KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/1037 E., 2024/6628 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/31 E., 2021/47 K.
- Karar
- Davanın kabulüne
Karar Metni
583 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
ile davacı ... vekili
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ..., ..., ... vekili ile davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Karaman ili Merkez ilçesi ... Celal Mahallesi çalışma alanında 2613 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro sırasında, 876 ada 3 parsel sayılı 351.681,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenleriyle hisseleri oranında ... mirasçıları ..., ... ... ... ve ... ile ... ve diğerleri adına tespit edilmiştir. İtirazları Kadastro Komisyonunda reddedilen davacılar ... mirasçıları ... ... ... ve müşterekleri vekili dava dilekçesinde; tapu kaydı, vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın davacılar adına tescilini talep etmiştir.
Yargılama sırasında, müdahiller ... ve ... vekili, çekişmeli taşınmazdaki ... mirasçısı davacı ...'un taşınmazdaki payını 1992 yılında müvekkillerinin satın aldığı iddiasına dayanarak; müdahiller ... Beke, ... ve ... vekili ise, müvekkillerinin davalılar ..., ... ve ...'nun paylarını 1995 yılında satın aldıkları iddiasına dayanarak ayrı ayrı davaya katılmışlar ve İlk Derece Mahkemesince, müdahiller ..., ..., ..., ... ... ve ... ... yönünden müdahillerin talebinin kadastro tespitinden sonra doğan hakka yönelik olması, nedeniyle bu kişiler yönünden görevsizlik kararı vermek gerekeceğinden bu müdahiller yönünden dosyanın ayrılmasına ayrı bir esasa kaydına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu davanın kabulüne dair önceki karar, temyiz incelemesi neticesinde Yargıtayca; "... davalı ...’in temyizi yönünden temyizde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle reddedildikten sonra, davacılar ... ve müşterekleri vekili ile müdahil davacılar ... ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazları yönünden; "çekişmeli taşınmazın paylı olarak tesciline karar verilmiş ise de pay ve payda oranlarının birbirini tutmadığ , kararın bu haliyle infazının mümkün olmadığı ..." gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... çekişmeli taşınmaza uyan Temmuz 1341 tarih ve 34 numaralı tapu kaydında hissedarlar ..., ... ..., ... ve ... olmakla birlikte ...'in hissesinin tedavül görmüş olması nedeni ile ...' nın, ... ..., ... ve ... dışındaki çocuklarının ...’dan mirasçılık yolu ile gelen hisselerinin kalmamış olması,
tapu maliklerinden ... ...'nın ölü olması nedeni ile ... ve ... ... ... dışındaki ... mirasçılarının ... ...’dan dolayı dava konusu taşınmazda hisse alacak şekilde, ... ve ... ... ...’nın mirasçılarının ise hem ... ve ... ... ...’dan hisse hem de ... ...’dan hisse alacak şekilde dava konusu taşınmazda hak sahibi olduklarının anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne ve çekişmeli 876 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tamamı aynı vasıfta ve nitelikte, 88.473.600 pay kabul edilerek ... ve müşterekleri adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ..., ..., ... vekili ile davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ..., ...,
... vekili ile davacı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1037, K. 2024/6628, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama