KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/2587 E., 2025/3608 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/32 E., 2023/6 K.
- Karar
- Davanın kabulü
Karar Metni
1.170 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
............. Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca yapılan kadastro neticesinde 213 ada 4 parsel 20.918,21 m² yüzölçümüyle, tarla vasfıyla senetsizden davalı adına 28.08.2007 tarihinde tespit, 14.12.2007 tarihinde tescil edilmiştir.
Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde özetle; 213 ada 4 parselin davalı ... adına tescil edildiğini ancak taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu, davalı hakkında 21.03.1987 tarihinde ihbar üzerine suç tutanağı düzenlendiği, bunun üzerine... Sulh Ceza Mahkemesi'nin 1987/111 Esas 1987/106-82 karar sayılı ilamında suçunu inkar ettiği gerekçesiyle beraat ettiği ancak alınan bilirkişi raporunda taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespit edildiğini belirterek tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescilini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile, dava konusu 213 ada 4 parsel nolu taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 8717,65 m² yüzölçümündeki kısmın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline, (A) harfi ile gösterilen 12200,56 m² yüzölçümündeki kısma ilişkin davanın reddine karar verilmiş, tarafların hükmü temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 2014/9486 E.- 2015/2421 K. sayılı kararı ile; "...hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın eski tarihli resmi belgelerdeki konumu araştırılmadığı,
en eski tarihli hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp taşınmazın niteliği ile konumu saptanmadığı, mahkemece, eski tarihli memleket haritası, dayanağı hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte,
çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmesi.
3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanması; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmesi; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmesi; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra,
her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle yeterli rapor alınması, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiş, taşınmazların değerinin dava tarihi itibariyle görev sınırının üzerinde kalması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dosya...
Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile. 213 ada 4 parsel sayılı taşınmazın; fen bilirkişisinin 17.02.2014 tarihli ek raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 8717,65 m² yüzölçümündeki kısmın ifrazen iptali ile, orman vasfı ile Hazine adına tesciline, (A) harfi ile gösterilen 12.200,56 m² yüzölçümündeki kısma ilişkin davasının reddine karar verilmiş; hükmün davacı ...
İdaresi ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 23.06.2020 tarihli ve 2020/1876 Esas, 2020/2055 Karar sayılı kararında; "...Mahkemece davanın kısmen kabulü ile çekişmneli taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümünü orman vasfıyla Hazine adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş ise de; hükme dayanak alınan bilşirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın en eski memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki durumu denetlemeye elverişli şekilde gösterilmediği,
dosya içerisinde bulunan sulh ceza mahkemesinin 1987/111 E. sayılı dosyasında suça konu yerin çekişmeli taşınmaz ile aynı yer olup olmadığının araştırılmadığı, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 1/J uyarınca orman sayılan yerlerden olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmediği, mahkemece; sulh ceza mahkemesinin 1987/111 E. sayılı dava dosyası bulunduğu yerden getirtilerek dosya arasına alınması,
yine eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi;
öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmesi; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi, hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliğinin belirlenmesi, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklattırılması,
ayrıca sulh ceza mahkemesinin 1987/111 E. sayılı dosyasında orman bilirkişisi tarafından düzenlenen krokinin ölçeğinin kadastro paftasının ölçeğine, kadastro paftasının ölçeğinin de mezkur dava dosyasında bulunan krokinin ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle her iki ölçekli kroki üzerinde taşınmazın yeri raporda göstermesi,
yapılacak inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın öncesinin orman veya 6831 sayılı Kanunun 1/j maddesi uyarınca orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmesi ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde;
"...davaya konu yerde orman tahdidi ve tapulamanın 24/07/2007 tarihinde bitmiş olması ve 2B uygulamasının 04/12/2008 tarihinde ilan edilmiş olması ve Orman İşletme Yönetiminde görevli 2B Komisyonu ormandan çıkarılmasına yönelik tasarrufu da söz konusu olmadığına göre ve zabıt sahibinin (davalının) 2B olarak ormandan çıkarılmasını talep etmediği de dikkate alındığında dava konusu yerin tamamının 1958 yılında ormanlık alan olarak gözüktüğü ancak özellikle 1995 yılı sonrası bir kısmının ziraat alanına dönüştürüldüğü..." gerekçesiyle davanın kabulü ile,
dava konusu 213 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile "orman vasıflı" olarak Maliye Hazinesi adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2587, K. 2025/3608, 12 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama