KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/1703 E., 2024/8045 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/427 E., 2022/229 K.
- Karar
- Davanın kabulüne
Karar Metni
834 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, İstanbul ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 153 parsel sayılı 37900 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, irsen intikal, harici satış, taksim, ifraz ve zilyetlik nedenleriyle ... adına tespit edilmiştir.
İtirazı Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı ... vekili dava dilekçesinde; tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, müvekkili olan davacıya ait İstanbul ili ... ilçesi ... köyü 155 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kadastro sırasında davalıya ait 153 parsel sayılı taşınmaza dahil edildiğini ileri sürerek, 153 parselin tespitinin iptali ile davaya konu edilen kısmın 153 parselden ayrılarak 155 numaralı parsele ilavesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.05.2021 tarihli ve 2018/4632 Esas, 2021/4342 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olup, bozma ilamında özetle.
"Çekişme konusu 153 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının incelenmesinde, taşınmazın tespitine Kanuni Sani 1305 tarih 135 sıra numaralı tapu kaydının esas alındığı, bu tapu kaydındaki ...’a ait 1/2 paya isabet eden müfrez kısmın, bu kişinin Medeni Kanun'un yürürlüğünden 60 yıl evvel ölümü ile miras yoluyla kızı ...’ya, bu kişinin payının 15.9.1947 tarihinde ölümü ile de mirasçılarına ittikal ettiği ve 1976 yılında yapılan harici satış nedeni ile davalı ... ve müştereklerine intikal ettiği ve bu kişilerin taksimi sonucunda da 153 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tespit edildiğinin belirtildiği,
sözü edilen tapu kaydının tedavülleri incelendiğinde ise, kök kayıttaki ... payının halen uhdesinde bulunduğu ve kök kayıttaki bu payın tedavül etmediğinin anlaşıldığı; diğer taraftan, dosya kapsamına yansıyan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre de, taşınmazın iddiaya konu kısmının tespit tarihinden evvel 20 yılı aşkın süre ile davacı yanın zilyetliğinde bulunduğu ve davalı tarafın bu bölüm üzerinde her hangi bir zilyetliğinin bulunmadığının belirlendiği;
şu halde, davalıların bayiilerinin murisi kayıt maliki ...’ın Medeni Kanun'un yürürlüğünden önce öldüğüne, kök kayıttaki payı tedavül etmediğine ve taşınmazın zilyetliği de tespitten evvel 20 yıl süre ile davacı yanda bulunduğuna göre, davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının, 3402 sayılı Kanun'un 13/B-c maddesi gereğince, davacı taraf lehine hukuki kıymetini yitirdiği açıklanarak, davanın kabulüne karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; bozma ilamında belirtilen gerekçeyle davanın kabulüne, dava konusu (eski 153 parsel) yeni 202 ada 156 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitin iptali ile taşınmazın miras payları oranında davacı ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... mirasçılarından ... ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalı ... ve diğerleri vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; davacı tarafın iddiası dava konusu 153 parsel sayılı taşınmazın tamamına değil, bir kısmına yönelik olup, davacılar vekili 04.06.2018 tarihli dilekçesinde, bilirkişi ... tarafından verilen raporda (B) harfi ile gösterilen 11500 metrekare yerin 153 parselden iptal edilerek miras payları oranında davacı ... mirasçıları adına tescilini istediğini belirtmiş ve 02.08.2018 tarihli celsede de bu beyanını tekrar etmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında da; "... mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, taşınmazın iddiaya konu kısmının tespit tarihinden evvel 20 yılı aşkın süre ile davacı yanın zilyetliğinde bulunduğu ve davalı tarafın bu bölüm üzerinde her hangi bir zilyetliğinin bulunmadığının belirlendiği ..." ifadelerine yer verilerek çekişmeli taşınmazın tamamının dava konusu olmadığı vurgulanmıştır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli 153 parsel sayılı taşınmazın tamamının değil, bilirkişi ... tarafından verilen raporda (B) harfi ile gösterilen 11500 metrekarelik kısmının dava konusu olduğu ve davacı tarafın tespitten evvel 20 yıl süre ile zilyet olduğu bu kısım yönünden davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13/B-c maddesi gereğince, davacı taraf lehine hukuki kıymetini yitirdiği dikkate alınarak, davanın kabulü ile iddiaya konu kısmın davacılar adına tescili gerekirken, bu husus dikkate alınmadan taşınmazın tamamının davacılar adına tesciline karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1703, K. 2024/8045, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama