KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/2833 E., 2024/6557 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/210 E., 2021/380 K.
- Karar
- Davanın kabulü
Karar Metni
769 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kabulüne ve bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan 12.01.2010 tarihli krokide (A) harfiyle gösterilen 1330,75 m2 tek katlı ev bulunan tarla niteliğindeki taşınmazın davacı adına tesciline ilişkin ilk karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.11.2012 tarihli ve 2012/8557 Esas, 2012/9932 Karar sayılı ilamıyla; "... davada Belenbaşı Köy Tüzel Kişiliğine husumet yöneltilmiş ise de, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu uyarınca İzmir Büyükşehir Belediyesi yasal hasım konumuna geldiği açıklanarak, taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulmuş olmasının isabetsizliğine ..." değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda verilen, davanın kabulüne ve 12.01.2010 tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen 1330,75 m2 taşınmazın davacı adına tesciline, İzmir Büyükşehir Belediyesi hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine ilişkin ikinci hükmün, davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2014/5752 Esas ve 2015/861 Karar sayılı ilamıyla; ".. .bozma kararından sonra, yeniden bir keşif ve uygulama yapılmadığı,
incelenen memleket haritasının yapımına esas alınan hava fotoğrafları ile dava tarihinden 20 yıl önceki zamanlara (1980 ve sonrası) ait memleket haritalarının incelenmediği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 17 nci maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak,
dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten davanın açıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar-ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, resmi belgelere göre bilimsel yöntemlerle de kesin olarak belirlenmesi gerektiği ..." gerekçesiyle bozulmasına kararı verilmiştir.
Bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kabulüne ve 12.01.2010 tarihli bilirkişi kurulu raporu ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 1.330,75 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin önceki karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 01.04.2021 tarihli ve 2018/3533 Esas, 2021/3112 Karar sayılı ilamıyla; "...
Belenbaşı Köyü’nün Tüzel Kişiliği’nin kaldırılması ile mahalle olarak bağlandığı ...’nın da davada taraf olması gerektiği, davacı tarafa, davasını yasal hasım konumundaki ...'na yöneltmesi için süre ve imkan tanınması gerektiği, taraf teşkilinin sağlanması halinde tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve İzmir ili Buca ilçesi Belenbaşı köyü Köycivarı mevkiinde bulunan, Doğusu: yol, ... Kurt ve müştereklerine ait 291 parsel, Batısı: tescil harici yer, Kuzeyi: yol, ... ait ev ve bahçesi, Güneyi: ... ait ev ve bahçesi ile çevrili 12.01.2010 tarihli bilirkişi kurulu raporu ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 1.330,75 m2 üzerinde, tek katlı ev bulunan ağaçlı tarlanın, .... T.C kimlik numaralı ... ve ... olma, 01.01.1965 doğumlu, ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, dava konusu taşınmazın bulunduğu Belenbaşı köyü / mahallesinde fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen bölüm yönünden TKGM üzerinden yapılan sorgulamada, ilgili taşınmaz bölümüne 434 ada 31 parsel numarası verildiği anlaşılmış olup, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaza hangi nedenle parsel numarası verildiğinin ve bu taşınmaza ilişkin kadastro çalışması yapılıp kadastro tespit tutanağı düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılması,
taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinin belirlenmesi halinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu 26/son ve 27/1. maddeleri uyarınca davada Kadastro Mahkemesinin görevli olacağından görevsizlik kararı verilerek davanın Kadastro Mahkemesine devredilmesi; kadastro tutanağı düzenlenmeyip taşınmazın kadastro çalışması dışında bir başka sebeple tapuya bağlandığının anlaşılması halinde ise, davanın tapu iptali ve tescil davasına dönüştüğü gözetilerek davanın, taşınmazın tapu kayıt malik / maliklerine yöneltilerek yöntemince taraf teşkilinin sağlanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulması cihetine gidilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/2833, K. 2024/6557, 18 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama