Kadastro sırasında, Diyarbakır ili Çermik ilçesi Aynalı köyü çalışma alanında bulunan 144 ada 69 parsel sayılı 31.167,38 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Diyarbakır ili Çermik ilçesi Aynalı köyü 144 ada 69 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair karar, davalı Hazine temsilcisinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; "... yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı belirtilerek, dava konusu 144 ada 69 parsel sayılı taşınmazın komşu parsellerinin sınırlandırma ölçü krokileri tutanak örnekleri ve varsa dayanağı belgelerin getirtilerek, komşu taşınmazlar arasında mera parseli var ise usulüne uygun mera araştırması yapılması,
bundan sonra mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisi ve fen bilirkişisinden oluşan bilirkişi kurulu huzuruyla taşınmazlar başında keşif icra edilmesi, keşif sırasında mahalli bilirkişi ve tanıklardan; dava konusu taşınmazın, kim tarafından hangi tarihten beri ne şekilde kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmesi, bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmeye çalışılması,
3 kişilik ziraatçi bilirkişi ve kadastrocu bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan, taşınmazın toprak yapısının tereddüde meydan bırakmayacak şekilde tespit ettirilerek, tarıma elverişli olup olmadığının belirlenmesi, imar - ihya edilip edilmediği, edilmişse imar - ihyanın ne zaman tamamlandığı ve taşınmazın toprak yapısı ve niteliği, kullanım şekli hususlarında ayrıntılı, gerekçeli denetime elverişli bilimsel rapor alınması, fen bilirkişisine taşınmaza komşu taşınmazları da gösterecek şekilde ayrıntılı ve denetime elverişli kroki düzenlettirilerek sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde; "... 26.06.2019 havale tarihli harita mühendisi bilirkişinin raporunda (A) ve (C) ile gösterilen kısımda davacı taraf lehine iktisap koşullarının oluşmadığı, (B) ile gösterilen kısmın ise davacı tarafın kök murisi ...'dan mirasçılarına intikal ettiği, ancak diğer bir kısım mirasçıların davacı lehine muvafakat beyanında bulundukları ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne,
çekişmeli 144 ada 69 nolu parselin kadastro tespitinin iptali ile 26.06.2019 havale tarihli harita mühendisi bilirkişinin raporunun ekinde yer alan krokide (B) harfi ile gösterilen 7.337,86 metrekarelik kısmının aynı adanın son parsel numarası verilerek kuru tarım arazisi niteliği ile 2/3 hissesinin davacı ... adına, 1/3 hissesinin ise ... ... adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı tarihli raporunun ekinde yer alan krokide (A) harfi ile gösterilen 17.817,58 metrekarelik ve (C) harfi ile gösterilen 6.011,94 metrekarelik kısmının taşınmazın niteliği değişmeksizin tespit maliki Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş;
hükmün, davacı ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.01.2023 tarihli ve 2021/4267 Esas, 2023/239 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş ve onama ilamına karşı davalı Hazine vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bu kararın dosya kapsamına uygun düşmediği anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; mahallinde yapılan keşif sonucunda fen bilirkişisi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 26.06.2019 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda, keşif tarihi itibariyle dava konusu yerin üzerinde ekim ve dikim faaliyetlerinin olmadığı, 1984 tarihli hava fotoğrafının incelemesinde (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün imar - ihyasının tamamlandığı,
ekim - dikim ve zirai faaliyetlerinin olduğu ve bu kısımda iki tane tahıl toplama yerinin gözüktüğü belirtilmiş ise de, rapora ekli 1984 tarihli hava fotoğrafından, (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünde ekonomik amacına uygun bir zilyetliğin bulunmadığı anlaşılmakta olup, davacı asil ...'ın birinci celsede alınan; " 1985 yılında köyden ayrıldığı,
1985 yılından beri tarla ile ilgilenmediği " yönündeki beyanı ile 2019 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin " taşınmazın kullanımının aralıksız olmadığı " yönündeki beyanlarıyla da, hükme esas fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün, davacı ve kardeşlerinin kullanımında olmadığı sübuta ermiştir.
Öte yandan; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 36/A maddesi, " Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunmaz.
" hükmünü amir olup, buna göre, söz konusu hükmün ancak Hazine veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından açılan davalarda uygulanacağı, Hazine aleyhine açılan, bir başka ifade ile Hazinenin davalı sıfatına sahip olduğu davalarda, bu maddenin uygulanmasının söz konusu olamayacağı, bu tür davaların reddi halinde kendisini vekille temsil ettiren Hazine lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davanın tümden reddi ile Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu, hükme esas alınan 26.09.2019 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen 7.337,86 m2 miktarındaki taşınmaz bölümünün davacı taraf adına tesciline karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz incelemesi sırasında hükmün bu nedenle bozulması gerektiği halde maddi hataya dayalı olarak onandığı bu kez karar düzeltme incelemesi sırasında anlaşıldığından, davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ; Açıklanan sebeplerle;
Dairemizin 24.01.2023 tarihli ve 2021/4267 Esas, 2023/239 Karar sayılı onama ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.