Davacı ...
Öcal vekili dava dilekçesinde, vekil edeni ile davalı ...’ın 16.10.1996 tarihinde evlendiklerini, açılan boşanma davası ile tarafların boşandıklarını, evlilik birliği sırasında 36949 ada 5 parselde bulunan 16 nolu bağımsız bölümün edinildiğini, davalı adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, bu taşınmazın alımına vekil edeni tarafından bankadan çekilen 13.000,00 YTL kredi, ailesi tarafından verilen 1000 ABD Doları ve altınların satılmasından elde edilen paranın katkı yapıldığını açıklayarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere dava tarihindeki değerine göre katkı payı,
tasfiye tarihindeki değerine göre ise değer artış alacağı ve artık değere katılma alacağı olarak işleyecek yasal faiziyle birlikte şimdilik 6.000,00 YTL alacağın tahsiline, 24.10.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle istek miktarını tüm istekler bakımından 25.996,00 TL’ye yükselterek bunun hüküm altına alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, vekil edenine yöntemine uygun bir biçimde dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, davacının evlilik birliğinden doğan sorumluluklarını yerine getirmediğini, adına kayıtlı taşınmaz bulunduğunu, davacının dava konusu taşınmaza katkısının bulunmadığını, mülkiyetin vekil edenine ait olduğunu, vekil edeninin emekli olması nedeniyle aldığı emekli ikramiyesinin evin alımına harcandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini sağlamıştır.
Mahkemece, “davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilk bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde davacının talep ettiği taşınmaz yönünden 3.000,00 TL değer artış payı ve 6467,50 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından vekil edenince bankadan çekilen 11.880,00 TL’nin hesaplamada göz önünde tutulmadığı, davalı vekili ise davacının ev hanımı olduğu, söz konusu 11.880,00 TL’yi biriktirmesinin mümkün olmadığı, vekil edeni tarafından verilen paraların biriktirilmesi sonucu özel hesaba yatırılan para olduğu,
davacının evin alımına harcanmak üzere herhangi bir banka kredisi çekmediği, dolarla ilgili olarak dinlenen tanıkların davacının yakınları olup, bu nedenlere beyanlara itibar edilmemesi gerektiği, vekil edeninin biriktirdiği para ve emekli ikramiyesi parası ile taşınmazı aldığı gerekçesiyle temyiz edilmiştir.
Dava, 4721 ... TMK.nun yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan ve TMK.nun 202, 219, 222, 225, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince açılan (duruma göre TMK.nun 228. maddesi hesaplamada gözönünde tutulacak) katılma alacağı ile aynı Kanunun 227. maddesi uyarınca istenen değer artış payı alacağına ilişkindir.
Taraflar 16.10.1996 tarihinde evlenmiş, 16.01.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 28.10.2010 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar arasında, evlendikleri 16.10.1996 tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar 743 ... TKM.nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, taraflar sözleşmeyle başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre 4721 ... TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 16.01.2008 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TKM. m. 202). Taraflar arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
Uyuşmazlık konusu 36949 ada 5 ... parselde bulunan 16 nolu bağımsız bölüm taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 17.08.2004 tarihinde satış yoluyla davalı tarafından edinilmiştir. Davacı dava dilekçesinde her ne kadar evin alımına bankadan çektiği 13.000,00 TL kredi ile birlikte ailesi tarafından verilen 1000 ABD Doları ve altınlarının satışından edinilen para ile katkıda bulunduğunu bildirmiş ise de.
09.06.2011 tarihli yargılama oturumundaki imzalı beyanında ise, bankada zaman zaman biriktirdiği parasının olduğunu, SSK’dan aldığı toplu para ve el işi yaparak biriktirdiği paraları bankaya koyduğunu, ev alınmadan önce bu parayı faiz dönemi denk gelmediğinden bankadan çektiğini, o sırada davalının da emekli olduğunu emekli parasını ve bankadaki hesabından çektiği 11.000,00 TL eklenmek suretiyle toplam 46.000,00 TL’ye evi aldıklarını bildirmiştir.
Davacının bu beyanı göz önünde tutulduğunda bankadan çekilen kredi parasının eve harcanmadığı, esasen krediye ilişkin herhangi bir belgenin de dosyada bulunmadığı ve altınlardan da söz edilmediği açıklanan imzanın beyanı ile sabittir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalının ... Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğünde çalıştığı ve bu kurumdan 14.07.2004 tarihinde emekli olduğu ve 37.000,00 TL emekli ikramiyesi aldığı, davacı tarafında kabulündedir.
Saptanan bu somut olgu karşısında, davacı ailesi tarafından verilen ve dinlenen tanık beyanlarıyla doğrulanan mahkemece de kabul edilen 1000 ABD Doları ile bankadaki kişisel hesabından çektiği 11.000,00 TL’nin davalı adına alınan taşınmaza katkı yapıldığı, dosya kapsamı ile belirlenmiş bulunmaktadır. Davacının yaptığı bu katkıyı kişisel maldan edinilmiş mala yapılan bir katkı olarak değerlendirmek gerekir.
Bu nedenle TMK.nun 227. maddesi gereğince davacının yaptığı bu katkıdan doğan değer artış payının hesaplanması gerekmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile alınan raporlara göre; ailesi tarafından davacıya verilen 1000 ABD Dolarının taşınmazın edinildiği 17.08.2004 tarihindeki Türk Lirası karşılığı 1453,00 TL olarak hesaplanmıştır.
Davacının bankadaki kişisel hesabından çektiği 11.000,00 TL ilave edildiğinde davacının edinilen taşınmaza toplam katkısının 17.08.2004 tarihi itibariyle 12.453,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Davacı bizzat taşınmazın 46.000,00 TL’ye alındığını açıklamış, keşifte dinlenen uzman bilirkişi inşaat mühendisi ise, evin 17.08.2004 tarihindeki değerini 45.000,00 TL olarak hesaplamıştır.
Bu durum karşısında davacının 12.453,00 TL katkısı olduğu gözetilerek taşınmazın satın alındığı tarihteki sürüm değeri olan 45.000,00 TL karşısındaki değer artış payı bakımından katkı oranının bulunması ve bulunan bu katkı oranının taşınmazın karar tarihine yakın tarihte tespit edilecek sürüm değeri (TMK.nun m. 232, 235) ile çarpılması sonucu davacıya ait değer artış payının bulunması gerekmektedir.
Öte yandan, davacı davalının emekli olması nedeniyle aldığı ikramiyeyi evin alımına katkı yaptığı, davalının da bunu savunma olarak getirdiği ve taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlığın bulunmadığı anlaşılmaktadır . Ne var ki, ... Belediye Başkanlığı İnsan
Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünün Hukuk İşleri Müdürlüğüne yazdığı 15.01.2009 tarih ve 06-04 221 ... yazılarında; davalı ...’ın 14.07.2007 tarihinde emekli olduğu, uzman bilirkişi Av. Raif Özcan Çetinel’in 08.06.2011 tarihli raporunun 2. sayfasında 14.07.2004, aynı bilirkişinin 12.09.2011 tarihli ön raporunda ise, 01.04.2008 tarihinde davalının emekli olduğu ve 37.288.990.329,00 TL ikramiye aldığı açıklanmıştır.
Dosya kapsamında davalının emekli olduğu tarihi gösteren bir başka belgeye rastlanılmamıştır. Görüldüğü gibi raporlardaki tarihler ile ... Belediyesinin yukarıda tarih ve sayısı verilen yazıdaki tarihler birbirleri ile çelişmektedir. İkramiye 14.07.2004 tarihinde alınmış ise, aynı yılda yakın tarihte alınan eve harcandığı kabul edilebilir.
Ancak 14.07.2007 ya da 01.04.2008 tarihinde alınmış ise, bu tarihlerde alınan ikramiyenin evin alımına harcanıp harcanmadığı konusunda duraksama söz konusu olduğundan mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan davalının hangi tarihte emekli olduğu ve ne kadar ikramiye aldığı hususunun emekli olduğu kurumdan yeniden sorulması ve yazı cevabının denetim bakımından dosyaya eklenmesi zorunludur.
Şayet, davacı 14.07.2004 tarihinde emekli olmuş ve 37.000,00 TL emekli ikramiyesi almış ve alınan bu para gerçekten emekli ikramiyesi ise, TMK.nun 228. maddesi göz önünde bulundurularak kalan yaşam süresi bakımından PMF tablosu göz önünde bulundurularak davalının kalan yaşam süresine ilişkin ve hesaplanacak paranın kişisel mal olduğunun kabulü ile hesaplamada düşürülmesi gerekmektedir.
Çünkü emekli ikramiyesinin TMK.nun 219/2. fıkrasının 2. bendi kapsamında yapılan toptan ödeme olduğu gözetilerek edinilmiş mal rejimi süresine denk gelen kısmı yani boşanma davasının açıldığı ve mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar olan bölümü edinilmiş mal, mal rejiminin sona erdiği tarihten itibaren hak sahibinin kalan yaşam süresini karşılayan miktarının ise kişisel mal sayılmakta ve bu son bölüm tasfiye dışı bırakılmaktadır (TMK.nun m. 219/2. fık. 2. bend, 228).
Böylece, TMK.nun 227. maddesi gereğince davacı için hesaplanan değer artış payı alacağı ile aynı Kanunun 228. maddesine göre hesaplanacak davalıya ait kişisel paranın hesaptan (evin karar tarihine yakın bir tarihte belirlenecek sürüm değerinden) düşürülmesinden sonra kalan miktar katılma alacağı sayıldığından TMK.nun 236/1. maddesi gereğince yarısının davacıya ait artık değer olduğu gözetilerek hüküm altına alınması gerekmektedir.
Söz konusu olgu için dosyanın bir hukukçu, bir mali müşavir veya bir muhasebeciden oluşacak bilirkişi kuruluna tevdii edilerek belirtilen konularda tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli raporun alınması, seçilecek hukukçu bilirkişinin destekten yoksun kalma tazminatı ve PMF tablosuna göre hesaplama konusunda uzman olan bir kişi olduğunun düşünülmesi, iradın peşin sermayeye çevrilmiş değerinin hesaplanması gerektiğinden uygulamada sapma göstermeksizin benimsenen yüzdelik iskonto oranının hesaplamada uygulanması,
ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya ayrı ayrı iadesine 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.