KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/14013 E., 2023/3578 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2023
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/2 E., 2021/28 K.
- Karar
- Davanın Reddine
Karar Metni
2.716 kelime·14 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Hukuk Genel kurulunca, İlk Derece Mahkemesi direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ... ve arkadaşları tarafından duruşma istemli, davacılar ... ve arkadaşları vekili, davacılar ... ve arkadaşları vekili, davalı TMO Genel Müdürlüğü vekili tarafından ise duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.05.2023 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden davacılar ... ve müşterekleri vekili Avukat ..., ... ve müşterekleri vekili Avukat ..., ... ve müşterekleri vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı Hazine vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ..., asli müdahil ... vekili Avukat ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 08.06.2023 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında; ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2104 ada 31 parsel ... ... taşınmaz tarla niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili 13.07.1979 tarihli dava dilekçesinde; çekişme konusu ... ilçesi ... Köyü Ormankaşı mevkiinde kain 2104 ada 31 parsel ... taşınmazın 1317 tarihli ve 155/4789 numaralı vergi kaydı ile müvekkillerinin murisi küçük ... oğlu Molla ...'ın tasarrufunda iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiğini ileri sürerek müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
3. Davacılar ... ve arkadaşları vekili 29.12.1989 tarihli dava dilekçesinde; çekişme konusu 2104 ada 31 parsel ... taşınmazın 1937 tarihli ve 433 numaralı vergi kaydı ile müvekkillerinin murisi ... ... oğlu ...’in ölümünden sonra da mirasçılarının zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, 1955 yılına kadar vergilerinin düzenli olarak yatırıldığını ileri sürerek taşınmazın müvekkilleri adına hisseleri oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.
4. Müdahale talebinde bulunan ... vekili 13.09.2002 tarihli dilekçesinde; çekişme konusu taşınmazda davacılar ... ile ...’un hisselerini gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ile devraldığını belirterek müdahale talebinin kabulü ile çekişmeli taşınmazın satışa konu bölümlerinin müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Hazine vekili 07.05.1990 tarihli cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1955 yılında Hazine adına tespit edildiğini, yapılan tespitte taşınmazın 20-25 yıldır kullanılmadığının belirtildiğini, taşınmazın imar görmesi nedeniyle zilyetliğin mümkün olmayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ... vekili 10.03.2005 tarihli dilekçesinde; davaya konusu parselin 1955 yılında Atatürk Orman Çiftliği tarafından işlenmekte olduğunu, dolayısıyla zilyetliğin Kurumda olduğunun açık olduğunu belirterek davanın reddi ile taşınmazın Atatürk Orman Çiftliği adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
3.Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili 20.09.1976 tarihli dilekçesinde; çekişme konusu taşınmazın ifrazı neticesinde oluşan 7994 ada 4 nolu parselde kayıtlı taşınmazın müvekkilinin tapulu malı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
4.Davalı ... (öncesinde ... Belediyesi) vekili tarihsiz dilekçesinde, dava konusu 2104 ada 31 parsel ... taşınmazın parselasyon planı ile düzenlemeye alındığını, 7631 ada 4, 7636 ada 3, 4 ve 8 parsellere şuyulandırıldığını, davacıların zilyetliklerinin 20 yılı doldurmadığını, taşınmazın Hazine adına tescili gerektiğinden ve belediye sınırları içerisinde bulunduğundan davanın reddi ile ... Belediyesi adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
5. İhbar edilen Posta Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi vekili 20.08.2015 tarihli dilekçesinde; 2104 ada 31 parsel ... taşınmazın imar uygulaması neticesinde oluşan Macunköy 13249 ada 4, 5, 8 parsellerde kayıtlı taşınmazların mahkeme kararı ile kurum adına tescil edildiğini, davacıların iddialarının kabul edilebilir olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.2000 tarih ve 1997/330 E., 2000/743 K. ... kararı ile; toplanan deliller yapılan keşif, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile dava konusu yere ilişkin davacıların iddiaları yerinde görülmediğinden ve 2104 ada 31 parsel üzerinde davacıların zilyetlikleri sabit olmadığından davacıların kadastro tespitine itirazlarının reddine, 2104 ada 31 parsel ... 118.195,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazın son kadastro tespiti gibi Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ..., ... ve arkadaşları vekilleri, ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 18.09.2001 tarihli ve 2001/3448 Esas,2001/6532 Karar ... kararıyla; yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı, temyize konu edilen 31 nolu parselle ilgili 20.09.1946 tarihinde yapılan işlemin 2613 ... Kadastro ve Tapu Tahrir Kanunu’nun (2613 ...
Kanun) 35 inci maddesine dayalı tapu tahriri işlemi olduğu ve kadastro tespiti niteliğinde olmadığı, bu bakımdan mahkemece 1946 yılında yapılan işlemin tespit niteliğinde görülmemesinde yasaya aykırı yön bulunmadığından bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, işin esasına gelince; yeniden keşif yapılarak vergi kayıtlarının gereği gibi yerine uygulanması, taşınmazın aidiyet ve kapsamlarının kesin olarak saptanması, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kaldığı, katılanların zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçiminin saptanması,
ziraat bilirkişisinden taşınmazın toprak yapısı, karakteri, işleniş tarzı, süresi ve sürdürülüş biçimi konularında teknik verilere dayalı gerekçeli rapor alınması, tüm deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar 1. İlk Derece Mahkemesinin 18.06.2013 tarihli ve 2002/551 E, 2013/388 K. ... kararı ile; Kadastro Kanunu’nun 33 üncü maddesi ve 5235 ... Kanun’un 7 nci maddesi hükümlerine göre mahkemenin Sincan Kadastro Mahkemesine bağlandığı belirtilerek dosyanın ... Batı Kadastro Mahkemesine devrine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin (...
Batı Kadastro Mahkemesi) 04.02.2016 tarihli ve 2013/102 E., 2016/19 K. ... kararı ile; davacıların dosyaya ibraz ettikleri vergi kayıtlarının dava konusu taşınmaza tam olarak uyduğunun tüm aşamalarda tespit edildiği, 1946 yılında yapılan ilk kadastro çalışmalarında davacıların murislerinin taşınmazı işlemelerinin zamanın çiftlik görevlilerince engellendiği belirtilerek bu duruma itiraz edildiği, bu itirazın kayıtlara geçtiği, ancak bu itirazların çözümüne ilişkin olarak geçmiş zamandaki ilan vasıtalarının yetersizliği dolayısıyla ilgililere tebliğ edilemediği,
keşifte dinlenilen tüm tanıkların da ortak beyanlarına göre 1956 yılında yapılan ikinci kadastro çalışmalarında davacılar murislerinin zilyetliğinin 20 yılı aşkın nizasız ve fasılasız olarak sürdüğünün şüpheden ari şekilde tespit edildiği, ilk kadastro çalışmaları esnasında belirtilen zilyetliğin engellenmesine ilişkin orman çiftliği görevlilerinin çalışmalarının Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesi uyarınca zilyetliğin tespiti için gerekli olan "nizasız-fasılasız" şartını engellememesi gerektiği, çünkü burada bir kamu otoritesinden kaynaklanan güç kullanımı olduğu,
davacılar murislerinin taşınmazı kullanamadıkları sürede dahi taşınmazın vergisini düzenli olarak ödemeye devam ettikleri, ilgili tutanaklarda da isimleri geçen davacılar murislerinin nizalı taşınmaz üzerindeki malik sıfatıyla zilyetliğinin Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesindeki şartlarını taşıdığı, taşınmazın davalılarla bir ilgisinin olmadığı, gaip ve yitik kişilerden kalmadığı, özel mülkiyete engel bir durumun oluşmadığı ve bilirkişi heyetinin 14.01.2015 tarihli ek 3 üncü raporu ve krokilerinin yeterli ve denetime elverişli olduğu,
her ne kadar asli müdahiller Medeni Kanun (MK)’un 716 ncı maddesine dayanarak talepte bulunmuşlar ise de MK’nın 716 ncı maddesinin 1 inci bendinde yer alan "Malikin kaçınması halinde" cümlesinin iş bu davada mevcut olmadığından ve asli müdahiller lehine-aleyhine kesin hüküm oluşturmamak için asli müdahillerin talebi hakkında bir karar verilmediği, davalı ...
Ofisinin husumet ehliyeti olmadığı, ihbar edilen Posta İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Türk Telekom (PTT) davaya katılma talebinde bulunmadığından haklarında hüküm kurulmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu 2104 ada 31 parsel numaralı taşınmazın Hazine adına olan kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın 1/2 hissesinin ölü ... oğlu ..., 1/2 hissenin de ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı ...
Mahsülleri Ofisi hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, asli müdahiller ..., ... ve ...’ın davaları hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili, ... Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı vekili, Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü vekili ile müdahil davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.03.2018 tarihli ve 2016/5383 Esas, 2018/2164 Karar ... kararıyla; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, müdahil davacı ... vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yönünden;
tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında tespit tarihine kadar zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği kanıtlanamadığına göre davanın reddine, çekişmeli taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline, tespitten sonraki hakka dayanarak dosyaya müdahil olan ...'nin davası yönüyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerekirken, delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu gereğine değinilerek karar bozulmuştur.
3. Bozma kararına karışı davacılar ... ve arkadaşları vekili, davacılar ... ve arkadaşları vekili, davacılar ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4. Aynı Dairenin 08.12.2018 tarihli ve 2018/2989 Esas, 2018/7337 Karar ... ilamıyla; dosya içeriğine, mahkeme kararında belirtilip, Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, 1946 yılında yapılan tapu tahririnde taşınmazın Çiftlik (A.O.Ç.) tarafından sürüldüğünün belirtildiği, bir kısım davacıların murisi ... oğlu ... mirasçısı ...'ün tespit tutanağında geçen 05.12.1955 tarihli beyanında babası ... oğlu ...'in ölümüne kadar taşınmazı sürmekte ise de ölümünden sona Çiftlik tarafından sürüldüğünü bildirdiği,
diğer bir anlatımla davacıların ve öncesinde murislerinin tespitin yapıldığı 1955 tarihinden geriye doğru ekonomik amaca uygun olarak 20 yıla ulaşan zilyetliğin bulunmadığını anlaşıldığına göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440 ıncı maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
D.İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 07.03.2019 tarihli ve 2018/48 E., 2019/27 K. ... kararı ile; davacıların dosyaya ibraz ettikleri vergi kayıtlarının dava konusu taşınmaza uygulandığı ve tanık beyanlarından taşınmaza ait olduğunun tespit edildiği, keşifte dinlenilen tanıklardan Lütfiye Cebal ve ... ...'un ortak beyanlarına göre de 1956 yılında yapılan ikinci kadastro çalışmalarında davacılar murislerinin zilyetliğinin 20 yılı aşkın olarak nizasız ve fasılasız olarak sürdüğünün açık bir şekilde tespit edildiği,
... oğlu ... mirasçısı ...'ün tespit tutanağında geçen 05.12.1955 tarihli beyanından anlaşılacağı üzere babası ... oğlu ...'in ölümüne kadar taşınmazı sürmekte ise de ölümünden sonra Çiftlik tarafından sürülmesinin Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesi uyarınca zilyetliğin tespiti için gerekli olan "nizasız-fasılasız" şartını engellememesi gerektiği zira burada bir kamu otoritesinden kaynaklanan güç kullanımı olduğu belirtilerek bozma öncesi karardaki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı, davalı Hazine vekili, davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili, davalı ... vekili ile müdahil davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.11.2020 tarihli ve 2019/16-412 Esas, 2020/10 Karar ... kararıyla; her ne kadar, Mahkemece hükme esas alınan 1925 doğumlu tanık Lütfiye Cebal ile 1332 (1916) doğumlu ... ...’un beyanlarında, köye geldiklerinde 18-19 yaşlarında olduklarını, o tarihlerde dava konusu yerin ... ve ... tarafından ekildiğini gördüklerini ifade etmiş iseler de, çekişme konusu taşınmaza ilişkin kadastro tutanağının beyanname sütununda yer alan davacı ...’ün 05.02.1955 tarihli beyanında,
dava konusu yeri babası ...'in sağlığında sürmekte iken sonradan Çiftlik tarafından sürüldüğünden kimseye sürdürülmediğini ve bu nedenle bu yeri tasarruf etmediklerini, vergisini verdiklerini ifade etmesi karşısında, davacının kendi kabulü dışında olan bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği, dava konusu taşınmazın tespit tarihi olan 1956 tarihinden önce kazanmayı sağlayan çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla 20 yıllık zilyetliği kanıtlaması gerektiği, mahkemece yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının davacıların çekişme konusu taşınmazda 1956 tarihinden önce çekişmesiz,
aralıksız ve malik sıfatıyla 20 yıllık zilyetlikleri bulunduğunu doğrulayamadıkları, yine davacıların dayandıkları ve zilyetlikle birleşmeyen vergi kayıtlarına hukuken değer verilemeyeceği nazara alındığında, davacıların davalarını ispatladıklarını kabule olanak bulunmadığı,
bunun yanı sıra, Mahkemece, murisin ölümünden sonra davacılar tarafından çekişme konusu taşınmazın kamu otoritesinden kaynaklanan güç kullanımı nedeniyle sürülemediği ve bu durumun nizasız ve fasılasız şartını engellemeyeceği belirtilmiş ise de, dosya kapsamından, davacıların çekişme konusu taşınmazdaki tasarruflarını korumak amacıyla, taşınmazı kullanmalarını engelleyen kurum veya kişiler aleyhine adli veya idari merciilere başvurduklarına dair bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, bu şekilde davacıların dava konusu taşınmaza yönelik tasarruf haklarının kamu gücü kullanılmak suretiyle engellendiğinin soyut beyandan ibaret olduğu,
dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle direnme hükmü bozulmuştur.
4. Bozma kararına karışı davacılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
5. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.02.2021 tarihli ve 2020/16-549 Esas, 2021/92 Karar ... ilamıyla karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
E.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2021 tarih ve 2021/2 E, 2021/28 K. ... kararı ile davacıların dava konusu taşınmazın tespit tarihi olan 1956 tarihinden önce kazanmayı sağlayan çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla 20 yıllık zilyetlikleri bulunduğunu doğrulayamadıkları, yine davacıların dayandıkları ve zilyetlikle birleşmeyen vergi kayıtlarına hukuken değer verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 2104 ada 31 parsel ... taşınmazın tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve arkadaşları vekili, davacılar ... ve arkadaşları vekili, davacılar ... ve arkadaşları vekili işin esası hakkında, davalı TMO Genel Müdürlüğü vekili vekalet ücretine yönelik olarak temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar ... ve arkadaşları vekili, 1946 tarihli ilk kadastro tespit tutanağı içeriğine göre dava konusu taşınmazın 75 yılı aşkın bir süredir davacıların nizasız fasılasız kullanımında olduğunun açık ispatı olduğunu, ve murisleri lehine tespitin yapıldığını, buna rağmen 1955 yılında yapılan kadastro tespiti ile aleyhlerine durum yaratıldığını, Atatürk Orman Çiftliğinin 30.10.1946 tarihli tarımsal amaçlı kullanılan alanları gösterir haritasında dava konusu taşınmazın bu alanların dışında kaldığı, bu belge ile 1946 tarihi itibariyle taşınmazın Atatürk Orman Çiftliği'nce tarımsal amaçlı kullanmadığının açık olduğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili, taşınmazın önceki maliklerinin zilyetliğinde iken Tiftik ... tarafından satın alındığını, bilahare güney kısmının ise ... tarafından Tiftik ...'dan satın alındığını, bu şekilde zilyet ve tasarruf edildiğini, davacıların bayii adına 1937 tarihli vergi kaydı ile kayıtlı olduğunu, keşifte dinlenen tanık beyanlarıyla da tespitten önce davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
3. Davacılar ... ve arkadaşları vekili yukarıdaki temyiz dilekçelerinini içeriğiyle benzer şekilde nedenlerle ve bozma nedeni olarak gösterilen ...'ün babasının beyanına göre taşınmazı kendisinin sürmediğini ifade ettiğini, herkesin kullanım yerinin farklı olduğunu, bu beyanın kendilerini bağlamasının mümkün bulunmadığını, kendi murislerinin kullanımında olan bölüm yönüyle kadastro tespit tarihi itibariyle zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
4. Davalı TMO Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddi nedeniyle diğer davalılar lehine vekalet ücretinin takdir edildiği, müvekkili kurum aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmesine rağmen lehlerine vekalet ücretinin takdir edilmediğini açıklayarak, vekalet ücreti yönüyle hükmün düzeltilerek onanmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vergi kaydına dayanan davacılar lehine 23.05.1956 tespit tarihinden geriye doğru ekonomik amaca uygun olarak 20 yıla ulaşan zilyetliklerinin bulunup bulunmadığı, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği, davalı TMO Genel Müdürlüğü lehine vekalet ücreti takdirinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 14 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 ... Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ...
Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekili, davacılar ... ve arkadaşları vekili, davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden tüm temyiz itirazlarının reddine,
2.Davalı TMO Genel Müdürlüğü vekili vekalet ücretine yönelik olarak temyiz istemine gelince; Mahkemece davalı TMO Genel Müdürlüğü'ne karşı açılan davanın husumet yönünden reddine karar verildiğine göre kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücreti verilmemesi bozma nedeni ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 ... Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca ve davanın geçirdiği safahat da dikkate alınarak ve usul ekonomisi de gözetilerek karar düzeltme isteğinin kabulüyle hükmün açıklandığı şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Yukarıda (V.C.3.1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar ... ve arkadaşları vekili, davacılar ... ve arkadaşları vekili, davacılar ... ve arkadaşları vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda (V.C.3.2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı TMO Genel Müdürlüğü vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının (2) numaralı bendinin devamına "3402 ... Kadastro Kanunun 31/son maddesi uyarınca maktuan 2000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden TMO Genel Müdürlüğü'ne verilmesine" ibaresinin eklenmesine ve hükmün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 8,400,00 TL avukatlık ücretinin temyiz eden davacılar ... ve arkadaşları, ... ve arkadaşları, ... ve arkadaşlarından alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazine, ... Büyükşehir Belediyesi, ... ve Toprak Mahsülleri Ofisi Genel Müdürlüğü'ne verilmesine,
59,30'ar TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60'ar TL'nin temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalı TMO Genel Müdürlüğü'ne iadesine,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/14013, K. 2023/3578, 8 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama