KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2010/5916 E., 2011/2600 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil ve alacak
Karar Metni
850 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
... ile ... aralarındaki elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve alacak davasının yapılan yargılamasında mahkemenin görevsizliğine dair Ümraniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 29.04.2010 gün ve 118/287 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı vekili, dava dilekçesinde adresi yazılı olan binanın vekil edenine ait olduğunu, bu binanın bodrum katının davacı tarafından işgal edildiğini ve aynı binanın üç adet bağımsız bölümünün de davalı tarafından dava dışı şirketlere kiraya verildiğini, davalının bu yerde üstün bir hakkının bulunmadığını, bu konuda davalıya noter aracılığıyla ihtarname gönderildiğini açıklayarak davalının binanın bodrum katına haksız elatmasının önlenmesini, bodrum kat ile birlikte kiraya verilen üç adet bağımsız bölüm için dava tarihindeki rayiç kira bedellerinin geriye doğru 5 yıllık olarak tespit edilmesini ve fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf dava konusu binanın kendisine ait olduğunu, bu yerin zeminini 1984 yılında üçüncü kişilerden satın alarak binayı yaptırdığını, o tarihlerde davacının 18 yaşından küçük ve bir gelirinin olmadığını, aslında 2805 sayılı Yasa gereğince ancak bir tapu tahsis belgesi verildiğinden kendisi adına tapu tahsis belgesi olması nedeniyle bu yerin ve binanın davacı adına tapu tahsis belgesi çıkarılması için kayıtlandığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava konusu yerin zemininin Hazineye ait olduğu, dolayısıyla binadaki ihtilafın zilyetliğin korunmasına ilişkin bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, dosyadaki karar kesinleştiğinde Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından;
Dava konusu binanın bulunduğu yerin zemininin 2/B uygulamasıyla ormandan Hazine adına çıkarıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Esasen, binanın yer aldığı zeminle ilgili olarak taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Arzın maliki olan Hazine davada taraf değildir. Davanın tarafları ana baba bir kardeştirler. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi ve kabulündedir.
Uyuşmazlık davanın TMK. nun 683. maddesine dayalı bir dava mı olduğu, yoksa aynı Kanunun 974 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması davası mı olduğunda odaklanmaktadır. Bilindiği üzere ve kural olarak. TMK. nun 683. maddesine dayalı olarak açılan davalar mülkiyet hakkından kaynaklanmaktadır.
Bir binanın mülkiyet hakkı ancak, zemini (arsası veya arazisi) ile birlikte ele alındığında ve ilgilisi adına TMK. nun 705. maddesi uyarınca tapu kaydı oluşturulduğunda bir hakka dayalı davadan söz edilme olanağı vardır. Somut olayda ise, binanın bulunduğu zemin Hazineye aittir. Hazine iş bu davada taraf değildir. Çekişme binanın üstün zilyedinin kime ait olduğunda toplanmaktadır.
Bu durumda, eldeki dava TMK. nun 974 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması davasıdır.
Hal böyle olunca, mahalli mahkemenin vermiş olduğu görevsizlik kararı doğrudur. Davaya bakmak HUMK. nun 8/II-3. maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi görevindedir. Bu nedenlerle, Dairenin sayın çoğunluğunca benimsenen bozma gerekçelerine katılmam mümkün değildir. Mahalli mahkeme kararı belirttiğim gerekçelerle doğru olup, onanması gerektiği kanaatindeyim. 02.05.2011
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/5916, K. 2011/2600, 2 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama