KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/4510 E., 2025/3332 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/10 E., 2022/32 K.
- Karar
- Davanı kabulüne
Karar Metni
1.338 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında temyize konu ... ilçesi ... köyü 80 parsel sayılı taşınmaz, 6.280 m² yüzölçümü ile tapu kaydına dayalı olarak, davalılar ... ve arkadaşları adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın tespitine itiraz etmiş, kadastro komisyonunca itirazı 16.01.1986 tarihli karar ile reddedilmesi sonrasında, taşınmazın tespitinin iptali istemi ile dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine; 80, 85, 86 ve 87 sayılı parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.10.2002 tarihli ve 2002/4917 Esas, 2002/8430 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.10.2002 tarihli ve 2002/4917 Esas, 2002/8430 Karar sayılı kararında özetle; "karar başlığında davada taraf olanların gösterilmemiş olmasının bu kişilere tebliğini önlediği gibi kararın infazında da tereddüt doğuracağı, bu nedenle, karar başlığında davaya dahil edilen davalıların gösterilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna" değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma kararlarına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, davanın reddine; 80, 85, 86 ve 87 sayılı parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.03.2005 tarihli ve 2005/811 Esas, 2005/ 282 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.03.2005 tarihli ve 2005/811 Esas, 2005/ 282 Karar sayılı kararında özetle.
"Mahkemece çekişmeli 80, 87 ve 85 parsellere ilişkin kadastro tesbit tutanaklarının asılları dosyaya getirtilmeden hüküm kurulmasının, ayrıca, çekişmeli 85, 86 ve 87 sayılı parseller ile aynı tapu kaydı içinde bulunmayan ve aralarında hukukî bağlantı bulunmayan 80 sayılı parsele yönelik dava ile bu davanın birleştirilmesinin doğru olmadığı, çekişmeli 80 sayılı parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; öncelikle;
bu taşınmaz ile 45, 70, 76, 77, 78 ve 81 sayılı parsellere revizyon gören tapu kaydının, çekişmeli 86 ve 85 parseller revizyon gören tapu kaydından farklı olduğu ve tarafların aynı olmadığı gözönüne alınarak bu parsele yönelik olarak Hazinenin açmış olduğu davanın bu dosyadan tefrik edilmesi ve aynı tapu kaydı içindeki taşınmazlara yönelik derdest dava bulunması halinde bu dosyaların birleştirilmesi gerektiği açıklanarak,
sonrasında mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak keşifte, gerek her parsel bir bütün olarak gerekse aynı kayıttan gelme taşınmazlar bir bütün sayılarak çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi.
3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumunun saptanması; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, açıklanan yöntemle yapılacak keşif sonucunda dava konusu olan taşınmazın, kamu malı niteliğinde olmadığı saptandığı takdirde bu taşınmaza revizyon gören Şubat 1933 tarih ve 55 nolu tapu kaydının (42 dönüm yüzölçümlü, Kuzeyi ... deresi, Doğusu ..., Güneyi düz tarla, Batısı ... ile sınırlı olan), mahkemece mahallinde yapılacak keşifte, yerel bilirkişiler ve;
tarafların gösterecekleri tanıklardan sorularak usûlüne uygun olarak uygulanması, çekişmeli taşınmazı kapsadığı belirlendiği takdirde, bu taşınmazın güney yönden ormana hudut olduğu ve tapu kaydının hudutlarının değişebilir olduğu, bu nedenle tapunun ancak miktarı ile geçerli olabileceğinin göz önüne alınması, buna göre, tapu kaydının, 3402 sayılı Kanun'un 20/c, 21 ve 32/3 maddeleri gereğince sabit sınırdan başlanmak sureti ile yöntemince zemine uygulanarak yüzölçümü kadar kapsamının belirlenmesi, kayıt miktar fazlasının ormandan açıldığı gözönünde bulundurularak karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulduktan sonra, Orman İdaresi, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescili talebiyle davaya müdahil olmuştur. İlk Derece Mahkemesince, 80 sayılı parsel yönünden ayırma kararı verilerek yeni esasa kayıtla yapılan yargılama sonucunda; Hazine ve Orman İdaresinin davasının kabulüne, 80 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.06.2015 tarihli ve 2014/8030 Esas, 2015/6293 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.06.2015 tarihli ve 2014/8030 Esas, 2015/6293 Karar sayılı kararında özetle. "Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin yerine getirilmediği, hükmüne uyulan bozma karararında, kök tapu kaydının uygulanması, kapsamının ve miktar fazlası var ise belirlenmesinin istenmesine rağmen, mahkemece yapılan keşifte tapu kaydının uygulanmadığı, istenilen hususların yerine getirilmediği açıklanarak,
dayanak Şubat 1933 tarih ve 55 nolu tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm tedavülleri ve varsa harita ve krokileri, kadastro sırasında revizyon görmüş ise revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları ile revizyon gördüğü parselleri ve dava konusu taşınmazı bir arada gösterir birleşik kroki ile bunları dıştan çevreleyen sınır ve yakın komşu parsellere ait kadastro tespit tutanakları varsa tespitlerine dayanak alınan belgelerin, davalı iseler dava dosyalarının getirtilerek,
önceki bilirkişiler dışında bir fen bilirkişi yardımıyla yapılacak keşifte, dayanak tapu kaydının yerel bilirkişiler ve tanıklar yardımı ile komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarından da yararlanılarak yöntemince gereği gibi zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kanun'un 20/C, 21 ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamının, miktar fazlası bulunup bulunmadığının tam olarak belirlenmesi, bilirkişiden keşfi izleme olanağı veren krokili rapor alınması,
4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısında hukukî değerini yitirip yitirmediğinin değerlendirilmesi ve tapu kaydının değişir sınırlı ve miktar fazlası olduğu anlaşılır ise şimdi olduğu gibi, tapu kaydının miktarıyla geçerli kapsamında bulunduğu,
bir başka anlatımla tapu kaydı miktar fazlası olmadığının anlaşılması halinde ise uzman orman bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda 1955 yılı hava fotoğraflarında orman olarak belirtilen ve fen bilirkişi tarafından (A) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik davanın kabulüne, aynı hava fotoğraflarında orman sayılmayan yer olarak bildirilen (B) harfli kısmına yönelik davanın ise reddine karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemece bozma kararlarına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca dayanak Şubat 1933 tarihli ve 55 no.lu tapu kaydının sınırlarının gayri sabit olduğu, tapunun yüzölçümü ile değerlendirilebileceği, tapu kaydının yüzölçümünün 42 dönüm olduğu,
dava konusu 80 parsel dışında 105 ada 22 parsel (eski 45 parsel (20.800 m2)), 107 ada 22 parsel (eski 70 parsel (16,480 m2)), 107 ada 24 parsel (eski 76 parsel (8.800m2)), 107 ada 25 parsel (eski 77 parsel (5,720m2)), 107 ada 26 parsel (eski 78 parsel (6.520m2)), 107 ada 27 parsel (eski 79 parsel (4.000m2)) ve 107 ada 29 parsel (eski 81 parsel (252m2)) sayılı taşınmazlara revizyon gördüğü, revizyon gördüğü bu parsellerin toplam yüzölçümünün gayri sabit sınırlı Şubat 1933 tarihli ve 55 no.lu tapu kaydının yüzölçümü olan 42 dönümden fazla olduğu ve kayıt miktar fazlasının ormandan açıldığının kabulünün gerektiği gerekçesi ile,
davacı Hazine ve müdahil davacı ... İdaresinin açmış oldukları davanın kabulüne, eski 80 parsel (yeni 107 ada 28 parsel) sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 10.09.1973-10.10.1973 tarihleri arasında ilan edilen tapulama çalışmaları vardır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ...'nin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/4510, K. 2025/3332, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama