KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/5761 E., 2024/5353 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
617 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, Bartın ili Merkez ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 42 parsel sayılı 650.347,52 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacılar vekili; Bartın ili Merkez ilçesi Kozcağız beldesi ... köyü 101 ada 42 parsel üzerinde bulunan ev altı asma tarlası ve ev altı tarlası, eğraltı tarlası olarak kısım kısım toplam 14 dönüm arazinin davacılara babaları ...'dan miras olarak kaldığını, buraları gerek babalarının gerekse de davacıların uzun yıllar kullandıklarını, fakat 2007 yılında köyde yapılan orman kadastrosu çalışmaları sırasında bu taşınmazların tarla vasfında olmasına rağmen orman vasfında gösterilerek davalılar adına tapuya kayıt ve tescil edildiğini belirterek, davalılar adına tescil edilen dava konusu taşınmazların tapularının iptali ile davacılar adına hisseleri oranında tapuda kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... İdaresi vekili; dava konusu 101 ada 42 parselin bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanuna göre orman kadastrosunun yapılarak çalışmaların 01.02.2008 tarihinde kesinleştiğini, taşınmazın bulunduğu yerin orman sayılan yerlerden olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın yapılan orman kadastro çalışması sonucunda 101 ada 1 parsel olarak orman vasfı ile tapuda Hazine adına kayıt ve tescil edildiğini, yapılan bu tescil işlemine de davacılar tarafından itiraz edilmediğini, dava konusu taşınmazın Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarılmasına ilişkin yapılan çalışmalar sonrasında ise 101 ada 42 parsel numarasını aldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; terekeye ait bir taşınmazın tereke varisi olmayan malikine karşı tapu kaydının iptali ve tescili için dava açıldığı, kural olarak dava açmanın tasarrufi bir işlem olduğu, mirasçılardan biri veya bir kısmının tek başına adına tescil isteyemeyeceği ve tüm mirasçılar adına tescil istenilmediği için dışarıda kalan mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması veya miras ortaklığına temsilci tayini yoluyla da davanın yürütülmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davada aktif dava ehliyetinin yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince, davalıların, muris Ali'nin terekesine karşı 3. kişi durumunda olduğu, bu halde mirasçılarından birinin terekeye karşı 3. kişi konumunda olan birisi aleyhine kendi payı hakkında açtığı dava, diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına açılmadığından,
davaya diğer mirasçıların katılması (icazet vermesi) veya terekeye temsilci atanması suretiyle devam edilmesi imkanı bulunmadığından mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/5761, K. 2024/5353, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama