KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/6497 E., 2025/4929 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/2 E., 2023/14 K.
Karar Metni
598 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, Ordu ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan, ... mevki 176 ada 23 parsel sayılı 4.405,42 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına istinaden, tarla vasfı ile ... ve ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde; taşınmazın orman vasfında olduğu halde kadastro tespitinde davalılar adına tespit edildiğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın orman olarak Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen 2001/394 Esas sayılı dava dosyasının davacıları ... ve ... dava dilekçelerinde; taşınmazın ...'den miras olarak geldiğini, halen murislerinin zilyetlik ve tasarrufunda bulunduğunu, davalının hiçbir hakkı yokken kendi adına tescil yaptırdığını belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adlarına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, 28.03.2003 tarihli ve 2001/340 Esas, 2003/30 Karar sayılı kararıyla verilen, asıl davanın reddine ve birleşen davanın kabulüne dair karar, asıl davanın davacısı Orman İdaresi temsilcisi ile davalıların temyizi neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.06.2003 tarihli ve 2003/4446 Esas, 2003/5050 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin 31.10.2014 tarihli ve 2003/252 Esas, 2014/56 Karar sayılı kararla, asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı ... vekili ile davalı ... tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.10.2019 tarih, 2019/4012 esas ve 2019/5715 karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, taşınmazın 50 yılı aşkın süredir zilyet ve malik sıfatıyla davalılar ile murisleri tarafından kullanıldığı ..." gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, Ordu ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 176 ada 23 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, asıl davanın davacısı Orman İdaresi temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava davacısı Orman İdaresi temsilcisi temyiz dilekçesinde; ret kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmazların evveliyatı itibarı ile orman vasfı ile Hazineye ait olduğunu, dava konusu taşınmazın evveliyatından bu yana orman olması nedeni ile özel mülkiyete konu olamayacağı, zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı ile mülkiyetinin kazanılmasının mümkün olmadığını, eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...
İdaresi temsilcisinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/6497, K. 2025/4929, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama