KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/967 E., 2024/7522 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1864 E., 2022/1440 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- Söke Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/4 E., 2021/14 K.
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile kararın kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Aydın ili ... ilçesi ... Mahallesi 1005 ada 1, 2 ve 3 parsel (eski 4001, 4002, 4003 parsel) sayılı taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına kayıtlı olduğunu, bu taşınmazlarda 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) uyarınca 2/B çalışması yapıldığını ve taşınmazların orman sınırları dışına çıkarıldığını, dava konusu taşınmazların orman niteliğini yitirmesinin söz konusu olmadığını belirterek, davalarının kabulü ile dava konusu taşınmazların orman sınırları dışına çıkartılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazlar üzerinde Kadastro Müdürlüğünce yapılan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 üncü maddesi gereği 24.12.2019 tarihinde ilan edilerek kesinleşen kullanım kadastrosu ile taşınmazların P.XXIV no ile orman sınırları dışına çıkarıldığı,
dosya içerisinde bulunan belgeler, hükme esas alınan bilirkişi raporları, bilirkişi raporu ekinde düzenlenen tesis kadastro paftası ve kadastro parsel sınırının çakıştırmalı haritası, hava fotoğrafları ve ortofoto haritalarıyla kadastro parsel sınırının çakıştırılmalı görüntüsü dikkate alınarak dava konusu taşınmazların orman vasfında olmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine, Aydın ili ... ilçesi ... mahallesi 1005 ada 1, 2 ve 3 nolu (eski 4001, 4002, 4003) parsel sayılı taşınmazların.
3402 sayılı Kanun'un Ek-4 üncü maddesi uygulaması sonucu oluşturulan kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince.
Mahkemece yapılan keşfe katılan teknik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen, denetime elverişli, bilimsel ve teknik veriler içeren bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı ancak yörede 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 üncü maddesi uyarınca yapılmış kullanım kadastrosu bulunmaması ve 2/B uygulama kadastrosunda tapuya tescil işleminin söz konusu olmaması nedeniyle davanın reddi ile yetinilmesi gerekirken infazda tereddüte neden olacak şekilde karar verilmesinde ve davada taraf olmayan Kadastro Müdürlüğü lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet bulunmadığı belirtilerek istinaf itirazlarının
kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dava; kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/967, K. 2024/7522, 16 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama