KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/5138 E., 2025/6721 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/92 E., 2023/30 K.
Karar Metni
1.211 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında; ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 28... parsel sayılı 1083,37 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine, ... oğlu ...'un 2000 yılından bu yana zilyet olduğu şerhi düşülmek suretiyle Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevki kuzeyi 245 parsel, batısı tapulama harici olup 243 parsel, güneyi 808 parsel, doğusu tapulama harici olup 828 - 915 parsel olan tahmini iki dönüm arazinin Devletin hüküm ve tasarrufunda kalan yerlerden olmadığı, yaylak, kışlak, taşlık, kayalık gibi vasfı olmadığı gibi evveliyatı da orman sayılan yerlerden olmadığını beyanla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının davacı lehine gerçekleştiği gerekçesiyle davacı adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir. Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama sırasında kadastro çalışmasının başlaması ve dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dava kadastro mahkemesine devredilmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde yaklaşık 7 - 10 yaşında olduğu düşünülen zeytin ağaçlarının çok yakın zamanda dikildiğinin düşünüldüğünü, zeytin ağaçlarının kendiliğinden yetişme ihtimali olan bitki olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığını, dava konusu taşınmazın kadastro tespiti sırasında taşlık, kayalık, çalılık ve fundalık olması sebebiyle tespit harici bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğunu, taşınmazın tapulamasının yapıldığı tarihte uygulamanın kesinleştiği tarihe kadarki dönemde kanunun aradığı anlamda kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığını,
kadastro kanunundaki tescil harici alanlardan tescile elverişli olanlar için sınırlama olan sulu arazide 40, susuz arazide 100 dönüm sınırlamasının dikkate alınması gerektiğini beyanla usul ve esastan yoksun olan davanın reddi ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.04.2016 tarihli ve 2014/63 Esas, 2016/199 Karar sayılı kararıyla; davacı yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesinde öngörülen iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 15.06.2015 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen toplam 1.079,34 metrekarelik bölümün tarla vasfıyla davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafndan temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.09.2020 tarihli ve 2017/684 Esas, 2020/3249 Karar sayılı ilamıyla. "Mahkemece, dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde, davacı yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesinde öngörülen iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, fen bilirkişi raporunda, çekişmeli yerin taşlık ve çalılık vasfında olduğu belirtildiği halde Kadastro Müdürlüğünün 24.07.2014 tarihli yazısında ... Mahallesi 243, 245, 808, 8 28... parseller arasında kalan kesimin paftası üzerinde “... Yolu” yazılmak suretiyle tespit ve tescil harici bırakıldığı bildirilmesine rağmen taşınmazın önceki durumuna ilişkin söz konusu çelişki giderilmemiş; taşınmazın tescil harici bırakılma nedeninin ne olduğu kesin olarak belirlenmemiş.
Dava, TMK'nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddeleri gereğince tapusuz taşınmazın tescili istemiyle açılmış olup, taşınmaz yol niteliği ile tespit dışı bırakılmış ise halen bu niteliğini koruyup korumadığı, imar-ihya suretiyle elde edilip edilmediği, bu şekilde elde edilmiş ise imar-ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıl süre ile ekonomik amaca uygun kullanım olup olmadığı hususlarında yeterli araştırma yapılmamış;
taşınmazın niteliğinin belirlenmesi amacıyla 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan, taşınmazın öncesinin ne olduğunu, taşınmazda imar-ihya işlemi yapılıp yapılmadığını, yapılmış ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, kullanım durumunu, taşınmaz bölümü üzerinde bulunduğu belirtilen zeytin ağaçlarının aşılı olup olmadıklarını ve aşılı iseler aşı yaşlarının ne olduğunu kesin olarak belirleyen bilimsel verilere dayalı gerekçeli rapor alınmamış olduğundan yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi, TMK’nın 713/4-5. fıkraları gereğince yasal ilanların,
keşif sonucu elde edilen bilirkişi rapor ve krokisine göre yapılması gerekirken, taşınmazın konumu hakkında dava dilekçesindeki bilgiler esas alınmak suretiyle yapılmış olması da usul ve kanuna aykırıdır." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozma sonrası Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli ve 2021/5 Esas, 2021/186 Karar sayılı kararıyla görevsizlik karar verilmiş ve dosyası kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
Manavgat Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu 1 28... parsel sayılı taşınmazın 01.03.2022 tarihli rapor eki krokide (B) harfiyle gösterilen kısmının 1975 yılı itibariyle kullanımlı olduğu ve dava tarihinden geriye doğru 20 yıl öncesinde imar ihyasının tamamlanıp tarım arazisi haline getirildiği ve söz konusu taşınmazın davacı tarafça ekonomik amacına uygun şekilde 20 yıldan fazla süredir zilyetlik altında bulundurulduğu,
(A) harfiyle gösterilen kısmının ise 1975 yılı hava fotoğrafında kullanımsız ve maki bitkileriyle kaplı olduğu ve yine 1992 yılı itibarıyla aynı şekilde kullanımsız ve maki bitki topluluğuyla kaplı olduğu, her ne kadar ziraat bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısım içerisinde 20 - 25 yaşlarında 10 adet aşılı zeytin ağacının bulunduğu bildirilmiş ise de yukarıda belirtildiği üzere söz konusu (A) harfiyle gösterilen kısmın 1992 yılı itibarıyla kullanımsız ve maki bitki topluluğuyla kaplı olduğu ve 2003 yılı uydu görüntülerinde dava konusu taşınmazın tamamının açıklık ve zirai kullanımlı olduğu,
imar ve ihyasının dava tarihinden 20 yıl önce tamamlanmadığı ve davacı tarafın zilyetliğinin dava tarihinden önce 20 yıllık süreyi doldurmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 01.03.2022 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfiyle gösterilen 507,54 metrekarelik kısmının davacı adına tarla vasfıyla tapuya tesciline, (A) harfiyle gösterilen 575,83 metrekarelik kısmının aynı ada son parsel numarasıyla tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazın beyanlar hanesine taşınmaz üzerindeki 30 adet zeytin ağacının davacıya ait olduğuna yönelik şerh düşülmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın (A) harfiyle gösterilen kısmı yönünden davacının 1994 yılı ve öncesini kapsayan zilyetliğinin bulunduğunu, zilyetlikle kazanım koşullarının davacının lehine gerçekleştiğini ve bu kısma yönelik davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup zilyetlikle kazanılamayacağını, (B) harfiyle gösterilen kısımda kazanmaya elverişli imar-ihya ve zilyetliğin bulunmadığını, usulüne uygun araştırma yapılmadığını ve bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığını, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarının çelişki olduğunu, (A) harfiyle gösterilen kısma ilişkin beyanlar hanesine verilen muhdesat şerhinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre,
İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/5138, K. 2025/6721, 17 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama