İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2014/15900 K.2015/307

Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesat

Esas2014/15900Karar2015/307Tarih12 Ocak 2015Okuma7 dk · 1.455 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2014/15900 E., 2015/307 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
12 Ocak 2015
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.455 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesat

.. ve .. ve müşterekleri aralarındaki Muhdesat davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 01.02.2013 gün ve 162/21 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar .. ve müşterekleri vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Davacı vekili, taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu 101 ada 206 parsel üzerinde bulunan yapının çatısı, iç mekan sıvası, elektrik ve su tesisatı, kaynak suyu şebekesi ve havuzu ile ağaçların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespiti ile mülkiyete kazandırdığı değerin tespitini istemiştir.

Davalılar ..., ... ve ... davacının katkısı bulunmadığından davanın reddini savunmuş, diğer davalılar usulune uygun tebligata rağmen cevap vermemiş ve yargılama oturumlarına da katılmamışlardır.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle davacı tarafından dava konusu taşınmaz üzerinde yapılan faydalı masrafların toplam değerinin tespitine karar verilmesi üzerine; Hüküm, davalılar ......., .. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesinin içeriği, davalıların savunması ve dosya kapsamına göre, dava ortak muristen intikal eden taşınmaz üzerinde bulunan yapı üzerindeki bir takım imalatların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine ilişkindir. Taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen taraf tanıkları benzer beyanlarında taşınmaz üzerindeki yapının ortak muris tarafından meydana getirildiğini, davacının bir takım onarımlar ve eklemeler yaptırdığını bildirmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaz üzerinde daha önce mevcut bir muhtesata yeni bölümler ilave edilmesi, muhdesatın tamamlanması veya mevcut muhtesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhtesat meydana getirme niteliğinde olmayıp mevcut muhtesatın daha kullanılır hale gelmesini, iyileştirilmesini bir başka deyişle muhtesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdir.

Bu işler için harcanan giderler de muhtesatın değerini artıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. İyileştirici nitelikteki bu giderleri tek başına karşılayan paydaş koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını 6098 sayılı TBK'nun 77 (BK'nun 61) ve onu izleyen maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre isteyebilecek olup tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

Öte yandan kural olarak muhtesat niteliğinde olduğu kabul edilen ağaçların büyük kısmı 25-35 yaş aralığında, davacının taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunmadığı dönemde dikilmiş olup 2-15 yaş aralığında bulunan az sayıda ağacın ise davacı tarafından dikildiği hususunda delil bulunmadığından davanın tümden reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru değildir.

Davalılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 165,80 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılar ... ve müştereklerine iadesine 12.01.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Davacı, dava dilekçesiyle satış suretiyle ortaklığın giderilmesi(paylaşma) davasına konu edilen taşınmaz üzerindeki binanın çatı, iç mekan sıvası, elektrik ve su tesisatı, kaynak suyu getirilmesi tesisatı ve havuz ve dikilen ağaçların (muhtesat) kendisi tarafından meydana getirildiğinin ve bunların hakkına katkısının tespitini talep etmiştir.

Burada “muhtesat” deyimi ile anlatılmak istenen; taşınmazın dikey ve yatay kapsamında (TMK.md.718) kalan, bir şekilde taşınmazla bağı bulunan ve taşınmaz değerini arttırıcı nitelikteki ekonomik bir değer taşıyan sonradan meydana getirilmiş maddi unsurlardır. Bunlar taşınmazın üstünde olabileceği gibi, altında da olabilir. Yine, muhtesat eşya olarak “bütünleyici parça(TMK.md.684)” veya “eklenti(TMK.md.686)” niteliğinde de olabilir.

Muhtesat tespiti davası bakımından önemli olan, bu maddi unsurların ana taşınmazla ekonomik bir bütünlük gösterip ana taşınmazla birlikte satılacak ve satış değerini arttırıcı etki yapacak nitelikte olmasıdır. Ancak bu nitelikteki muhtesatların bu davaya konu edilmeleri mümkün olup; aksi halde tespitte hukuki yarar olmayacaktır. Bu muhtesatlar, genellikle arz üzerindeki yapı, dikili ağaçlar ve diğer bitkilerdir.

Kural olarak bunlar, üst toprağa tabidir(superficies solo cedit) ilkesi gereğince; toprağın mülkiyetine ve onun akıbetine tabi olacak; bağımsız biçimde mülkiyet hakkına konu olmayacaktır. Bu nedenle, muhtesat tespitinde mülkiyet hakkının tespitine karar verilemez.

Ancak, paylı mülkiyette hangi paydaş(lar)ın, elbirliği mülkiyetinde ise miras ortaklığına dahil terekedeki malın mahkemeden satışı yapılmak suretiyle paylaşılmasında, hangi mirasçı(lar)ın, muhtesatı meydana getirdiği ve sebeple satış parasında payı dışında ayrıca hak sahibi olacağının tespitine karar verilmesi gerekir.

Tespit davaları konusunda önceki usul kanununda(HUMK) genel bir düzenleme bulunmamakla birlikte; ancak öğreti ve yargısal içtihatlarda oybirliği ile hukukumuzda açılabileceği kabul edilmişken; 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)nda açıkça düzenlenmiştir(HMK.md.106). Buna göre; tespit davaları bir hukuki ilişkinin(hakkın) var olup olmadığının ya dabir belgenin sahte olup olmadığının mahkemece belirlenmesini talep eden davalardır. Bir tespit davasının dinlenebilmesi için

öncelikle kanunda belirtilen istisnalar dışında davayı açanın bu davayı açmakta “güncel bir yararı” bulunmalıdır. Buna “hukuki yarar” şartı denilmektedir.

Hukuki yarar şartı kapsamında kabul edilmesi gereken bir husus, kanunda açıkça yer almamakla birlikte, gerek içtihatlarla gerekse öğretide kökleşmiş olan, “eda davasının mümkün olduğu hallerde kural olarak tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı” hususudur(Y.HGK.nun 06.10.2004 T.2004/7-411 E. 2004/477 K.sayılı kararı.

Baki Kuru-Ali Cem Budak,Tespit davaları, İstanbul 2010,sh.127).Tespit davasının koşulları yönünden muhtesat tespiti davaları için aşağıdaki değerlendirmeler yapılabilir: (1) Muhtesatın tespitinin istenebilmesi için öncelikle paylı mülkiyete veya miras ortaklığına (terekeye) dahil taşınmaz veya taşınmazalar için açılmış “satış suretiyle ortaklığın giderilmesi davasının mevcut olması, (2) bu ortaklığın giderilmesi davasında satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmeden önce bir muhtesat uyuşmazlığı çıkarılmış ve bu uyuşmazlığın davanın taraflarının tamamının anlaşmasıyla giderilememiş olması,

(3) ortaklığın giderilmesi davasında anlaşılamaması durumunda mahkemece muhtesat için hak iddia eden taraf(lar)a bu konuda Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açma konusunda süre verilmesi ve bu konunun bekletici sorun yapılması(HMK:md.165/2) gereklidir. Öyleyse, ortaklığın giderilmesi davasında satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş ise-satış henüz yapılmamış olsa bile-muhtesat tespiti davasının artık dinlenmesinde hukuki yarar kalmayacaktır.

Zira, artık hak iddia edenin genel hükümlere dayalı (sebepsiz zeginleşme-TBK.md.77 vd.) bir eda davası açma imkanı devreye girecektir. Ayrıca, paydaş veya miras ortağı olmayanın (üçüncü kişilerin) ortaklığın giderilmesi davasında taraf sıfatı olmayacağından; muhtesat tespiti davası açma hakkının da bulunmadığının da kabulü gerekir.Bu konuda Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesine 2004 yılında eklenen “.

Başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırmasında binaların asgarî levazım bedeli, ağaçların ise 11 inci madde çerçevesinde takdir olunan bedeli zilyedine ödenir…” şeklindeki 12.fıkra hükmü uyarınca başkasının arazisine “haksız inşaat (TMK.md.722 vd.) yapan zilyedin deistisnaen bu muhtesatın tespiti için dava açabileceğini de kabul etmek gerekir.

Nezdinde yukarda açıklanan nitelikte bir muhtesat tespiti davası açılmış olan Asliye Hukuk Mahkemesi; yukarda açıklanan şekilde güncel hukuki yararın bulunup bulunmadığını bir dava şartı olarak inceleyecektir. Mahkeme hukuki yararın davanın devam ettiği süre içinde mevcut olmasını da arayacaktır.

Mahkeme usul hukuku yönünden yapacağı bu incelemeden sonra, hukuki yararın mevcut olduğu sonucuna varır ise, gösterilen delilere göre maddi hukuk yönünden incelemeye girişecek, keşif ve bilirkişi incelemesi de yapacaktır. Kanımca, muhtesatın kendi başına bağımsız bir bütünlüğünün bulunması gerekli değildir.

Bu bakımdan bağımsız bir bütünlüğü olmamakla birlikte, taşınmazın bizzat kendisine veya üzerindeki yapı, bitki, ağaç gibi unsurlara yapılan ve satış parasına arttıcı etkide bulunacak nitelikteki zenginleştirme faaliyetlerinin de tespit edilmesi ve olası satış parası içindeki yansıma miktarının oransal olarak gösterilmesi ve bunun tespiti de mümkün olmalıdır. Zira tespit davası ile tespit edilecek husus bir hak ve hukuki ilişkiden ibarettir.

Bu nedenle, aidiyeti çekişmeli olmamakla birlikte; tarla olan bir taşınmaz tesviye, nitelikli toprak taşıma ve gübreleme faaliyeti sonucu zengin bir toprak haline getirilmesi mümükün olabileceği gibi; verimsiz, yabani ağaçlar aşılanarak üstün cins haline getirilmiş; yine harap eski bir yapı yıkılıp yeniden yapılmış veya nitelikli bir tamirat ve yenileme ile zenginleştirilmiş de olabilir.

Bu nedenle bütün bu zenginleştirme durumlarının tespit edilip, satış parasına yansıma durumunun kararda oransal olarak gösterilip tespit kararı verilmesi de mümkün olmalıdır. Diğer yandan, bazı durumlarda tespiti istenen muhtesat taşınmazın olası satışında sürüm değerine hiçbir arttırıcı etki de yaratmayabilir.

Üzerinde yıkılması gerekli harap bir yapı(muhtesat) bulunan taşınmazın sürüm değerinin, sadece arsa değerinden ibaret olduğunun bilirkişice bildirilmesi durumu buna örnek olup; kanımca böyle bir olasılıkta, açılan tespit davasının mahkemece reddine karar verilmesi gerekir.

Mahkemece; davacının iddia ettiği muhtesat ve zenginleştirme unsurlarının davacı tarafından meydana getirildiği benimsenerek, bunların 2000, 2006 ve 2011 yılları itibariyle değerlerinin tespitine karar vermiş; hükmü bir kısım davalılar temyiz etmiştir.

Değerli çoğunluk; paylaşma davasına konu taşınmaza yapılan iyileştirme/ zenginleştirme giderlerinin muhtesat tespiti davasına konu edilemeyeceği, bunların ancak genel hükümlere göre açılabilecek bir eda (alacak) davası ile istenebileceği düşüncesindedir. Bu nedenle, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın tümden reddine karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Yukarıda açıkladığım gibi; mahkemece verilebilecek tespit kararı, muhtesatın niteliği uygunsa, bunların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespiti veya tespiti istenilen hususların arasında esaslı tadilat ve zenginleştirme unsurları varsa, bunların ortaklığın giderilmesi davası sonucunda yapılacak olası satışında satış bedeline yansıma oranının tespitine şeklinde olmalıdır.

Oysa mahkemece sadece muhtesat ve zenginleştirmelerin belirli tarihlere göre değerlerinin tespitine karar verilmekle yetinilmiştir. Bu gibi tespit davalarında değer tespitine karar verilmesinde güncel hukuki yarar mevcut değildir. Bu bakımdan mahkemenin kararı usul ve yasaya aykırı olmuştur.

Mahkemece bir kısım muhtesat ve zenginleştirme unsurlarının davacı tarafından meydana getirildiği benimsendiğine göre; bunların, davacının zemin bedelindeki mevcut hakkı dışında olası satış bedeline yansıma oranının tespit edilerek bu oranın tespitine karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektiği düşüncesindeyim.

Bu bozmanın niteliğine göre de, temyiz edenlerin muhtesatların davacı tarafından meydana getirildiğinin kanıtlanamadığı yolundaki diğer temyiz itirazları da şimdilik incelenemeyecektir.

Yukarda açıkladığım nedenlerle, Değerli çoğunluğun bozma sonucuna katılmakla birlikte, temyiz edilen hükmün açıkladığım çerçevede inceleme yapılmak ve sonucuna göre karar verilmek üzere farklı gerekçeyle bozulması gerektiğini düşünüyorum. 12.01.2015

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/15900, K. 2015/307, 12 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2014/15900
Karar No
2015/307
Tarih
12 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2014/15902 K.2015/331
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2014/15902 K.2015/1030
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2014/15903 K.2015/1206
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2014/15903 K.2015/1122
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2014/15905 K.2015/1396
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2014/15905 K.2015/332

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.