KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/5208 E., 2024/1935 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/970 E., 2023/930 K.
- Vekilleri
- Avukat ..., Avukat ..., Avukat ...
- Dava türü
- Uygulama Kadastro Tespitine İtiraz
- Dava tarihi
- 17.07.2021
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Çanakkale Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/19 E., 2022/44 K.
Karar Metni
623 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında Çanakkale Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Çanakkale ili Ayvacık ilçesi Tuzla Köyü çalışma alanında 2021 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında; tapuda davalılar ... ve diğerleri adına iştirak halinde kayıtlı bulunan eski 58 parsel sayılı 235 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 203 ada 1 parsel numarası ile 366,94 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde, uygulama kadastrosu sırasında davalılar adına kayıtlı 58 parsel (yeni 203 ada 1 parsel) sayılı taşınmazın tescil harici devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaz aleyhine metrekaresinin arttığını ileri sürülerek hatalı 22/a işleminin iptali ile taşınmazın tesis kadastrosundaki yüzölçümü ile tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, "dava konusu 203 ada 1 nolu parselin dava konusu yer ile sınırlarının yönetmelikte belirtilen sabit sınır olarak alındığı, sınırlandırması yapılan bu adanın ilk tesis kadastrosunda var olan şuanda da zeminde mevcut bulunan sabit tesisler ile parsel sınırlarının güncel teknoloji ve teknikle yeniden ölçülerek alan hesaplarının da yeni koordinatlara göre sayısal olarak hesaplandığı açılan davanın herhangi bir tecavüzün söz konusu olmaması, davalı lehine olacak şekilde davacı taşınmazından kaydırma yapılarak bir artışın söz konusu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine ve taşınmazların uygulama kadastro tespiti gibi tesciline" karar verilmiştir.
Davacı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "çekişmeli taşınmaz ile sınırındaki yol arasındaki ara sınırın sabit sınır olarak belirlenmiş olması, zeminde mevcut olup ilk kadastro, tapulama veya değişiklik belgeleri ile bilirkişi beyanlarına göre değişmediği belirlenen çekişmesiz sınırın sabit sınır olarak tarif edilmesine göre bu belirlemenin yerinde olduğu,
bilirkişi raporunun ekinde yer alan 1958, tespit tarihine yakın olan 1968 ve tespit tarihi ile uyuşan 1974 yılı hava fotoğrafları incelendiğinde taşınmazın hava fotoğraflarında çıplak gözle dahi görülen sınırının zeminle uyuştuğu, gerçeğin bir resmi olan hava fotoğraflarına uygun şekilde zeminde de tespit edilen ara sınrın sabit sınır olarak belirlenmiş olmasına ve sonuç olarak tesis kadastrosunda yapılan sınırlama hatasının bu şekilde giderilmiş olmasına göre mahkemece verilen kararın yerinde olduğu gerekçesi ile davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.
Davacı ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, uygulama kadastrosu sırasında, dava konusu taşınmazların yüzölçüm ve sınırlarının hatalı tespit edildiği iddiasıyla açılan, uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırların ve yüzölçüm düzeltilmesi isteğine ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık, uygulama kadastrosunun yöntemine uygun şekilde yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371'inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/5208, K. 2024/1935, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama