Kadastro sırasında, davaya konu ... köyü 126 ada 86 parsel ... taşınmaz; hali arazi niteliğinde, 67242 m2 yüzölçümünde, kısmen makilik ve çalılık olduğu ve ilerde ekonomik yarar sağlanabilecek yerlerden olduğu açıklanarak Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacılar, kadastro çalışmaları sırasında 126 ada 87 ... parselin ... adına, 88 ... parselin ise ... adına tespit edildiğini, davaya konu 126 ada 86 parsel ... taşınmaz ile birlikte bu üç parselinde zeytinlik vasfında ve sınırlarının sabit olduğunu, ...’ın ve ...’ın bir bütün halinde 20 yılı aşkın zamandan beri malik sıfatıyla zeytinlik olarak kullandıkları yerlerin de 86 ... parsel içinde tespit edildiğini ileri sürerek, 126 ada 86 parselin tespitinin iptali 87 ve 88 parsellerin yüzölçümüne eklenerek adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne, 126 ada 86 parsel ... taşınmazın tespitinin iptali ile 15.09.2008 tarihli ve 24.03.2009 tarihli krokilerde (A) harfi ile gösterilen 15740 m2 yüzölçümündeki bölümün zeytinlik niteliğinde ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına, (B) harfi ile gösterilen 21394 m2 yüzölçümündeki bölümün zeytinlik vasfı ile ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına, (C) harfi ile gösterilen 30108.07 m2 yüzölçümündeki bölümün tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 17.07.2009 tarihli ve 2009/8433-12065 ... kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: ''Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın her ne kadar ... köyü genel arazi kadastrosu sınırları içinde ise de, orman kadastrosu bakımından ... köyü idari sınırı ile ... köyü idari sınırının tampon bölgesinde yer aldığı, her iki köyde de orman kadastrosunun yapıldığı gözlenmiş ise de, orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazların ve çevre taşınmazlarının birlikte görüldüğü arazi kadastro paftası ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri gösterir ... köyü orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritaları ile ... köyü orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritaları uygulanıp aplike edilerek konumunun saptanmadığı,
bilirkişi raporunda, 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6831 ...
Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54 üncü maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49 uncu maddesinde öngörülen biçimde uygulama yapılmadığı için, karara dayanak alınan uzman bilirkişi raporu çekişmeli taşınmazın orman kadastrosuna göre konumunu duraksamaya yer vermeyecek biçimde göstermediği, diğer yandan, davacı zilyetliğe dayandığından,
çekişmeli yerin öncesinde niteliğinin ne olduğunun belirlenmesi amacıyla eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritasında çekişmeli taşınmazın ne olarak gösterildiğinin ve zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olup olmadığı da araştırılmadığından bilirkişi raporlarının bu hali ile denetimine olanak vermediği'' gerekçesine yer verilmiştir.
Davacılar ... ve ... mahkemeye sundukları 12.11.2012 havale tarihli dilekçe ile görülmekte olan davadaki haklarını kayıtsız şartsız, bila kabili rücu olmak üzere ... ve ...'e temlik ettiklerini belirterek dava sonucunda çıkan kararın ... ve ... lehine hükümlendirilmesini talep ettiklerini belirtmişlerdir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama neticesinde davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 17.07.2009 tarihli ve 2016/9491 E.- 2018/6213 ... kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: "Dava konusu taşınmazın 2005 yılında kadastro çalışmasına tabi tutulduğu, davacılar ... ve ...'ın ise 2005 yılında açtıkları dava ile kadastro tespitinden önceki nedenlere dayanmak suretiyle dava konusu taşınmazın adlarına tescilini talep ettikleri, ancak dava devam ederken davacılar ... ve ...'ın mahkemeye sundukları 12.11.2012 havale tarihli dilekçe ile görülmekte olan davadaki haklarını kayıtsız şartsız, bila kabili rücu olmak üzere ... ve ...'e temlik ettiklerini belirterek dava sonucunda çıkan kararın ... ve ... lehine hükümlendirilmesini talep ettiklerini beyan ettikleri,
davaya taşınmazı devralan ... ve ... tarafından devam edildiği, mahkemece taşınmazın yeni maliklere devredildiği tarih itibariyle 3402 ... Kadastro Kanununun 26. maddesine göre kadastro mahkemesinin görevinin sona ereceği ve genel mahkemelerin görevli hale geleceğinin gözardı edildiği, bu nedenle mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesi" gereğine değinilmiştir.
Kadastro Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosya kendisine gönderilen Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, temlik alanlar vekili tarafında temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1967 yılında yapılıp kesinleşen ilk orman kadastrosu ile 3402 ... Kanun uygulamasına esas olmak üzere yapılan aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ...
Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temlik alanlar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 215,45 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 01.11.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.