KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/4454 E., 2023/1861 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mart 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/697 E., 2022/107 K.
- Karar
- İstinaf talebinin esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
959 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 05.08.1976 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sonucunda, 426 parsel sayılı 19.000,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesinde davalı ...'in zilyet olduğu belirtilerek, ham toprak ve çalılık vasfıyla, Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 25.01.2021 tarihli yenileme işlemi ile 8188 ada 28 parsel numarasıyla 19.168,91 m2 yüzölçümlü olarak tapuya kaydedilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesiyle; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 8188 ada 28 parsel sayılı taşınmazın tamamında kullanıcı olarak kardeşi olan davalının adının yazıldığını, ancak taşınmazın 6 dönümlük kısmının fiilen kendi kullanımında olduğunu belirterek, davalı adına yapılan kullanıcı tespitinin iptali ile tapunun beyanlar hanesine adının yazılmasına karar verilmesi istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmıştır.
3. ... Kadastro Mahkemesi’nin 11.05.2018 tarih ve 2018/220 Esas, 2018/97 Karar sayılı kararı ile, somut olayda, yörede 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 Sayılı Kanun) Ek-4 üncü maddesi kapsamında kullanıcı/muhdesat tespiti amacıyla fiili kullanım kadastrosu sırasında davacının dava ettiği ... ili ... ilçesi ...
Mahallesi 8188 ada 28 parselin güncelleme parseli olması nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 maddesine göre kadastro tutanağının düzenlenmediğinin, 3402 sayılı Kanun'un 11 inci maddesine göre askı ilanına alınmadığının Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğü yazı yanıtlarından anlaşıldığı gerekçesi ile dava konusu taşınmaz hakkında Kadastro tutanağının düzenlenmemesi nedeniyle dava dilekçesinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ve mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ve dava dosyası Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevabında; dava konusu taşınmazın yıllardır vekil edeni olan davalının kullanımında olduğunu, davacının taşınmazda bir hakkının bulunmadığını beyan ederek, davanın reddi ile dava konusu 8188 ada 28 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece (... 2. Asliye Hukuk) Mahkemesi'nin 05.01.2021 tarih ve 2018/324 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile, dava konusu 8188 ada 28 parselin kök parseli olan 426 parsele ait 05.08.1976 tarihinde kesinleşen tapulama tutanağında 426 parsel ham toprak ve çalılık niteliği ile Hazine adına senetsizden tam hisse ile tescil edildiği ve taşınmazın beyanlar hanesine "İş bu parsel nolu taşınmaz ... kızı ... aidiyetindedir." şerhinin konulduğu,
Kadastro Müdürlüğünün 15.03.2018 havale tarihli cevabi yazısı incelendiğinde taşınmazın bulunduğu Kömürcüler Mahallesinde 6745 sayılı Kanun'un 70 inci maddesiyle 6292 sayılı Kanun'un Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında kanuna eklenen 5 inci madde ile 5831 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) eklenen ek 4 üncü maddesi uyarınca ve Tapu ve Kadastro Müdürlüğü 2016/3 ve 2012/5 sayılı Genelgelerine göre kullanıcı/muhdesat değişikliği çalışmaları yapıldığı, 25.01.2018 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi uyarınca askı ilanına alındığı,
dava konusu taşınmazın da güncelleme parseli olduğu ancak henüz güncelleme çalışmasının yapılmadığı, bu sebeple 3402 sayılı Kanun'un ek 4 üncü maddesine göre kadastro tutanağının düzenlenmediği ve askı ilanına alınmadığının belirtildiği, bu sebeple 05.08.1976 yılında yapılan kadastro işlemine karşı 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile davanın hak düşürücü süreden usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu yer muristen gelmesine rağmen kendilerinin küçük olması nedeniyle ablası olan davalının eşinin kendilerinin bilgisizliğinden dolayı taşınmazı davalı adına yazdırdığını, kendilerinin ve diğer kardeşlerinin mağdur bırakıldığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamına ve kadastro müdürlüğünün 15.03.2018 tarihli cevabi yazısına göre davaya konu parselde güncelleme çalışması yapılmadığı, tesis kadastrosunun 1976 yılında yapılıp kesinleştiği ve kullanıcı olarak davalının gösterildiği, dava sebebinin muristen gelen hakka dayandığı, bu kapsamda 1976 yılında yapılan kadastro tespitinde kullanıcı olarak davalı gösterilmekle davacının iddiasının kadastro öncesi nedene ilişkin olduğunun anlaşıldığı,
İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere davaya konu taşınmazın tapuya tesciline ilişkin tutanağın 1976 yılında kesinleştiği davanın ise 2018 yılında açılıp ilgili Kanun'un 12/3 üncü maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşıldığından davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ettiğini, dava konusu taşınmazın muristen geldiğini, tanıklarının dinlenmediğini belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kullanım kadastrosuna itiraz istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın 6 dönümlük bölümünün davacının fiili kullanımında bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun'un Ek- 4 üncü maddesi,
3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/4454, K. 2023/1861, 29 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama