Davacı vekili, E.Akören köyündeki 253, 255 ve 833 parsel ... taşınmazların bütün halinde müvekkili ve murisi tarafından 70 yılı aşkın zilyetliklerindeyken belirtilen parsellere bölünerek davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazların Hazine ve köy ile ilgilerinin bulunmadığını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davacının zilyetlik iddiasını kanıtlayacak vergi kaydının bulunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 253 ve 255 parsel ... taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tesciline, 833 parselle ilgili davanın reddine karar verilmiş; hükmün kabulüne ilişkin bölümleri davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; TMK. nun 713/1, 3402 ... Kanunun 14.maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.
Toplanan delillere, yargılama tutanaklarına ve eksikten getirtilen kayıtlara göre, çekişme konusu 253 parsel ... taşınmazın 17175 metrekare miktarında senetsizden, 225 parselde 20 yıldan fazla bir süreden beri ... oğlu Hasan Palas’ın zilyetliğindeyken 1974 yılında haricen ... oğlu ...’a satılmış olup, uygulanan 345 tahrir no.lu vergi kaydının bu yere uyduğu, ancak güney hududunun mera okuduğu, kayıt miktarı esas alınarak miktar fazlasının Hazine adına 27.10.1983 tarihinde tespit ve tescil edildiği,
255 parsel ... taşınmazın 6600 metrekare miktarında olup, 220, 221, 222 parsele uygulanan 341 no.lu vergi kaydının güneyinin mera okuması nedeniyle miktar fazlasının Hazine adına tespit ve tescil edildiği, zilyedin ... olduğunun belirtildiği, bu parsellere ilişkin tespit tutanaklarının 14.09.1984 tarihinde kesinleştiği, 833 parsel ... taşınmazın ise, 8650
metrekare miktarında olup, miktar fazlası olarak Hazine adına tarla olarak tutanak düzenlendiği, ...’ın itirazı komisyonca ret edilmişse de, açılan dava sonunda ... mirasçılarına intikal ettirildiği görülmüştür. Dava tarihi 27.10.1986 olup, 3402 ... Kanununun 12/3. fıkrasında öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmıştır.
Çekişme konusu 253 parsel ... taşınmazın 225 parselin, 255 parsel ... taşınmazın ise 222 parselin miktar fazlası oldukları, 1946/341 ve 1946/345 tahrir no.lu vergi kayıtları uygulandığında güney sınırlarının mera okuduğu, bu durumda sınırları sabit olmadığı gibi meradan açıldıkları, 833 parsel ... taşınmazın itirazlı olup tapuya devredilmediği gibi hakkındaki davanın da atiye terk edildiği, davaya konu taşınmazların bitişiklerindeki mera parsellerinden açılarak elde edildiklerinin kabulü gerekir.
Meralar, kamunun yararlanmasına ayrılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamu mallarıdır. Gerek kamunun ortak yararlanmasına tahsis edilen yerlerden olmaları ve gerekse doğal yapıları gereği diğer kamu mallarında olduğu gibi meralar olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği gibi özel mülkiyet şeklinde tapu siciline kaydedilmeleri de mümkün değildir.
Olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılmaya ilişkin TMK. nun 713/1 ve 3402 ... Yasanın 14.maddeleri meralar hakkında uygulanamaz. 4342 ... Mera Kanununun 4.maddesinin 3.fıkrasında açıkça meraların özel mülkiyete geçirilemeyeceği, zamanaşımı uygulanamayacağı ve amacı dışında kullanılamayacağı belirtilmiştir. Yasalarda belirtilen yetkili organlarca nitelikleri değiştirilmedikçe özel mülkiyet şeklinde kazanılmaları mümkün olmaz. Meraların mülkiyeti Hazine’ye, kullanma hakkı ilgili köy veya köyler ile belediyeye aittir.
Bu durum karşısında özel mülkiyete konu olamayacak mera niteliğindeki davaya konu taşınmazların köy ortak mallarından olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacı adına tesciline karar verilmesi yasa hükümlerine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 ... HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 ... HUMK. 428. maddesine uyarınca BOZULMASINA, HUMK. nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK. nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 21.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.