KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2011/4979 E., 2012/1199 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu iptali ve tescil
Karar Metni
1.399 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
... ile Karşıpınar Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Zile Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 26.05.2011 gün ve 474/528 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
Dava, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yüksek Daire çoğunluğunca araştırmaya yönelik bozma sevk edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında davalı ... adına tespit ve tescil edilen 132 ada 5 sayılı parselin vekil edeninin babası ... tarafından 1964 yılında köy ihtiyar heyetinden satın aldığını, babasının ölümüyle davacıya intikal ettiğini açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Dava konusu 132 ada 5 sayılı parsel belgesizden ahşap ev ve arsası niteliğiyle 10.07.2002 tarihinde yapılan kadastro tespitinde köy adına tespit ve tescil edilmiş olup, kadastro tutanağının kesinleşmesiyle tapu kaydı oluşmuştur. Davacı vekili dava dilekçesinde, taşınmazın davacının babasından kaldığını açıklamış ancak, davacıya intikal şekli konusunda herhangi bir açıklamada bulunmamıştır.
Keşifte dinlenen kişilerde paylaşım ve davacıya intikal biçimi konusunda herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Davalı vekili 13.04.2011 tarihinde yapılan keşifte, taşınmazın elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, mirasçıların tamamının olurlarının alınması ya da terekeye temsilci atanması suretiyle davaya devam olunması gerektiğini bildirmiştir. Mahkemece de, bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taşınmazın 07.12.1964 tarihinde 10 sayılı köy ihtiyar heyetinin kararıyla davacının babası tarafından satın alındığına, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, babası Bektaş’ın öldüğü ve başka mirasçılarının da bulunduğu anlaşıldığına göre, terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir.
TMK.nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK.nun 702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olup, kural olarak üçüncü kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerekir. Davacı dava dilekçesinde, sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Bu nedenle terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır. Davacı dışında başka mirasçıların da olduğu dosya kapsamıyla sabit olduğuna göre, yerel mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Her ne kadar, bozma gerekçesinde 442 sayılı Köy Kanununun 44/3. maddesinin 11.06.1945 tarih ve 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanununun 64. maddesi uyarınca köy ihtiyar heyetine verilen yetkinin ortadan kaldırıldığı ve bu tarihten sonra köy ihtiyar heyeti tarafından yapılan satışların geçerli olabilmesi için köy derneğinin yazılı onayı olması gerektiği yönünde belirleme yapılmış ise de, yüksek çoğunluğun bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.
Dava konusu parsel kadastro öncesi de tapusuz bir yerdir. Köy ihtiyar heyeti tarafından yapılan satışın geçerli olup olmaması sonucuna etkili bulunmamaktadır. Yeter ki, alındığı tarihten itibaren kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar muris ve mirasçılarının aralıksız, çekişmesiz malik sıfatıyla ve yirmi yıllık kazanmayı sağlayan zilyetlik süreleri olayda gerçekleşmiş olsun. Tapusuz bir taşınmazın bu şekilde kazanılması mümkündür.
TMK.nun 713/1. maddesi kapsamında açılan tüm davalarda da bu ilke geçerlidir. Satış bedelinin muris veya mirasçıları tarafından ödenmemiş olması başka bir dava konusunu oluşturmaktadır. Eldeki davayla bir ilgisi görülmemektedir. Dava koşulu davada yerine getirilmediğinden işin esasına yönelik diğer eksikliklere ve taşınmazın niteliğine değinilme gereği duyulmamıştır.
442 sayılı Köy Kanunu üzerinde yapılan incelemede; köy ihtiyar heyetinin satış yapması konusunda köy derneğinden yetki ve onay alınması gerektiğine ilişkin hiçbir açıklamaya ve kanun hükmüne de rastlanılmamıştır.
Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında yerel mahkemece TMK.nun 701 ve 702. maddeleri gözönünde tutularak dava koşulundan davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken, araştırmaya yönelik ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe gösterilmek suretiyle bozma sevk edilmiş olması yönündeki Sayın çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. 27.02.2012
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2011/4979, K. 2012/1199, 27 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama