KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/145 E., 2024/6303 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1850 E., 2021/1380 K.
- Karar
- İstinaf başvurularının esastan reddine davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... Bakanlığı vekili
- İlk derece mahkemesi
- Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/920 E., 2019/544 K.
Karar Metni
818 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı, asli müdahil ve birleşen dosyada asli müdahiller vekili, asli müdahil ... vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asli müdahiller vekili ile birleşen dosyada asli müdahiller vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ve asli müdahiller vekili dava ve müdahale dilekçelerinde özetle. Bursa ili ... ilçesi ...
Mahallesinde kain eski 1 parsel (yeni 6763 ada 287 parsel) sayılı taşınmazın özel orman vasfıyla 885.200 metrekare olarak müvekkilleri adına tapuda kayıtlı olduğunu, 1958 yılında yapılan kadastro sırasında anılan taşınmaza uygulanan 1954 tarih 79 ve Haziran 1954 tarih 201 numaralı tapu kayıtlarının geldi kaydı olan Şubat 1329 tarih 456 sıra numaralı tapunun, 5658 sayılı Kanun gereğince Ziraat Bakanlığınca sahiplerine iadesine karar verilen tapulardan olduğunu, bu tapu kaydının komşu eski 21 parsel (yeni 6763 ada 4 parsel) sayılı taşınmazı da kapsadığını ileri sürerek,
eski 21 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına özel orman olarak tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " Bilirkişi raporlarıyla dava konusu yerin kesinleşen orman kadastrosuna göre devlet ormanı olduğunun sabit olduğu " gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı, asli müdahil ve birleşen dosyada asli müdahiller vekili, asli müdahil ... vekili, davalı ...
İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; " Çekişmeli eski 21 yeni 6763 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 1960 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında mera vasfıyla ...
Köyü Tüzel kişiliği adına tespit edildiği, yapılan bu tespit ve taşınmaza yönelik görülen dava sonucunda 18/03/1975 tarihinde özel siciline kayıt edildiği, sonrasında taşınmazın idari yoldan yapılan değişiklik ile 1.019.513,90 m2 yüz ölçümünde ve orman vasfıyla Hazine adına kayıt edildiği, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava ve müdahale tarihinden önce 20/03/1990 tarihinde işe başlanılarak sonuçları 06/05/1991 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunduğu, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına,
yapılan keşif sonucu alınan teknik bilirkişi raporlarına, gerek çekişmeli taşınmaza yönelik kadastro tespitinin hükmen kesinleştiği tarih gerekse çekişmeli taşınmaza yönelik orman tahdidinin 06/05/1991 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği tarih ile dava ve davaya katılma tarihi olan 23/09/2013 günü arasında hak düşürücü sürelerin geçtiğinin anlaşılması ve bu haliyle çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi nedeniyle orman sayılan yerlerden olduğunun, kesinleşen tahdit nedeniyle orman sayılan taşınmazların özel orman olarak nitelendirilemeyecek olması ile Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 01.04.2021 tarih 2020/2652 Esas,
2021/1340 Karar sayılı ilamında "davanın talep kısmı değiştirildiğinde davanın tamamen ıslah edildiği, bu durumda HMK’nın 180. maddesi hükmünce, bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi verilmesi zorunlu olduğunun" belirtilmesi, eldeki davada davacı ve katılan davacıların tazminat istemleri yönüyle HMK'nın 180. maddesinde öngörülen süre içinde yeni bir dava dilekçesi vermediklerinden geçerli bir ıslah talebinde bulunmadıklarının anlaşılmasına,
öte yandan ret sebebi ortak olan davalılar yönüyle mahkemece harçlandırılan dava değeri üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesinde de bir isabetsizlik bulunmaması ile ileri sürülen istinaf nedenlerine göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı " gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar; asli müdahiller vekili ile birleşen dosya asli müdahiller vekili, davalı ...
İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 06.05.1991 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uygulaması vardır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, asli müdahiller vekili ile birleşen dosya asli müdahiller vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/145, K. 2024/6303, 4 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama