KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/4778 E., 2025/1933 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mart 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 1984/710 E., 1986/297 K.
- Karar
- Davanın reddi
Karar Metni
1.306 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
İstanbul ili, Üsküdar ilçesi ... köyü çalışma alanında 1983 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında, 7201 parsel sayılı taşınmaz, 1744 sayılı 6831 sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 sayılı Kanun) 2. madde uygulaması sonucu orman tahdit sınırları dışına çıkartıldığı,
tapuda tescilli haritasının zemine uygulanması ile 28.08.1969 tarihli ve 198 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığının anlaşıldığı belirtilerek ... adına 09.03.1983 tarihinde tespit edilmiş ve Hazine tarafından tapulama komisyonuna yapılan itiraz, tapulama komisyonunun 18.04.1984 tarihli kararıyla reddedilmiş ve yapılan bu tespitin iptali istemiyle açılan dava neticesinde Üsküdar Tapulama Mahkemesinin 12.07.1984 tarihli ve 1984/111 Esas, 106 Karar sayılı kararıyla, nizalı taşınmazın bulunduğu ... köyünün 1973 yılında tapulamasının yapıldığı,
daha sonra 1744 sayılı Kanuna göre orman sınırları dışına çıkartılması sebebiyle Genel Müdürlüğün emri ile yeniden tespitinin yapıldığı, ancak bunun ikinci tapulama olduğu, ilk yapılan tapulama sırasında nizalı taşınmazın tapulama dışı bırakma işleminin bir tapulama faaliyeti olduğu ve bu tapulama dışı bırakma işinin itiraz edilmeksizin kesinleştiği ve kesinleşen tespitler yönünden mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ve bu karar kanun yoluna başvurulmadığından 26.10.1984 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı Hazine vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde.
Üsküdar ilçesi ... köyü eski 4 ada 7 yeni 7201 parsel sayılı taşınmazın 1973 yılındaki tapulama sırasında davalılar adına tespit edildiğini, dava konusu yerin evvelce orman tahdit sınırları içinde kaldığını, taşınmazın orman rejimi dışına çıkarılmış olduğunu, yapmış oldukları itirazın Komisyonca reddedildiğini, Tapulama Müdürlüğünce araştırma yapılmadan tespit yapıldığını, evvelce orman tahdit sınırları içinde bulunan yerlerin mülkiyetinin Hazineye, intifa hakkının ise Orman Bakanlığına ait olduğunu, intifanın kalkması ile mülkiyetin Hazineye intikal edeceğini ileri sürerek,
2896 sayılı 6831 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun (2896 sayılı Kanun) Değişik 2. madde hükümlerine göre taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece (Üsküdar 3. Asliye) Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 30.04.1986 tarihli ve 1984/710 Esas, 1986/297 Karar sayılı kararla; "... bilirkişi raporu doğrultusunda taşınmazın, tapulama tespitine esas olan tapu kaydının hudutları içinde olduğu, tarafların bu hususta itirazlarının bulunmadığı, taşınmazın orman tahdit sınırı dışına çıkarılmış olduğu,
1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun' un 2. maddesi hükümleri uyarınca tapulu arazinin orman tahdit sahası dışına çıkarılması halinde yerine tekrar tapu sahiplerine intikal edeceğinin belirtildiği ve 2896 sayılı Kanunla muaddel 1744 sayılı Kanunla Değişik 2. madde hükümleri de dikkate alındığında Hazinenin iddialarının yerinde olmadığı ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından, "orman tahdidi dışına çıkarılan taşınmazın Hazine adına tespiti yapılması gerekirken şahıs adına tespitinin yapıldığı,
1744 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. bendinde, itirazsız kesinleşmiş tapulu arazilerin orman tahdidinden çıkarılması halinde, mülkiyetin tekrar tapu sahiplerine iadesinin öngörüldüğü, ancak dava konusu taşınmazın itirazlı mı itirazsız mı kesinleştiğinin araştırılmadığı, uygulanan tapu kaydının dava konusu yere uymadığı, hudut tatbikatı yapılmadan sadece mahalli bilirkişi beyanlarıyla tespit yapıldığı, tapu kayıtlarının halen orman hudutları içinde kaldığı,
evvelce orman tahdit sınırları içinde bulunan yerlerin mülkiyeti Hazineye, intifa hakkının ise Orman Bakanlığına ait olduğunu, intifanın kalkması ile mülkiyetin Hazineye intikal edeceği, taşınmazın mülkiyetinin halen itirazlı olduğu, tapuda malik hanesi açık bulunduğundan ve Tapulama Mahkemesi kararı da kesinleşmiş bulunduğundan taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği" iddiasıyla temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki.
Dairemizin 22.10.2024 tarihli ve 2021/12650 Esas, 2024/6183 Karar sayılı ve yine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.03.2018 tarihli ve 2017/11068 Esas, 2018/186 Karar sayılı ve 13.03.2006 tarihli ve 2006/980 Esas, 2006/3122 Karar sayılı ilamları dikkate alındığında, davalının dayandığı ve dava konusu 7201 parselin tapulama tutanağında ve Üsküdar 2. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünün 26.12.1984 tarihli cevabi yazısında belirtilen 28.08.1969 tarihli tapu kütüğünün 197 cilt ve 12 sayfasında kayıtlı 8760 yevmiye ve 198 sıra nolu tapu kaydının, dosya arasında bulunmayan Rebiülahir 1285 tarihli 116 nolu kök tapu kaydından ifrazen oluştuğu,
anılan kök tapu kaydının 82.710 metrekare olan yüzölçümünün, Orman İdaresinin ve Hazinenin taraf olmadığı Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.04.1954 tarihli ve 1953/462 Esas, 1954/179 Karar sayılı kararıyla 215.160 metrekareye çıkartılarak haritaya bağlanıp tescil edildiği,
daha sonra Haziran 1954 tarihli ve 21 nolu kayıt ile ... ve arkadaşlarına geçtiği, bu sırada Anadolu Fen Amirliğinin 24.09.1954 tarihli ve 1578 nolu harita gereğince özel parselasyon yapılıp tapu kaydı kapsamındaki taşınmazın 6.570 metrekaresi yol olarak ayrıldıktan sonra kalan 178.640 metrekaresinin 1 ila 20 adalarda 353 adet özel parsele ifraz edildiği ve dava konusu taşınmazın da bu şekilde ifrazen oluştuğu, 1744 sayılı Kanun'un 2. maddesinin uygulanması sonucu orman dışına çıkartılan yerlerde tapu kaydına değer verilebilmesi için dayanılan tapu kaydının, çekişmeli yeri miktarı ve sınırları itibarıyla kapsaması,
ilk orman kadastrosunun kesinleşmesinden önce oluşması, orman kadastrosunun itirazsız kesinleşmesi ve tapu kaydının 4785 sayılı Kanun karşısında geçerliliğini sürdürmesi gerektiği, dayanılan tapu kaydının geldisi olan Rebiülahir 1285 tarihli 116 nolu kök tapu kaydının sınırları, değişir ve genişletilebilir nitelikte ve devlet ormanına bitişik olduğundan, 3402 sayılı 20/C,
21 ve 32/3 maddeleri uyarınca sabit sınırlarla bağlantı kurularak miktarı itibariyle kapsamının tespit edilmesi gerektiği ve kök tapu kaydının miktarı hükmen artırılmış ise de bu davada Orman İdaresi ve Hazine taraf olmadığından verilen kararın Orman İdaresi ve Hazine yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, bu nedenle kök tapudaki miktar olan 82.710 metrekareye itibar edilmesi gerektiği anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözden kaçırılarak,
söz konusu tapu kaydının, 1744 sayılı Kanun'un 2. maddesinin uygulanması sonucu orman dışına çıkartılan yerlerde tapu kaydına değer verilebilmesi için gerekli olan şartları haiz olup olmadığı tartışılmaksızın ve bu şartları haiz ise miktarı itibariyle kapsadığı alan yöntemince belirlenmeksizin yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davalının dayandığı Rebiülahir 1285 tarihli ve 116 nolu kök tapu kaydı, ilk oluşumunda itibaren tüm tedavülleri ile birlikte dosya arasına alınmalı, dava konusu taşınmazın kök tapu kaydının yüzölçümünün artırılmasına ilişkin Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.04.1954 tarihli ve 1953/462 Esas, 1954/179 Karar sayılı kararının kesinleşme şerhini içeren onaylı bir örneği ilgili yerden dosya arasına getirtilmeli, Üsküdar Tapulama Mahkemesinin 12.07.1984 tarihli ve 1984/111 Esas, 106 Karar sayılı kararında bahsedilen ... köyü 1201 parsel sayılı taşınmazın,
dava konusu 7201 parsel sayılı taşınmaz ile aynı taşınmaz olup olmadığı tereddütsüz olarak belirlenmeli, tapulama ile oluşan 1201 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağı ile dava konusu 7201 parsel sayılı taşınmazın ilk oluşumundan itibaren yapılan tüm kadastro çalışmalarına ilişkin tutanaklar dosya arasına alınmalı, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde tapulama tarihinden önce yapılıp kesinleşen tüm orman kadastrosu ve 1744 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile varsa 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma,
işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde keşif yapılarak,
dava konusu yerin tapulama tarihinden önce orman sınırları içinde bulunan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli ve kök tapu kaydı, değişir ve genişletilebilir nitelikte sınırlar ihtiva ettiğinden ve ayrıca devlet ormanına bitişik olduğundan miktarıyla geçerli olduğu ve kök tapu kaydının miktarının hükmen artırılmasına ilişkin davada Orman İdaresi ve Hazine taraf olmadığından verilen kararın Orman İdaresi ve Hazine yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, bu nedenle kök tapu kaydındaki miktar olan 82.710 metrekareye itibar edilmesi gerektiği gözetilerek,
3402 sayılı 20/C, 21 ve 32/3 maddeleri uyarınca tapu kaydının yöntemince zemine uygulanması suretiyle, sabit sınırlarla bağlantı kurularak miktarı (82.710 metrekare) itibariyle kapsamı tespit edilmeli, bilirkişilerden tapu kaydının kapsamını gösteren, denetime elverişli ve yapılan keşfi takibe imkan veren, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bundan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/4778, K. 2025/1933, 10 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama