü kira sözleşmesinden kaynaklanan hukuki ihtilafın araştırılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemece somut olaya ve uyuşmazlığa uygun düşmeyen gerekçelerle davanın ret edilmesi doğru olmadığı gibi Dairenin sayın çoğunluğunca benimsenen ve somut olaya uygun düşmediği tarafımdan kanaat getirilen gerekçeye dahi katılmam mümkün değildir. Belirttiğim sebeplerle yerel mahkeme kararının bozulması gerekir kanaatindeyim. 07.02.2011
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/3637, K. 2011/491, 7 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama