KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/6520 E., 2023/2040 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2011/872 E., 2013/1074 K.
- Karar
- Davanın kabulüne
- Ek karar
- Temyiz talebinin süreden reddine
Karar Metni
1.728 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmiş İlk Derece Mahkemesinin 01.11.2021 tarihli ek kararı ile temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verilmediği, kararın kesinleştiği gerekçesi ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ek kararı davalı ... tarafından temyiz edilmiş; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sonucunda, ... İlçesi, ... köyü 153 parsel ... 6.150 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 104 ada 14 parsel numarasıyla ve 610,57 metrekare yüzölçümlü olarak, 203 parsel ... 5.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 104 ada 17 parsel numarasıyla ve 4.309,79 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde belirtilen; ... İlçesi, ... köyü 104 ada 14 ve 17 parsel ... taşınmazların maliki olduğunu, taşınmazların sınırlarının belli olduğunu, yıllardır kullandığını, ancak uygulama kadastrosu ile davacıya ait taşınmazların yüzölçümünde eksilme meydana geldiğini, bu eksilmenin davalılara ait eski 154 parsel, yeni 104 ada 13 parselden kaynaklandığından uygulamadan önceki yözölçümü ile tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap dilekçesi vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında yapılan kadastro yenileme çalışması öncesinde bir sınır ihtilafı bulunmadığı, taşınmazın sınırlarının yenileme çalışması öncesindeki kadastro kayıtlarında doğru olduğu kadastro yenileme çalışmaları sırasında sınırların hatalı tespit edildiği anlaşıldığından, davanın kabulüne, davacı ile davalılara ait ... ilçesi ... Köyü 104 ada 14, 17 ve 13 parsel ... taşınmazların sınırında 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 22/A maddesi gereğince yapılan yenileme çalışmalarıyla belirlenen sınıra göre oluşturulan tapuların iptali ile 17.04.2013 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide A, B, C, D harfleri ile gösterilen sınır hattı boyunca eski kadastro sınırına göre tapularının oluşturulmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
2. İlk Derece Mahkemesinin 01.11.2021 tarihli ek kararı ile gerekçeli kararın davalıya 06.02.2014 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, gerekçeli kararın 17.03.2014 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle, davalı ...'ın temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin ek kararına karşı, davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... gerek ek kararın temyizi dilekçesinde gerekse davanın kabulüne yönelik asıl karara ilişkin temyiz dilekçesinde özetle; kararın kendisine usulüne uygun tebliğ edilmediğini ayrıca hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını açıklayarak, İlk Derece Mahkemesinin ek kararı ile asıl kararının bozulmasını istemiştir
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Taraflar arasındaki uyuşmazlık, gerekçeli kararın davalı ...'a usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, sonucuna göre davacıya ait taşınmaza ilişkin uygulama kadastrosunun usulüne uygun yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası
3. Değerlendirme
1. Davalı ...’a yapılan tebligat, “Muhatap adresinin kapalı olması nedeniyle en yakın komşu ... ...'dan soruldu, muhatabın .... gittiği sözlü / imzalı beyan edilmiş, imzadan imtina edilmiştir. Tebligat Mahalle Muhtarı olan ... ... imzasına 26.02.2014 tarihinde teslim edilmiş olup 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır." şeklinde yapılmıştır. Ancak tebligat mazbatasına davalının tevziat saatleri içerisinde nerede olduğu, adresinden geçici olarak mı, yoksa sürekli olarak mı ayrıldığı hususlarının yazılmamış olması nedeniyle söz konusu tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı ...'ın temyiz talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 01.11.2021 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
2. Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta;
bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır.
Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi,
temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir.
Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir.
Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden,
taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir.
Teknik bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği,
uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır.
Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir.
Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir.
Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, taşınmazın sınırlarının yenileme çalışması öncesindeki kadastro kayıtlarında doğru olduğu, kadastro yenileme çalışmaları sırasında sınırların hatalı tespit edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastrosu sırasında düzenlenen pafta haritası, ölçü krokisi, hesap cetveli, ölçü cetveli, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları da dosya arasına celp edilmemiştir.
Diğer taraftan dosya arasında bulunan fen bilirkişi raporu, taşınmazın tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlarda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli bir şekilde hazırlanmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, yukarıda belirtilen belge, harita ve fotoğraflardan eksik olanların dosya arasına getirilmesi sağlanmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra da mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile harita ya da jeodezi mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosu sırasında zeminde mevcut olup halen varlığını sürdüren doğal ya da yapay sabit sınırlarının bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğu,
bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişkiler oluştuğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle bu çelişkiler giderilmeli, sınır ihtilafı olmuş ise taşınmazlar arasındaki sınırlar ve taraf gösterimleri, eldeki bilgi ve belgeler ile bilirkişi, tanık beyanları dikkate alınarak varsa hataların nereden kaynaklandığı, belirlenmeye çalışılmalı, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmeli, üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan;
yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması istenmeli, ayrıca taşınmazların tesis kadastrosu sırasında belirlenen ve kesinleşen sınırlarını ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlarını bir arada ve farklı renkli kalemlerle gösteren, krokili, denetime elverişli, gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğundan, davacı vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2013 tarihli asıl kararının bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR
Yukarıda (IV.C.3.1) no.lu bentte yazılı nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin 01.11.2021 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
(IV.C.3.2) no.lu bentte yazılı nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2013 tarihli kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde iadesine edilmesine,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6520, K. 2023/2040, 4 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama