KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/914 E., 2024/6794 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1801 E., 2022/1335 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/143 E., 2020/30 K.
Karar Metni
868 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili ve davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davalı taşınmazın bulunduğu yörede, 1942 yılında 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun) kapsamında orman tahdidi yapılmış, 18.01.1943 tarihinde Resmi Gazetede ilan edilerek kesinleşmiştir.
Daha sonra 13.04.1982 tarihinde kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) kapsamında Orman Kadastro çalışmaları ve 1744 Sayılı 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 Sayılı Kanun) Değişik 2 nci madde uygulama çalışmaları bulunmaktadır.
Ayrıca 2896 Sayılı 6831 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun (2896 Sayılı Kanun) Değişik 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında Orman Kanununun 2/B maddesi uygulama çalışmalarına ise 16.07.1985 tarihinde başlanmış, ancak ilan edilme aşamasında 3302 Sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 Sayılı Kanun) yürürlüğe girmesi üzerine 3302 sayılı Kanun kapsamında yeniden incelenerek 29.06.1987 tarihinde tamamlanmış ve 26.01.1989 tarihinde kesinleşmiştir.
Çığlık köyü Orta Mahallede bulunan dava konusu taşınmaz, eski 1108 parsel numarası ile tescilli iken 2012 yılında 3402 sayılı Kanunun 22/a maddesine göre yenilemeye tabi tutularak, Orta Mahalle 8650 ada 1 parsel şeklinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili, Döşemealtı ilçesi Çığlık köyünde yapılan orman kadastro çalışmaları sonucu kesinleşen orman sınırlarına göre dava konusu 8650 ada 1 parsel (eski 1108 parsel) sayılı taşınmazın kesinleşmiş devlet ormanı sınırları içerisinde kaldığını, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kalan kısımlarına ait tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, fen bilirkişi raporunda (A1) ile gösterilen 417,38 m² yüz ölçümlü kısmın 2/B alanında, (A2) ile gösterilen 97,22 m² miktarındaki bölümün ise orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, Antalya ili, Döşemealtı ilçesi, Orta mahallesi, 8650 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dosyada mevcut 25.11.2019 tarihli fen bilirkişi raporu ve ekli krokisinde A2=97,22 m² lik kısmın davalı adına olan tapusunun iptali ile, orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiştir.
Davacı vekili ile davalı vekili kararın bozulması talebi ile istinaf isteminde bulunmuşlardır.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda "dava konu taşınmazın yörede 3116 sayılı Kanuna göre yapılarak 1943 yılında kesinleşen orman tahdidinde taşınmaz orman sınırı içerisinde kaldığı, 13/04/1982 tarihinde kesinleşen 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Orman Kanununa göre yapılan 2.madde çalışmalarında A1 kısmının P.III nolu 2.madde parseli olarak Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılan orman sayılmayan alanda, A2 ile gösterilen 97,22 m2 lik kısmının ise orman sınırı içerisinde kaldığı belirlenmiş olup,
kesinleşen orman sınırları içinde kalan tapu kayıtları yasal değerini yitireceğinden ve orman sınırı içinde olan bir yer için oluşturulan bu tür kayıtlara değer verilemeyeceğinden davanın A2 ile gösterilen 97,22 m2 lik kısmı yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı.
A1 ile gösterilen kalan kısmı yönünden ise dava, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş tahditte orman sınırları içerisinde kalan kısmı yönünden açılmış olup, bu kısmın kesinleşmiş 2.madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışında kalan alanda kaldığı ve dolayısıyla orman niteliğinde olmadığı belirlendiğinden ve bu kısım hakkında eylemli orman olduğu iddiasıyla 2.madde uygulamasının iptali için açılmış bir dava ve istem de bulunmadığına göre eldeki davada orman niteliğiyle Hazine adına tescili için tapunun iptaline karar verilmemesinin de yerinde olduğu,..,orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısmı hakkında açıldığından ve ilk derece
mahkemesince de taşınmazın orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısmı belirlenerek bu kısım hakkında karar verildiğine göre davanın kısmen kabulüne değil kabulüne karar verilmesinde ve bu nedenle davalı taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinden de isabetsizlik bulunmadığı" gerekçeleriyle istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir.
Davacı vekili taşınmazın kabul edilenden daha çok kısmının orman tahdit içinde kaldığından ve vekalet ücreti yönünden bozulmasını talebi ile temyiz etmiştir. Davalı vekili ise 97 m2'lik kısmın orman olmadığını, orman dışına çıkarıldığını ve başka bir orman çalışması ile orman içine alınmasının mümkün olmadığından bahisle kararın kaldırılmasını talebi ile temyiz talebinde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere göre, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/914, K. 2024/6794, 25 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama