1964 yılında yapılan kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... Köyü ... parsel ... 23.200 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalıların miras bırakanı ... adına tespit edilmiş; Orman İdaresi ve ...’ın itirazları, kadastro komisyonunca yetkisizlikle kadastro mahkemesine gönderilmiştir. ..., yargılama sırasında davasından feragat etmiş, mahkemece davanın reddi yönünde verilen karar, Orman İdaresi tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.4.1986 tarihli ve 1985/7893 E.-1986/3842 K. ... kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle. “Çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu keşif ve uzman bilirkişi raporuyla belirlenmişse de 766 ...
Tapulama Kanunu'nun 54. maddesi uyarınca gerçek hak sahibinin belirlemesinin gerekli olduğu, bu konuda yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, uzman bilirkişi davalıların dayandığı tevzi haritasının davalı yeri kapsadığını bildirmişse de; yerel bilirkişi tevzi haritasının bu yere ait olmadığını haber verdiği halde bu çelişkinin giderilmediği, bu sebeple yörede toprak tevzi komisyonunca yapılan dağıtım ve belirtme işlemlerine ilişkin tüm belge ve haritaların, dayanılan Mart 1289 tarih 5 numaralı tapu kaydı ve gittilerinin getirtilerek yöntemince zemine uygulanması, taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi,
tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölümlerinin bulunması halinde mera olup olmadığının komşu köyden seçilecek bilirkişiler yardımıyla ya da varsa mera tahsis haritası ve paftası uygulanarak saptanması, mera değil ise zilyetlikle kazanma koşullarının araştırılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.11.2006 tarihli ve 2006/9909 E.- 2006/16230 K. ... kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle.
"Mahkemece, çekişmeli taşınmazın malik hanesi açık olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; bozma kararına uyulmakla davanın tarafları için usulî kazanılmış hak, mahkeme için de bozma kararının gereklerini yerine getirme zorunluluğu doğduğu, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.04.1986 tarihli ve 1985/7893 E.-1986/3842 K. ... bozma kararında çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenmişse de, parselin malik hanesinin açık olduğu kabul edilerek bozma tarihinde yürürlükte bulunan 766 ...
Kanunun 54. maddesi (3402 ...
Kanunun 30/2. md.) gereğince gerçek hak sahibinin saptanması bakımından re'sen delillerin toplanmasından sonra taşınmazın gerçek hak sahibi adına tescil edileceği belirtilmiş olduğuna ve çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tutanağı ve ekleri itiraz üzerine yetkisizlikle kadastro mahkemesine aktarıldığına göre hükmüne uyulan bozma kararında da açıklandığı gibi gerçek hak sahibinin kadastro hâkimi tarafından re'sen belirlenmesinin gerektiği açıklanarak,
Hazine ve köy tüzel kişiliği de davaya katılıp kendilerine duruşma günü tebliğ edildikten ve onların bildireceği deliller de toplandıktan sonra Toprak Tevzi Komisyonu tarafından yapılan çalışmalar sırasında çekişmeli taşınmazla ilgili 40 nolu belirtmelik haritasının kuzeyinde 27 nolu,
güneyinde 5 nolu mera parseli bulunduğu ve 1963 basım tarihli memleket haritasında dava konusu taşınmazın kuzeyi ve güneyinin makilik olarak gözüktüğü nazara alınarak 7. Hukuk Dairesinin bozma kararının gereklerinin yerine getirilmesi ve mahkemece re'sen lüzum görülen diğer deliller de toplanarak çekişmeli parselin gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, Orman İdaresinin davasının reddine, çekişmeli taşınmazın ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.03.2015 tarihli ve 2014/7577 E.- 2015/1114 K. ... kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle.
"Mahkemece bozma kararına uyulmuşsa da, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, uzman bilirkişi raporuna göre, yörede 2005 yılında orman kadastrosu yapıldığı ve çekişmeli taşınmazın orman sınırı içinde bırakıldığı, ayrıca, 2010 yılında da yenileme kadastrosu ve kullanım kadastrosu yapıldığı, mahkemece, bu çalışmalara ait harita ve tutanakların getirtilerek mahalline uygulanmadığı, yargılama sırasında orman kadastrosu yapıldığından davanın aynı zamanda orman kadastrosuna itiraza dönüşeceğinin düşünülmediği,
bundan ayrı, dayanılan tevzi haritalarının taşınmaza uymadığı belirlenmiş ise de, 241 numaralı vergi kaydının taşınmaza uyduğu, 80 ar yüzölçümlü kaydın, kuzeyi ve doğusunun Hazine; güneyinin kum; batısının ise ... okuduğu, değişir sınırlar içermesi nedeniyle kaydın miktarı ile geçerli kapsamının tayin edilmesi ve kayıt miktar fazlasının sınırdaki mera ve ormandan (halen bir bölümü 2/B alanı) açılarak kazanılmaya çalışılması nedeniyle zilyedliğe değer verilemeyeceği, kayıt fazlasının hali hazır niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğinin gözetilmediği açıklanarak,
mahkemece refakate alınacak bir orman yüksek mühendisi, yoksa orman mühendisi ile bir fen bilirkişisi aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, yörede yapıldığı bildirilen orman kadastro, pafta yenileme ve kullanım kadastro çalışmalarına ait tüm harita ve tutanakların getirtilmesi, eski ve yeni kadastro paftalarının ölçeği ile birbiriyle denkleştirilerek, sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıkta en az 10-12 orman sınır noktası görülecek biçimde, çekişmeli taşınmazın kesinleşmeyen orman sınır hattına göre konumunun belirlenmesi, taşınmazın tahditle irtibatlı krokisinin düzenlettirilmesi,
orman kadastrosu kesinleşmiş olmayacağından, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının taşınmaz ve çevresine uygulanıp, hava fotoğrafları ve dayanağı haritaların stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğünün belirlenmesi, memleket haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenip birbiri üzerine aplike edilerek taşınmazın ve çevre taşınmazların konumunun memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi, 241 numaralı vergi kaydının, komşu taşınmaz kayıtlarından da yararlanılarak mahalline uygulanması,
değişir sınırlı olduğundan 3402 ... Kanun'un 20/b-c maddeleri gereğince miktarı ile geçerli kapsamının belirlenmesi, taşınmazın asıl kapsamı orman değilse kayıt miktar fazlasının sınırdaki mera, orman ve 2/B alanları nedeniyle kazanılamayacağı gözönünde bulundurularak, 3402 ... Kanunun 30/2. maddesi gereğince halihazır niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; hükme esas alınan orman bilirkişisi rapor ve ek raporuna göre göre taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, fen bilirkişisi raporuna göre davalı gerçek kişilerin dayanağı 241 numaralı vergi kaydının, kadastro çalışmaları esnasında başka taşınmaza uygulandığı, bu haliyle aynı vergi kaydına ve bu kaydın kapsamına dayanarak tespit maliki ... mirasçıları lehine mükerrer tescil hükmü kurulamayacağı gerekçesi ile, Orman İdaresi tarafından açılan davanın reddine, ...
İli, ... İlçesi, ... Köyü, 150 parsel ... ve 23.200,00 m² yüzölçümlü (uygulama kadastrosu sonucu 124 ada 47 parsel ... ve 24.136.97 m² yüzölçümlü) taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve tarla niteliğiyle, Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili, bir kısım davalılar vekili Avukat ... ve bir kısım davalılar vekili Avukat ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ...
Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ...
Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili, bir kısım davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 44,40'ar TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 225,45'er TL'nin temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına,7139 ... Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.11.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.