KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/2436 E., 2024/7867 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/925 E., 2023/150 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Milas Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/98 E., 2022/26 K.
Karar Metni
632 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki Kadastro Komisyon kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 Sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli Bodrum ilçesi, Kızılağaç Mahallesi, 335 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında 30.01.2020 tarihli kadastro tutanağı düzenlenerek,
4.920,84 m2 yüzölçümlü, tarla vasfı ile belgesizden Hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesinde, taşınmazın 3. derece doğal sit sınırı içinde kaldığı ve üzerindeki zeytin ağaçlarının davalı ...'a ait olduğu yönünde şerh verilmiş, kadastro komisyonu tarafından resen tutanak düzenlenmesi suretiyle taşınmazın ... adına zeytinli tarla vasfı ile tespit edilmesine karar verilmiş, Hazine tarafından tespite itiraz edilmesi nedeniyle, 19.12.2020 tarihli Kadastro Komisyonu kararı ile, itirazın reddine, taşınmazın davalı adına zeytinli tarla niteliği ile tespitine karar verilmiştir.
Kadastro çalışma sonuçlarının 25.12.2020 ila 25.01.2021 tarihleri arasında askıya çıkarılmak suretiyle ilan edilmesi üzerine davacı Hazine vekili 23.01.2021 tarihli dava dilekçesi ile, dava konusu taşınmazın davalı adına tespit edilmesinin hatalı olduğunu, parselin genel itibarıyla taşlık, kayalık, makilik olup zilyetlikle kazanma şartlarını taşımadığını ileri sürerek tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu ve tanık beyanları uyarınca, dava konusu taşınmaz yönünden imar ihya şartlarının oluşmadığı, davalının malik sıfatıyla zilyetliğinin olmadığı, çekişmeli taşınmazın orman muhafaza karakteri taşıdığı gerekçesi ile davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazın 19.12.2020 tarihli kadastro komisyon tutanağının iptali ile 4.920,84 m2 yüzölçümü ile orman vasfı ile davacı Hazine adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisabı mümkün olmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı açıklanarak, davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamı uyarınca dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede tapulama çalışmalarının 1972 yılında kesinleşmesine, dava konu yerin bu çalışmalarda orman olması nedeni ile tescil harici bırakılmasına, 1965 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre yapılan ve kesinleşen orman kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında bırakılmasına, 2019 yılında taşınmazın bulunduğu bölgede 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesine göre kadastro çalışmaları yapılmasına,
3402 sayılı Kanun'un 14 ile 17 inci maddesinde aranan şartların davalı yararına gerçekleşmediğinin anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine,
dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2436, K. 2024/7867, 23 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama