Asıl ve birleşen dava davacıları; kadastro çalışmaları sırasında muris babaları ...’den intikal eden ve mirasçıları arasında taksim edilmeyen 121 ada 5 parsel ... taşınmazın davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak, tapu kaydının iptali ile miras bırakanın mirasçıları arasında miras payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 121 ada 5 parsel ... taşınmazın tapu kaydının iptaline, taşınmazın tamamının 6 pay kabul edilerek davacıların murisi ... mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında aynı ada ve parsel numarası ile tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın üzerinde fen bilirkişi raporunda krokide A harfiyle gösterilen iki katlı ev ve B harfiyle gösterilen bir katlı ahşap samanlığın davalı ...'ye ait olduğunun, C harfiyle gösterilen bir katlı ahşap samanlığın ise muris ...'ye ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm asıl ve birleşen dava davacıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 121 ada 5 parsel ... taşınmazın kadastroca 03.08.2007 tarihinde davalı adına tespit edildiği, itiraz üzerine Kadastro Mahkemesine dava açıldığı, mahkemece 08.07.2010 tarih 2010/5-72 Esas-Karar ... ilam ile askı ilan süresinden sonra dava açıldığı gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 12.05.2011 tarihinde kesinleştiği, mirasçılık belgesine göre davacıların babası muris ...’nin kadastro öncesi 20.12.1999 tarihinde vefat ettiği, davacılar dışında kardeşleri ...’nin de mirasçı olarak kaldığı anlaşılmaktadır.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 996 ve 3402 ... Kadastro Kanununun 14.maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Dosya kapsamı ile asıl ve birleşen dava dilekçesindeki bilgilere göre, davacıların babası ...’nin ölü olduğu anlaşıldığına göre, murisin terekesi TMK. nun 701. maddesi gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Davalı mirasçı olmadığından terekeye göre 3. kişi konumundadır. Aynı Kanunun 702. maddesinde topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Dava açmakta tasarrufi bir işlem olup, mirasçılardan birinin tek başına 3.kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır. Tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açma zorunluluğu vardır.
Ancak, tereke adına bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açılması halinde, taraf teşkilinin yargılama sırasında tamamlanması ve sağlanması mümkündür.
Eldeki davada ise, davacılar tapu kaydının iptali ile kök murisin mirasçılık belgesindeki payları oranında davacılar ve diğer mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istediğine göre, kök muris ...’nin diğer mirasçılarının davaya karşı olurlarının alınması veya TMK. nun 640. maddesi gereğince terekeye temsilci atanması suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve davanın bu şekilde yürütülmesi mümkün ve gereklidir.
Taraf teşkilinin sağlanması kamu düzenine ilişkin olup, yargılama ve kanun yolları aşamalarında her zaman kendiliğinden göz önünde tutulur. Mahkemece, bu usuli eksiklik yerine getirilerek dava şartı tamamlandıktan sonra uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 ... HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 ... HUMK. 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebeplerine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK. nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK. nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 52,10 TL peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine 21.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.