KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/2287 E., 2024/6016 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1040 E., 2023/1152 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/282 E., 2022/655 K.
Karar Metni
546 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde; davalı Vakfa ait yönetmelikte (Yön. 10/A maddesi, 2 paragraf) vakıf yararlananın ölümü halinde "yaşları ne olursa olsun kız çocuklar" ibaresinin yapılan değişiklik ile yönetmelikten çıkartılması nedeni ile bu değişikliğin kazanılmış hak kapsamında hukuka aykırı olduğunun tespiti istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafça tespiti istenilen hususlara ilişkin olarak genel kurul kararının iptali davası açılabileceği, bu bağlamda bu yönde açılacak davanın eda davası niteliğinde olması nedeniyle tespiti istenilen hususların da inceleme ve değerlendirme konusu yapılacağı, bu kapsamda davacı tarafça işbu tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı, davacı tarafın, somut dosya kapsamında davalı vakıf üyelerini temsil etmekte olup, üyeler tarafından eda davası açılması mümkün olan hâllerde, davacı tarafın tespit davası açmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, davacının yürürlükte bulunan yönetmelikle önceki yönetmelikler arasında İş Bankası yetim kız çocukları adına aleyhe yapılan düzenlemelerin tespitine, kazanılmış hak kapsamında yetim kız çocuklarına yeni yönetmelik değişikliğinin uygulanamayacağının tespitine, bu şekilde yetim aylığı kesilen kız çocuklarının kesilen-bağlanmayan yetim aylıklarının Vakıf tarafından karşılanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istediği, tespiti istenen hususların aslında eda davasına konu edilecek hususlar olduğu,
davacının tespit davası açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmadığı, o halde mahkemece davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile yerinde bulunmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Davacı Dernek tarafından açılan davada, davalı vakfa ait yönetmelikte (Yön. 10/A maddesi, 2 paragraf) vakıf yararlananın ölümü halinde "yaşları ne olursa olsun kız çocuklar" ibaresinin yapılan değişiklik ile yönetmelikten çıkartılması nedeni ile bu değişikliğin kazanılmış hak kapsamında hukuka aykırı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371'inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2287, K. 2024/6016, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama