KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2016/7355 E., 2017/14188 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2017
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- İcra Emrine İtiraz, Takibin İptali
Karar Metni
521 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HMK'nun 438. ve İİK'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Borçlu vekili icra emrinde alacaklı asilin adres ve icra dairesinin hesap numarası bilgilerinin yer almadığını, icra emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, icra emrinde alacağın tutarı, faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün belirtilmediğini, takibe konu alacağın zamanaşımına uğradığını ve nafaka alacaklarının fazlası ile ödendiğini belirterek icra takibinin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, ... 25. İcra Dairesinin 2015/14496 sayılı dosyasındaki takip borcunun toplam 1.558,79 TL olarak kabul edilip takibin bu miktar üzerinden devamına, fazla istenen miktarın iptaline ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm alacaklı ve borçlu vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
3-Alacaklı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
İlama dayalı takipte borcun ödendiği iddiası, İİK'nun 33. maddesinde belirtilen belgeler ile ispat edilmelidir. Yargıtay yerleşik içtihatlarıyla, nafaka borcunun ödendiğine ilişkin iddianın ispatı yönünde sunulan ödeme belgelerinin geçerli olabilmesi için açıkça nafaka borcuna atfen yapıldığının yazılı olması gerektiği koşulu, yeni uygulamalarla objektif kriterlerle yumuşatılmış olup.
Dairemizin son içtihatlarında; nafaka borçları yönünden yapılan ödemelerin, aylık nafaka miktarına, bu miktara yakın miktarda ve düzenli olarak yapılması durumunda, ödeme belgelerinde nafaka borcuna ilişkin olduğuna dair atıf olmasa dahi, bu ödemelerin nafaka borcundan mahsubunun hakkaniyet kurallarına uygun düşeceği kabul edilmektedir.
Zira işleyen nafaka borcu bulunan bir borçlunun yaptığı ödemelerin bu borç dışında ahlaki bir ödeme olduğunu kabul etmek hak kaybına neden olacaktır. Aksi düşünce,aşırı şekilcilik olup, hak zayiine ve mükerrer ödemelere neden olacağından kabulü mümkün değildir.
Somut olayda borçlu tarafça müşterek çocuk ve alacaklıya yapıldığı belirtilen okul taksitleri, okul servis ücreti, ev kirası, aidat, bireysel kredi, kredi kartı, ... Telekom, ... fatura, vergi dairesi sağlık harcamaları gibi ödemelerin nafaka borcuna mahsuben yapıldığı kabul edilemez.Bu durumda Mahkemece, alacaklının hesabına yapılan ve açıkça nafaka borcuna atfen yapıldığı belirtilen ödemeler ile aylık nafaka miktarına, bu miktara yakın ve düzenli olarak yapılan diğer ödemelere ilişkin borçlu tarafından dosyaya ibraz edilen dekont örnekleri ilgili bankalardan temin edilerek gerektiğinde bilirkişi raporu da aldırılmak suretiyle nafaka borcunun tespiti gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/7355, K. 2017/14188, 31 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama