KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/6842 E., 2025/3512 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/10 E., 2020/17 K.
- Karar
- Kabul
Karar Metni
698 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ..., ... ve ... vekili, duruşma istemli olarak davalı ... ve arkadaşları, davalı ... ve arkadaşları ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; duruşma masrafları yatırılmadığından duruşma istemlerinin reddine ve kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sonucu, ...köyü çalışma alanında bulunan 802, 804 ve 806 parsel sayılı sırasıyla 6900, 20000, 1850 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 802 parsel satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/2'şer hisseyle ... ve ... adına, 804 parsel Şubat 1951 tarihli 45 numaralı tapu kaydı ve zilyetlik nedeniyle, 806 parsel ise Şubat 1951 tarihli 44 numaralı tapu kaydı ve zilyetlik nedeniyle ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili tarafından, Eylül 1935 tarihli 56 ve 57 numaralı tapu kayıtlarına dayanılarak, tapu maliki ... oğullarından ... ve kızı 'nun terekesi Hazine'ye intikal ettiği halde davalıların usulsüz olarak tapuyu adlarına intikal ettirdikleri iddiasıyla ... ve diğerleri aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davası, davaya konu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro Mahkemesinde, kadastro tutanağı ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda verilen önceki karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.06.2015 tarihli ve 2014/7892 Esas, 2015/7135 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... çekişmeli taşınmazların tespit gününden önce Hazine tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasının kapsamında olmaları nedeniyle mülkiyet hanelerinin açık olması gerektiği halde her nasılsa mülkiyet hanelerinin doldurulmuş olmalarının sonuca etkili olmayıp yok hükmünde olduğu açıklanarak,
dava konusu 802, 804 ve 806 parsel sayılı taşınmazların Hazinenin tutunduğu Eylül 1935 tarihli 56 ve 57 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığı yapılan keşif ve uygulama sonucu belirlendiğine göre ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, çekişmeli 802, 804 ve 806 parsel sayılı taşınmazların tespitinin iptaline, taşımazın Hazine adına tesciline, malik hanelerinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ..., ... ve ... vekili, davalı ... ve arkadaşları, davalı ... ve arkadaşları ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, işin esasına girilerek karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dosya içerisinde yer alan tapu kayıtlarının incelenmesinde, çekişmeli 802, 804 ve 806 parsel sayılı taşınmazların, eldeki dosyada dava konusu olmalarına rağmen bir şekilde tapuya tescil edildikleri, yargılama sırasında dava konusu 802 ve 804 parsel sayılı taşınmazlarda ifraz ve imar işlemleri sonucu farklı parsellerin oluştuğu ve dava dışı üçüncü kişiler adına kayden intikal gördüğü; yine 806 parsel sayılı taşınmazın da kayden satış işlemleri ile dava dışı üçüncü kişiler adına intikal gördüğü anlaşılmaktadır.
Ne var ki; bu kişiler, adlarına davetiye çıkartılarak davadan haberdar edilmedikleri halde yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuştur. Bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez.
Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazların güncel tapu kayıtları getirtilmeli, taşınmazların tapu kayıtlarında eğer yoksa, davalı olduklarına dair şerh verilmesi istenmeli, taşınmazların kayden intikal gördüğü dava dışı kişiler adına duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeli ve böylelikle yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra işin esasına girilerek karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6842, K. 2025/3512, 7 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama