Davacı; mevki ve sınırlarını bildirdiği bir parça taşınmazın 30 yılı aşkın süre annesinin zilyetliğinde iken, 20.10.2008 tarihinde annesinden satın aldığını açıklayarak adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davacının 20 yıllık zilyetliği bulunmadığı, taşınmazın taşlık çalılık niteliğinde Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan davanın reddi ile Hazine adına tesciline karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... cevap vermediği gibi yargılama oturumlarına da iştirak etmemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne teknik bilirkişinin 18.02.2010 tarihli raporuna ek krokide A harfi ile gösterilen 987,11 m2 ve B harfi ile gösterilen 136,96 m2'lik yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamından; dava konusu taşınmaz Anamur Kadastro Müdürlüğünün 17.05.2010 tarih ve 1389 ... karşılık yazılarında belirtildiği üzere 1967 yılında 766 ... Tapulama Kanununa göre yapılan tapulama çalışmalarında boşluk vasfı ile tespit harici bırakılmıştır. Davacı taşınmazın emek ve para sarfı ile imar ihya edilerek tarım arazisi haline getirildiğini iddia etmiş olduğuna göre, bu yerin imar ve ihyaya muhtaç olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle, 3402 ...
Kadastro Kanununun 17. maddesinde imar ve ihya için öngörülen tüm olumlu koşulların davacı yararına gerçekleşmesi halinde böyle bir yerin kazanmayı sağlayan zilyetlik ve imar-ihya yoluyla edinilmesi mümkündür.
Mahallinde 20.12.2010 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın 1979 yılından beri davacının annesi ve sonrasında davacının zilyetliğinde bulunduğunu açıklamış olmasına rağmen taşınmazın kim tarafından ne şekilde imar-ihya edildiğini açıklamamış, uyuşmazlığın çözümü için hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır.
Bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastro tespitinden sonraki, dava tarihinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava tarihinden geriye doğru 20 – 30 yıl öncesine ait (1980-1989 yılları arası) en az iki farklı tarihe ait stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskopla üç boyutlu olarak incelenmesi gerekir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde, arazinin üç boyutlu görüleceği, taşınmazın sınırlarının belirlenebileceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabileceği görülecektir.
Bu halde mahkemece yapılacak iş; yeniden yapılacak yerel bilirkişi ve tanıklar HMK. nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağrılmalı, aynı Kanunun 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklar keşif yerinde dinlenmeli, dava konusu taşınmazın kim tarafından hangi tarihte imar ve ihyasına başlandığı, imar ve ihyanın ne şekilde sürdürüldüğü,
hangi tarihte tamamlandığı ve tarımsal amaçlı zilyetliğin hangi tarihte başladığı hususları ile kazanmayı sağlayan zilyetlik koşulları yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmalı, beyanlar arasındaki çelişki bulunması halinde HMK. nun 261. maddesi gereğince giderilmesine çalışılmalıdır.
Aynı keşifte ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi ve fotoğrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle tespit tarihinden geriye doğru 20 – 30 yıl öncesine ait ve iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının getirtilip stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliği ve ne zaman kullanılmaya başlandığının belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve bilirkişi sözleri ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmelidir.
Ayrıca imar planı kapsamında kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılabilmesi için 3402 ... Yasanın 17. maddesinin son fıkrası uyarınca, taşınmazın imar planı kapsamına alındığı tarihe kadar, davacı lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşmesi gerektiğinden taşınmazın sınırları içinde bulunduğu Ören Belediye Başkanlığından imar planı kapsamında olup olmadığı, imar planı kapsamında ise imar planının niteliği ve kesinleşme tarihi sorulmalı ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen yerel mahkeme hükmünün 6100 ... ...nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.