KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/26 E., 2024/3959 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/13 E., 2022/89 K.
- Karar
- Davanın kabulüne
Karar Metni
914 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Uygulama kadastrosu sırasında, Antalya ili Gazipaşa ilçesi ... Köyü çalışma alanında ve tapuda davalıların murisi ... Özdemir adına kayıtlı bulunan eski ada 373 parsel sayılı 2400 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 117 ada 6 parsel numarasıyla ve 2.366,04 metrekare yüzölçümlü olarak; davacı adına tapuda kayıtlı bulunan eski 298 parsel sayılı 3.350,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, komisyon kararıyla 117 ada 4 parsel numarasıyla ve 3.387,65 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı ..., uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın sınırının yanlış belirlendiği ve yanlışlığın davalıya ait 117 ada 6 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince verilen önceki tarihli davanın reddine dair hüküm.
Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin 24.12.2019 tarihli ve 2016/13222 Esas, 2019/8877 Karar sayılı kararı ile "...Somut olayda mahkemece, tesis paftasının hatalı olduğu, doğru sınırların 1994/47 Esas, 1998/56 Karar sayılı ilam ile 294 parselin hükmen ifrazından oluşan davalıya ait 373 parsel sayılı taşınmaz ile davacıya ait 298 parsel sayılı taşınmazın sınırının ketir olarak belirlendiği gerekçe gösterilmiş ise de bahse konu davada.
298 parsel maliki olan davacı ya da maliki evvelleri taraf olmadığı gibi anılan davanın ; davalı 373 (hükmen ifrazdan önceki 294) ve davacıya ait 298 parselin ortak sınırına ilişkin de olmadığına göre; o dosyada.
298 ve 373 parselin ara sınırının ne şekilde tarif edildiğinin somut olayda bir önemi bulunmadığı; davacıya ait 298 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti ve bu tespit sırasında belirlenen dış sınırlarının itirazsız olarak 22.02.1982 tarihinde kesinleştiği, kadastro paftasında ortak sınırın, fiili kullanım sınırına aykırı olarak belirlendiği iddiasının da, ancak askı ilan süresi içerisinde açılacak tespite itiraz davasında ya da kadastro tutanağının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılacak tapu iptali ve tescil davasında ileri sürülebilecek mülkiyete ilişkin bir husus olduğunu;
mülkiyet uyuşmazlıklarının, uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağına işaret edilerek mahallinde yeniden keşif yapılması; teknik bilirkişiden tesis ve uygulama paftaları çakıştırılmak suretiyle aynı harita üzerinde gösterilmesinin istenmesi, taraflar arasındaki tesis kadastrosunda belirlenen sınırın, fiili kullanım sınırından farklı şekilde çapa bağlandığı belirlense dahi, tesis kadastrosunda sırasında tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunmadığının anlaşılması halinde; uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet uyuşmazlığını çözmek olmadığı dikkate alınarak,
taraflar arasındaki fiili kullanım sınırına göre değil, tesis kadastrosu paftasına değer verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi.." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda "..
117/4 (298) ve 117/6 (373) parseller arasındaki sınırın, 1982 yılı ilk tespit paftasındaki tersimatı/çizimi ile 1975 ve 1986 yılı uydu fotoğraflarının uyuştuğu, bu tarihte iki parsel arasındaki davaya konu yerin topoğrafik olarak makilik ve kullanım dışı, "ketir" olduğu, güncel 22/a çalışmasındaki gibi, 22/a çalışmasını doğrular nitelikte, arada o tarihte bir sınırın olmadığı, 22/a çalışmalarının, 1982 yılında yapılan çalışmada ölçü, çizim/tersimat hatasının yapılıp yapılmadığının kontrolünden ibaret olduğu, 22/a çalışmalarının mülkiyet değiştirmeye neden olmaması gerektiğinin açık olduğu.
1975 ve 1986 yılında hava resimlerinde bu kısımda belirgin bir sınır hattının olmadığı, 22/a çalışmalarındaki bu günkü halin, 1975-1986 yılı hava fotoğrafında gözükmediği, paftanın bu hali ile kesinleştiği, yıllara göre, baskın tarafın sınır değiştirmesinin 22/a ile kalıcı ... getirilmesinin, 22/a çalışmalarının özüne aykırı olduğu,
bu neden ile 1982 yılı kök kadastro çapındaki kesinleşmiş "geometrik parsel çapına" göre, niza konusu olan 28/03/2022 tarihli Harita/Jeodezi Bilirkişi heyeti raporunda ve ekli krokide (H=116,39m2) olarak belirtilen kısmın, davacı parseli 117/4 (eski:298) parsel uhdesinde kalması gerektiği, 22/a çalışmasının, 117/4 ve 117/6 parsel arasında (H) kısmını ilgilendiren "bu şekli ile" hatalı yapıldığı.." gerekçesiyle davacının davasının kabulüne;
eski 373 parsel yeni 117 ada 6 parsel sayılı ve eski 298 parsel yeni 117 ada 4 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespitlerinin iptali ile 28/03/2022 tanzim tarihli Harita/Jeodezi heyet raporundaki ve ekli krokide (H) harfiyle gösterilen 116,39 m² lik alanın davalıya ait Antalya ili Gazipaşa İlçesi, ...
Mahallesi, eski 373 parsel yeni 117 ada 6 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek davacıya ait eski 298 parsel yeni 117 ada 4 parsel sayılı taşınmaza tevhidine ve tevhit sonrası 117 ada 4 parselin 3.504,04 m² miktarlı olarak, 117 ada 6 parselin ise ifraz sonrası 2.249,65 m² olarak tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş; hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/26, K. 2024/3959, 6 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama