KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/3622 E., 2024/585 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2024
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Karar Metni
850 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
... ili ... ilçesi Dedeler Mahallesi çalışma alanında, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında , 2398 ada 1 parsel ... 452,30 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, hiç kimsenin kullanımında bulunmadığı, 2005 yılında ise üzerine Dedeler Köyü Tüzel Kişiliği tarafından tek katlı betonarme ve tek katlı kargir su deposu inşa edildiği, ancak zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği belirtilerek, birer katlı betonarme ve kargir su depoları ve arsası vasfıyla, Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Dedeler Köyünün ...'nın 23.12.2008 tarih ve 13/60 - 1 ... meclis kararı ile idari sınırları aynen muhafaza edilmek sureti ile mahalle statüsü ile davacı Belediyeye bağlandığını ve dolayısı ile ... ili ... ilçesi Dedeler Mahallesi 2398 ada 1 parsel ... taşınmazın her türlü hak ve sorumluluğunun davacı idareye ait olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı ... adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süre içerisinde açılmadığını ve taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davaya konu taşınmazın sınırlarının sabit oluşu, tarım dışı alan olması, yerleşim yeri içerisinde bulunması, herhangi bir mera kaydının bulunmaması, öncesinde mera, harman yeri, otlak, yaylak ve benzeri şekilde kullanılmadığının anlaşılması, taşınmaz üzerinde yer alan halen köy/mahalle halkının içme suyu ihiyacını karşılayan su depolarından eski olanının, kadastro tespit tutanağında belirtilen 2005 yılında çok daha önce inşa edilmiş olması,
taşınmaz üzerinde bulunan eski su deposunun 60 yıllık bir yapı olduğu yönündeki inşaat bilirkişisinin kanaati, 1995 tarihli hava fotoğrafında davaya konu taşınmaz üzerindeki daha eski olan su deposunun mevcut oluşu, mahalli bilirkişilerin beyanları, taşınmaz üzerindeki eski su deposunun köy halkı ve köy muhtarlığı tarafından imece usulü yapılmış olduğunun, yeni olan su deposunun ise ... Belediyesi tarafından yapıldığının anlaşılması karşısında 3402 ...
Kanun'un 14 ve 16 ncı maddesindeki şartların oluştuğu ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 2398 ada 1 parsel ... taşınmazın ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, "... dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişi beyanlarına, anılan beyanlarda taşınmaz üzerindeki eski su deposunun imece usulü ile olmak üzere ve o tarihte tüzel kişiliği bulunan köy nam ve hesabına yapılmasına,
alınan inşaat bilirkişi raporunda taşınmaz üzerindeki eski yapının 60, yeni su deposunun ise 10 yıllık bir yapı olduğunun bildirilmesi ile incelenen 1995 yılı hava fotoğrafında da davaya konu taşınmaz üzerinde eski su deposu olarak bildirilen yapının bulunmasına, bu haliyle çekişmeli taşınmaz üzerindeki yapıların yardımlarla yapılan su deposu şeklinde hizmet malı olmakla 3402 ...
Kanun'un 16/A maddesi gereği meydana getiren idare/halefi adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi tüzel kişiliğin kaybedilmesinden önce de köy lehine zilyetlikle kazanma şartlarının oluştuğunun dahi belirlenmesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ...
Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş; iş bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak. 3402 ...
Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorunda olup, davanın kabulüne karar verildiğine göre, öncelikle kadastro tespitinin iptaline karar verildikten sonra taşınmaz hakkında tescil hükmü kurulması gerektiği halde, kadastro tespitinin iptaline karar verilmeden taşınmaz hakkında tescil hükmü kurulmak sureti ile infazda tereddüt yaratır şekilde karar verilmiş olması isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3622, K. 2024/585, 7 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama