Davacı vekili dava dilekçesinde, 172 ada 54 parsel ... taşınmazın ... tarafından vekil edeninin babasına satıldığını, davacının babasının ölümü ile mirasçılarına kaldığını, davacının diğer mirasçıların hisselerini satın aldığını, eklemeli zilyetliklerinin 80 senenin üzerinde olduğunu, taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına yazıldığını açıklayarak taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kaydına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine temsilcisi yargılama oturumunda davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüyle, 172 ada 54 parsel ... taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine, hüküm; davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitinden önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik, haricen satış hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK.nun 713/1., 996. ve 3402 ... Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu 172 ada 54 parsel ... taşınmaz, 25.07.2000 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 22.05.1963 tarih ve 153 sıra nolu tapu kaydına istinaden Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, tapu kaydının taşınmaza uyduğu, 21 nolu Toprak Tevzi Komisyonunca tanzim edilen taşınmaza ait haritada 149 nolu parsel olarak sınırlandırılan taşınmazın tamamını kapsadığı, taşınmazın... oğlu ...’nın işgalinde bulunduğu belirtilerek Maliye Hazinesi adına tespit edilmiş, tespitin 20.01.2001 tarihinde itirazsız olarak kesinleşmesi üzerine davalı adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, taşınmazın vekil edeninin murisi tarafından ...’ndan satın alındığını, murisin ölümü ile mirasçılarına kaldığını, vekil edeninin de diğer mirasçıların payını satın aldığını ileri sürmüş, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi
..., taşınmazın eski sahibinin ... soyisimli şahıslar iken davacının ailesinin onlarla birlikte sürüp ekerek yardım ettiğini, belli bir miktarının emekleri karşılığında hibe yoluyla tapusunun verildiğini açıklamış, yerel bilirkişi ... ise, taşınmazın öncesinin Şinasi ...’a ait olduğunu, davacının ailesinin bu şahısla birlikte taşınmazı ekip biçtiğini, bunun karşılığı olarak da belli bir miktarının emekleri karşılığında davacı tarafa hibe yoluyla tapusunun verildiğini açıklamış, taşınmazın davacıya intikal biçimi konusunda herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Yerel bilirkişiler ile dava dilekçesindeki davacı tarafın beyanları birlikte dikkate alındığında, taşınmazın davacının murisi olan babası... Sarıkaya’ya ait olduğunun kabulü gerekir.
TMK.nun 701. ve 702. maddeleri gereğince taşınmaz elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, herbirinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK.nun 702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Dava da bir tasarrufi işlem olup, kural olarak 3. kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerekir.
Davacı dava dilekçesinde, sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bu nedenle terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına 3. kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır. Şayet dava konusu taşınmaz bölümleri satış, bağış veya terekenin paylaşımı sonucu davacıya düşmüş ise davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi ve aşağıda belirtilecek eksikliklerin yerine getirilmesi gerekmektedir.
Aksi halde, davacı dava dilekçesinde; sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunduğundan ve 3. kişilere karşı tek başına dava açma sıfatı ve hukuki ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi düşünülmelidir.
Davacı dava dilekçesinde, açıkça tanık deliline dayandığını belirttiği halde yargılama tutanakları üzerinde yapılan incelemede taraflara tanık ve delillerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınmadığı belirlenmiştir. 3402 ...
Kadastro Kanunu'nun 14/1. maddesine göre "...taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az 20 yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğinin belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyet adına tespit edilir” görüldüğü gibi zilyetliğe dayanan tapu iptali tescil davalarında, iktisabı sağlayan zilyetliğin ispatı gerekir. Zilyetlik olayları maddi olaylardandır. Maddi olaylar, yasa maddesinde de belirtildiği gibi tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Taraflara iddia ve savunmalarını ispat etmeleri için delil ve tanık listeleri ibraz etmeleri için süre ve imkan verilmemesi HMK.nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını da ihlal eder. Zira anılan Yasa maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı ispat hakkını da kapsamaktadır.
Öte yandan, 25.01.2011 tarihinde verilen keşif ara kararı da yöntemine uygun bir biçimde verilmiş bir ara karar olarak kabul edilemez. Zira yerel bilirkişi ve tanıkların keşif mahalline ne suretle davet edilecekleri hususunda ara kararında bir açıklama bulunmamaktadır. Mahkemece, davalı Hazine'ye ait ve uyuşmazlık konusu taşınmaza uygulanan 22.05.1963 tarih ve 153 sıra nolu tapu kaydının dayanağı olan kayıt, belge ve haritalar bulundukları yerden getirtilmediği gibi nizalı taşınmaza komşu olan aynı ada 43 ve 55 parsel ... taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının onaylı örnekleriyle, kadastro çalışmaları sırasında bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtları örnekleri dosya arasına getirtilmemiştir.
Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; taraflara delil ve tanık listelerini sunmak üzere süre ve imkan tanınması, Hazine’ye ait tevzi tapusunun dayanağı olan kayıt, belge ve harita örneklerinin bulundukları yerlerden, uyuşmazlık konusu taşınmaza komşu 172 ada 43 ve 55 parsel ... taşınmazların kadastro tutanağı örnekleriyle kadastro çalışmaları sırasında bu taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtlarının ilk tesislerinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte bulundukları yerlerden, vergi kayıtlarının ise İl, İlçe Özel İdare Müdürlüklerinden
getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK.nun 258. ve 259.
(HMK.m.243, 244, 259, 290/2) maddeleri gereğince, davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenmeleri, beyanlar arasında çelişki bulunduğu taktirde HUMK. nun 265 (HMK. m. 261) uyarınca aykırılığın giderilmesi, uyuşmazlık konusu taşınmazın davacının murisi olan babası...
Sarıkaya tarafından dava dışı ...’ndan satın alınıp alınmadığı, ...’nun taşınmazı davacının babası...’e hibe edip etmediği, taşınmazın muris...’ten kalıp kalmadığı, murisin sağlığında taşınmazı satış ya da hibe suretiyle davacıya devir edip etmediği, murisin ölümünden sonra mirasçıların paylarını davacıya satıp satmadığı, muristen kalmış ise terekesinin mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla paylaşılıp paylaşılmadığı,
paylaşım yapılmış ise terekeden kimlere nerelerin düştüğü, düşen yerlere ait ada ve parsel numaraları belirlenerek bunlara ait kadastro tutanakları ve tapu kayıtları getirtilmek suretiyle uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulması, komşu taşınmazlara ait tapu ve vergi kayıtlarının dava konusu taşınmaz yönünü ne olarak gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye işaret ettirilmesinin sağlanması,
uyuşmazlık konusu taşınmaza uygulanan tapu kaydının taşınmaza uyup uymadığının, Hazine adına olan tapu kaydının tesis edildiği 22.05.1963 tarihinden geriye doğru davacı ve murisinin 20 yıl süreyle taşınmaza zilyet olup olmadığının yerel bilirkişi ve tanıklara sorularak açıklığa kavuşturulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği halde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 19.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.