Kadastro sırasında, ... Köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 7, 95 ve 103 ada 2 parsel ... 2.403.54, 2.318.98 ve 2.548.32 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, paylı tapu kayıtları nedeniyle davacı ... ile davalı ... ve arkadaşları adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., tespitte uygulanan tapu kayıtlarından biri ile taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların sadece kendi adına tespit ve tescili için dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen ilk kararda dosya kapsamı incelendiğinde, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişilerin ve tespit bilirkişisi ile davacı tanıklarının, davacının dayandığı 20.11.1998 tarihli ve 6 no.lu tapu kaydının sınırlarının ve 21.09.1998 tarihli satış senedinin 2 nci sütununda yazan sınırlarının dava konusu taşınmazlara uyduğunu, dava konusu taşınmazların ... isimli şahsa ait iken bu şahsın davacı ...'a bu yerleri sattığını beyan ettikleri halde, kadastroya dayanak tapu kayıtlarının incelenmesinde 1296 yoklama 271 no.lu tapu kaydı ile 21.03.1956 tarihli ve 11 no.lu tapu kaydının,
davacının dayandığı 20.11.1998 tarihli ve 6 no.lu tapu kaydının geldi kayıtlarından oldukları ve işbu tapu kayıtlarının hisseli oldukları, ...'in dava konusu taşınmazların tamamına değil 37416/846720 hissesine sahip olduğu ve davacının, sonrasında 20.11.1998 tarihli ve 6 sıra no.lu tapu kaydı ile ...'ten taşınmazın tamamını değil, 37416/846720 hissesini satın aldığı anlaşılmış, bu şekilde kadastro tespitine dayanak tapu kayıtları uyarınca tespitin doğru olarak yapıldığı anlaşılmış,
tapu kayıtlarına ve satış senedine dayanan davacının davasının sübuta ermediği kanaatiyle davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2013/7617 Esas ve 2013/8282 Karar ... ilamıyla eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğine işaret edilerek hükmün bozulamasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen kararda dava konusu taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının dava dışı 102 ada 5 ve 10 parseller ile 103 ada 1 ve 3 parsel ... taşınmazlara revizyon görmediği ve ayrıca 102 ada 5 ve 10 parseller ile 103 ada 1 ve 3 parsel ... taşınmazların tespit maliki olan ... oğlu ... ile dava konusu taşınmazlara uygulanan tapu kaydında ismi geçenler arasında ırsi bir bağ kurulamadığı gibi kayden maliklerce bu parsellerin ... oğlu ...’a satıldığına ilişkin olarak da herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı,
bu itibarla dava konusu taşınmazlara uygulanan tapu kaydının 102 ada 5 ve 10 parseller ile 103 ada 1 ve 3 parsel ... taşınmazları kapsamadığının kabulü gerektiği, davacının dava konusu taşınmazlardaki hissesinin kayden malik ... ... hissesinin tedavülünden geldiği,
... ... hissesinin tedavülleri incelendiğinde ... hissesinin 21.03.1956 Tarih–Sıra No: 11’de kayıtlı işlemle ... oğulları ... ... ile ... adlarına tedavül gördüğü ve ... ... hissesinin tedavüller ile davacıya intikal ettiğini, mahallinde yapılan keşifte beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişiler ve tutanak tanığı tarafından sadece ... oğulları ... ... ve ...’ın kendi aralarında yaptıkları taksimden bahsedildiğini, kayden malik olan diğer kişilerin de katıldıkları usulüne uygun bir taksim bulunduğunun ise ispatlanamadığını,
tüm dosya kapsamı itibariyle dava konusu taşınmazlara uygulanan ve davacının da dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazların kapsadığının ve uygulanan tapu kaydına göre kayden maliklerin katılımıyla yapılan usulüne uygun bir taksim bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine, 102 ada 7, 102 ada 95 ve 103 ada 2 parsel ... taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tescillerin karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 ...
Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 ...
Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden hükmün ONANMASINA, 44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 225,45 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, taraflarca 1086 ...
Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi, 22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.