KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/216 E., 2024/5170 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Hüküm/karar
- Davanın kısmen kabulüne
Karar Metni
1.068 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili ile davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
İlk Derece Mahkemence verilen davanın kısmen kabulüne dair verdiği önceki karar, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.11.2018 tarihli ve 2018/3152 Esas, 2018/7339 Karar sayılı ilamıyla; "davalı ... İdaresinin temyi itirazları, 2013 yılındaki hüküm davalı ...
İdaresi tarafından temyiz edilmediğinden bahisle reddedildikten sonra, davalı Hazinenin (B) harfi ile gösterilen bölüme ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yönünden, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya elverişli olmadığı,
komşu taşınmazlara ilişkin tutanak ve kayıtlarını dosya arasına alınarak taşınmazın orman içi açıklıkta kalıp kalmadığının tespit edilmesi gerektiği, 2014 yılındaki bozma kararından önce keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin taşınmazın davacıya ait olduğunu, bozma sonrası yapılan keşifte ise taşınmazın davacının babasına ait olduğunu ve 1973 yılında öldüğünü, sonrasında taşınmazı davacının annesinin kullandığını ve davacının taşınmazı annesi ile birlikte kullandığını beyan ettikleri,
bu durum karşısında beyanlar arasındaki bu çelişkili durumun giderilmesi ve iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda mirasçılardan birisinin tek başına taşınmazın adına tescili için dava açamayacağının değerlendirilmesi gerektiği, yine taşınmazın kadastro tespiti 26.08.2002 tarihinde yapıldığına göre davacı tarafından 20 yıl önce yani 1982 yılında imar - ihyanın bitirilmiş olması gerektiği, orman bilirkişi raporlarında 1984 yılında imar - ihya görmüş olduğunun açıklandığı ancak rapor ekindeki hava fotoğraflarında taşınmazın (B) harfi ile gösterilen kısmının imar - ihya gördüğünün anlaşılamadığı açıklanarak,
2002 yılında yapılan kadastro tespitinden 15 - 20 yıl önceki hava fotoğrafları ve memleket haritası stereoskopik olarak incelenip taşınmazın öncesinde ne olarak kullanıldığı, imar - ihyaya ne zaman başlandığı ve hangi kısımlarının hangi tarihte imar - ihyasının tamamlandığı hususlarının tam olarak açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " davanın kısmen kabulüne ve 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 01.02.2021 havale tarihli ek raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 32.724,01 m² lik kısmın tapu kaydının iptali ile Vezir oğlu ... adına tapuya tesciline, Siirt ili Merkez ilçesi ... Köyünde ...
Mevkiinde kain 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 01.02.2021 havale tarihli ek raporuna ekli krokide (B1) ile gösterilen 3.720,00 m² lik kısma ilişkin talebin reddine, Siirt ili Merkez ilçesi ... Köyünde ...
Mevkiinde kain 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 01.02.2021 havale tarihli ek raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen ve koordinatları belirtilen kısma ilişkin Yargıtay ilamında bozma sebebi olarak değinilmediği ve bu şekilde kesinleşmiş olması sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına, " karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı vekilinin, 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan krokide (B1) ile gösterilen bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve 04.02.2020 tarihli orman bilirkişi raporunda, (B1) ile gösterilen alana ilişkin olarak, 1956 tarihli hava fotoğrafında yaşları 25 - 30 arasında değişen kapalılığın % 60 - 70 civarında olduğunun ve meşe ağaçlarından oluşan ormanlık bir alanın bulunduğunun belirtilmiş olması karşısında, taşınmazın bu bölümünün evveliyatının orman olduğunun anlaşılmış olmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekilinin, 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan krokide B ile gösterilen bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulüne ve 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan krokide B ile gösterilen bölümüne ilişkin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş ise de, yerleşik Yargıtay kararları çerçevesinde Orman İçi Açıklık, " Komşu taşınmazlar ile birlikte dört yönü orman vasfındaki taşınmazlar ile çevrili olan taşınmazdır. " şeklinde tanımlanmış ve Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/s maddesinde de " orman içinde kültür arazileri dışında, insan müdahalesi olmaksızın kendiliğinden oluşan,
doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki ve bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren alanların " orman içi açıklık olduğu ifade edilmiş olup, dosya kapsamına göre, 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın temyize konu (B) bölümünün dört yönünün, orman vasfındaki taşınmazlarla (kuzey ve batı yönünden 104 ada 117 parsel, güney yönünden hükmen orman olarak tescil edilen 104 ada 44 parsel ve temyiz incelemesine konu kararla hakkında ret kararı verilen 104 ada 40 parselin B1 bölümü - bu bölüm hakkındaki ret kararına yönelik davacı tarafın temyiz itirazı reddedilmiş olmakla bu bölüm orman vasfını kazanmıştır - ,
doğu yönünden ise 104 ada 40 parselin hakkında daha önce ret ret kararı verilen ve temyiz edilmeksizin kesinleşen, bu nedenle orman vasfını kazanan 40-A bölümü ile) çevrili olduğu ve bu haliyle taşınmaz bölümünün orman içi açıklık niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
6831 sayılı Orman Kanunu' nun 17/2. Maddesindeki düzenlemeyle, kanun koyucu, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapatmış olup, Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin Yönetmeliğin 16/i maddesinde ise, orman içi açıklıkların devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörülmüştür. Bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu bulunmamakta olup, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Kanun gereği orman sayılan orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yoluyla kazanılması hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 104 ada 40 parselin (B) bölümünün, 6831 sayılı Orman Kanunu' nun 17/2. Maddesi uyarınca, komşu parsellerle birlikte orman içi açıklık vasfında olduğu ve anılan Kanun maddesi gereğince orman sayılan orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yoluyla kazanılmasının hukuken mümkün bulunmadığı gözetilerek, davacının bu bölüme yönelik davasının da reddine karar verilmesi gerekirken, taşınmaz bölümünün özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/216, K. 2024/5170, 23 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama